yağmurların sonbaharın en hüzünlü ayında yağdığı bugün
kasımpatıların açtığı günlerden geri bir yolculuktu,
yaprağa düşen damlada, buldum kendimi maltepenin yollarında
bir parkta çocuklar cıvıl cıvıl neşe içinde sordum adlarını
serihan,ümit,kemal,didem, fatoş, cevat dediler
sordum burası neresi an'ların yaşandığı yer dediler
Sisli bir Edirne akşamında ayrılacağım
Geldiğim o yaz sıcağı Edirne'den
Yıllar önce son bahardı tanışmıştık
Şimdi zemheri ayrılacağım senden
Bu şehirden birlikte adımladığımız söğütlükten, karağaçtan
Ankara’yı seviyorum çünkü içinde sen varsın.
Seni seviyorum çünkü Ankara'da sen varsın.
seli Çiğ tanelerinin Serinliği ve tazeliği
ve toprağın bereketi Gökyüzünün mavisi
denizin perisi Yüreğimin açmamış çiçeği
‘umut uçunca yürekten, hayat zindan olur’
okuduğu bir kitabın sayfaları arasında gözlerine takılmıştı
umut yanı başındaydı belki
sevda sözcüğünün suya
kanla yazıldığı topraklardayım
binyıllar öncesinden aşk için
bin yıllar sonrasında suya vatan sevdasının yazıldığı
o ölüm gemilerinin deniz üstünde giderken bıraktığı izlerde
kim bilebilirdi ki sevda topraklarında üzümün şıraya
Yanlızlığım yıldızlara binmiş kayıyor
Gökyüzünde eğenin esintisi çalıyor yüzüme
yokluğun sonbahar yağrağı gibi
düşüyordu yüreğime
bir eylül sabahında
ankara sokaklarında
yıldızlar takılmış saçına
Ankara akşamında
dolaşıyorum sokaklarda
ıslık çalarak
ve
seni arıyor gözlerim
yürek yarasına
başka bir yürek mi
merhem olur
yürek yarasına
geçen zamanın bıraktığı tortu mu
yele versem tortuyu
Beserek dağında gezer develeri
İsmin alır Veysel Karani'den
Ortaköy'den, Hüyük'ten, Mescit'ten
Ünün yayılır ilaç beldesi Emlek'den
Gönül gözün ile dillendirirsin sazını
Sivas, Şarkışla, Sivrilan-Söbelan köyün




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!