Acılar o kadar köpürtülüp
Allanıp pullanmış ki,
Gırtlağımıza kadar dert doluyuz.
Ne kadar kaşısak da, kaşıyalım
Kanatılan yaranın sancısıyla
Ayar verecek terazi değilim
Her şey ayan beyan ortada
Kimin ne istediğini
Ne istemediğini
Bilsin şu insan oğlu.
Bir ayrılık türküsüydü zaten, çalıp duruverirdi yanı başımızda.
Sesimiz duyulurdu bütün kavgalarda
Bütün türküler bizim için çalınırdı radyolarda,
Gece olunca sesimiz dinerdi
Kimseler bilemezdi hangi suçun sanıklarıyız diye..
Uzakların sarıp koklayamadığı
Düşündükçe gülümseten, sımsıcak
Sevdalı yüreklerin delisi olmuştum.
Gecelerin uykusuz bıraktığı
O kadar çok savrulup, avutulan
Bilemedim Ki
Ne çok ta, eski yalnızlıklarıma benziyordun
Yıllar geçse de aradan, hiç doyamadığım
Şimdi.
Külünü ne tarafa döksem ki, şu yalnızlığımın.
Ne yapıp, ne edip,
Yarın farklı bir gün olmayacak
Güneş yine doğudan doğacak,
Batıdan batacak.
Anamız aynı ana,
Babamızda aynı baba olacak.
Şu içinde olduğumuz mevsim
Böyle, yalın mı geçecekti..
Mutluluktan koşan
Kucaklaşan mutlu insanlar görmek.
Söyleyemk istediğim, ne çok sözler kalmıştı dilimin ucunda,
Susmak, ne iyi bir ilaç olduğunu da, ögrenmiş oldum
Duymak istediklerimi hiç duyamadan
Gün yüzü, güneş görmemiş
Çok sözler duydum..
Bayım !
Bir bilet istiyorum
Siyah kalemle yazılmış olsun
Üstünde koltuk numarası da, yazmasın.
Dönüşü olmayan
Sizin hangi mahşerin çocukları olduğunuz.
Yada hangi mevsimde doğduğunuz, kimseyi ilgilendirmezdi.
Eğer yokluk mahşerine yenilip, gelseydiniz dünyaya.
Gönlünüzde acı, yüzünüzde çizgiler, boynunuz bükük olurdu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!