Günaydın,
erkenciyim ben...Şaşırdın mı?
tamam! Bencillik bu ama ihtiyacım vardı
ve paylaşmayı sevdiğin için bu cesaret
senin gün ve aydınlığından, biraz aldım.
benim ruhumda seni üzecek bir boşluk kalmadı
İnanmazsın, sana bahsederken arındım hepsinden.
Bir yağmur gibi toprağıma rahmetinle
Varoluştan gelen tohumlarım yetiştiler büyüdüler
Senin şevkatinle atan bir kalp içimdeki çarpıntı,
Günaydın...Biraz benim, biraz senin nefesin
Senin sesinden kendime dilekler tuttum.
Nefesimi tutar gibi sana bu gelişim.
Sen tek aydınlığımsın ve günlerimiz buluşacak,
uyandım, gözlerine doğdum aslında.
Akağaç kıraathanesinde Sami abi
Gelir birazdan topukları ezik kundurası
Bütün mahalleli kahvaltıya davetli
Bir masa üzerinde eski gazeteler serili
Gelip geçiyor yine Feridun...Aman bulaşmayın!
Temmuz akşamları ve akağaç kıraathanesi..
yine gazete köşesinde günün haberleri..
birden İlyas'la Nergis kapıda belirdi
Mithat! ceketimi getir, görmesin paspal halimi
saygıdan be oğlum! nasıl? pantolon tek çizgi mi?
açın şu pencereleri burası bir hava alsın
biz gelmeden az önce Nihat sobayı devirmiş
ulan Nihat! bu defa gerçekten boyun devrilmiş.
Akağaçta Sami abinin koşuşturması
soba devrilmiş borular her yerde
birisi var... Tanrım!
beni moda eleştirmeni zannediyor.
gerçek hayatta bir otel burası
ve bu adam benden;
giyimine, kuşamına ve ya herhangi bir şeye
yorum yapmamı istiyor. on üzerinden!
bir otelde tahsilli sayılır bu çocuk!
ne konuşacağını bilir... fikriyle
iş teklif edildi.
tamam dedim neden olmasın.
bana; sen seçilmiş kişisin denildi
beynimizi içerden kuşatan
bir süpernova olabilir mi?
zamanla algılarımızı yutan
kaybettiren gerçekliğimizi
ve ya vahşet bir virüs mü?
korkunç bir şey oldu...
daha önceki deneyimlerde
yakalamayacağımız bir şey bu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!