Şimdi diyorum ki,
kalkalım...
Geceyi yaralım tam ortadan ikiye
Ölüm ne kadar uzak bir insana?
Kalp bir anda durduktan sonra, sonrası var mı sanki?
Kimseyle konuşmuyorum. Sessizim. Yalnızım. Ölümü özlüyorum deliler gibi. Ne aldığım nefesin farkındayım ne de bir amacım var. Kendimi inandırdığım her güzel yalanın farkında, mutluluk oyunu oynuyorum. Bütün yalanları öldürüp bitmek istiyorum. Kısacık bir yola, minicik bir adım atıp silinmek… Hiç var olmamışçasına…
Hiçbir beklentim, umudum, hayalim yok ki benim!
Hep başkalarının mutluluğu adına ne kadar yaşayabilirim?
Daha ne kadar dayanır dizlerim küçücük tebessümler uğruna çökmeye?
‘’yarın görüşürüz birtanem’’ ler
Ve hiç gelmeyen yarınlar.
Bilir misiniz beklemek ne zordur o yarınları?
Hiç dönmeyen sevgilileri…
Siz bilir misiniz anka kuşunu?
Güzeli çirkine, zengini fakire
ne çok şeyden vazgeçmişim...
ne çok şeyi unutmuş,
ne çok şeyi erken tüketmişim...
eski heyecanlar ihtiyar titreyen bir el gibi şimdi avuçlarımda...
bir nefeslik canıyla üflüyorum hayatı benliğimden...
yanlışım yok değil de
Hayat anlamsız geliyor bazen
Bazen bir soluğu kesmek kaç dakikadırki diyorum
Susup oturup, için için binlerce kez kendimi vuruyorum...
Sessizliklerim çoğalıyor
Bakıyorum bir süre sonra göz yaşı bile akmaz olabiliyor.
Yabancıdan,elden günden değildir gelen...
Şimdi bir Istanbul birikmiştir senin cam kesiği gözlerinde...
Boşalmıştır yüreğinin zembereği.
Vakit daralmıştır,
Ve heyula beyninin ücralarının kemirgenidir artık...
Bir alt satırdaki redifindir ölüm...
Kifayet yoksunudur günbatımı.
Sabun köpüğü mutluluklar...
en çetrefilli saatlerinde ömrümün
bir ışık gibi önce gözümde parlayıp
sonra bir sigara gibi yüreğimde yandılar...
sabun köpüğü gözü,
sabun köpüğünden mutluluklar yüreği yakar...
Kendime mektup:
ne bir hedefim kaldı ne de amacım.
sadece çilemi doldurmaya gidiyorum.
anladım ki boşaymış bunca emeğim, bunca acım.
geçen ve geçecek yıllarıma yanıyorum.
ömrüm elimde oyuncak sanırdım.
Hala anlamıyorsun değil mi?
Sevda denen yokuşa senin uğruna tırmandığımı,
Gözümü ve ağzımı yumup,
Ölürcesine kendimi sana adadığımı anlamıyorsun.
Zamana meydan okuduğumu,
Yer ve konum denen o aptal şeyleri umursamadığımı,
ilk sevda yangınımdın...
ilk tanıdığım
ilk taptığım erkek...
şefkat dolu bakışlarında sevgiyi yakaladığım ilk adam...
kirli sakalların yüzüme battığında sanki canımı sonralarda ne kadar yakacağını bilmişim gibi kızdığım...
hiç affetmedim seni... hiç...
Dilara Hanım.. Sizin Şiirlerinizi çok beğeniyorum Seslendiriyorum YOZGATFM programcıyım..Size Ulaşmaya Çalışıyorum ama....