Bahar ayından bir akşam üstü,
yan binadaki et kokusu,
çocukluğunu verdiğin
terastaki deniz manzarası
ve eski tip bir televizyon,
babanın şarabı, senin vişne suyun,
tek sevdiğin meyve suyu,
yine seni kaybettiğim,
daha doğrusu terk ettiğin günler gibi,
boğazımda deniz tuzu, ayağımda deniz kumu.
Hep o eski şarkılar çalardı,
Elvis gibi,
bazen de bestelerin;
radyodan duyamadığım.
Okumaya kıyamadığım kitaplarının arasından
ufak, deri, pürüzlü bir defter.
Satır satır aşıklığını anlatırdı ölen kardeşinin.
Gözlerine her baktığımda daha çok sararır,
kum olur giderdi.
Yıl yıl akıp geçmiş sinirinden,
günahlarını silerdin.
Tanrıyı düşlemeye iten
ya da düşünmeyi öğreten
böylesine bir adama günahkâr denir mi?
Nice kötülükler sayardım,
yok olmaya yatmış,
hepsi kaçmış ellerinden.
Şimdi hepsi var olsun diyorum;
insan olmaktandır.
Diyorlar ki, günahmış seni sen yapan.
Kalıpsız, düzensiz, plansız insan yapan.
Kim için arınacakmışsın etinden kemiğinden,
hür olmaktansa, çıplak dolaşmaktansa?
Kim için soyunacakmışsın meydanlarda?
Öğüt verenlere mi?
İyilik borç mudur ki utanmadan tartarlar seni?
Sevmek sarhoşlukla mı olur,
ya yermek o da mı sarhoşluktan?
Vasiyetinden dökülecek damlaları,
ucuz kırmızı şarabın.
Sonra kim o erdem belasına bulaşmışsa helaldir diyecek.
Kayıt Tarihi : 26.09.2026 08:38:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!