Cevat Çeştepe Şiirleri - Şair Cevat Çeştepe

Cevat Çeştepe

SEVGİLİ DOSTLARIM…!!!
Bu gece için hiç kimseler söz vermeyin…Beyoğlu’nun en güzel meyhanesi FİLANCA’da hepiniz için bir masa ayırttım…İçimden öyle geldi., ne yapayım…
Gerçi ben orada olmayacağım ama hesaplarınız benden… Açık çek bıraktım., rahat olun…
Gönlünüzce yiyip-içip eğlenin….
Haaa bu arada., arkadaki masanın rezervasyonunu da bu arkadaşlar yaptırmış., yengelerle birlikte geleceklermiş… Belli ki çok efendi., ağır başlı bir grup…
Ama diyeceğim o ki nasılsa hesap ödenmiştir diye siz gene de rakıya fazla dalmayın…Biliyorsunuz şişede durduğu gibi durmaz., arka masaya 'niye yan baktın' mevzuları filan açılır...

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

sevgilim.,
bu mektupta da .,bitmeyen mevsimlerin tükettiği kalemimle
ve uzakların bu karanlık sokaklarında., ‘en çok şeyler’ niyetine
gene ‘hiçbir şeyler’ yazıyorum
ve adresin bilinmesin diye de üstünü boş bıraktığım zarfın içine
katladığım mektup kağıdını özenle ve öperek

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

Aşağıdaki resim bir duvar kağıdı… Çalışma odamın penceresiz duvarını bu duvar kağıdı ile kaplatmayı ve 'böylesi bir ormanın aslını görme şansım nasılsa yok., hiç olmazsa bu şekilde görüntüsü ile baktıkça kendimi kandırıp., içimi ferahlatırım' diye düşünüyordum …

Buraya Dikkat !!! ., SADECE DÜŞÜNÜYORDUM .…

Ama arkadaş nasıl olduysa birden evin dışında bir gürültü koptu… Deprem korkusu içimize işlemiş ya n’oluyor diye korkuyla perdeyi aralayıp dışarı baktığımda ne göreyim …
Bir tabur jandarma., yüzlerinde gaz maskeleri., coplarını kalkanlarına vura vura arkadan gürül gürül gelmekte olan iş makinelerine yol açarak bizim eve., daha doğrusu bana doğru gelmiyorlar mı …

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

Sanıyorum Amerika kıtasının orta bölgesinde bekar bir erkek öldüğü zaman., yakınları tarafından yeni ölmüş bir kadının cesedi mezarından çalınıp., gelinlik giydiriliyor ve süslenp-püslendikten sonra ölen bekar erkeğin yanına gömülüyormuş… Amaç., erkeğin hiç olmazsa mezarında yalnız yatmamasıymış….
Bu da bir “ölü gelinler” hikayesi… Sıkça tanıklık ettiğimiz “çocuk gelinler” gerçeğinin bir başka versiyoru…

Her ikisinin de özeti: Kadına yaşarken de rahat yok öldükten sonra da…

Çağdaş insan beyninin asla kabul edemeyeceği bu iğrenç hikaye ve acı gerçekler.., kuşkusuz cehalet ile cinsel açlık evliliğinden doğan.., adı, göbek adı ve soyadı “şiddet” olan ve genellikle erkek kimliği taşıyan doğuştan çıldırmış içgüdünün bir anlamda yaptığı ve yaşattığı terör uygulamasıdır…

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

Sırtımı., sarayın bir kale gibi yüksek duvarına dayayıp önce Marmara denizinin, Boğaziçi ve Haliç sularıyla kucaklaşmasını seyre daldım,
Sarayburnu’nun şiddetli akıntılarına duygularımı karıştırarak., ‘bu şehri böylesine çarpıcı bir güzelliğe kavuşturan, tepeden tırnağa giyindiği bu mavi giysi mi’ diye düşündüm...
Ve sonra Sirkeci garında noktalanacak., makaslarla birleşip-ayrılan yüzlerce ray hattına kapıldım...
Ray hatları ., bütün fay hatlarının üstünde., çelikten bir kelepçe gibi parlamak için güneşin üstlerine ışık olup düşmesini bile beklemeden, bu şehri dünyanın görünmeyen merkezine yapıştırıyorlardı sanki...
Sonra gözlerin geldi aklıma, ağladım…
Sarayın sırtımı dayadığım yüksek duvarları., esen rüzgarla birlikte bir sıra servi ağacının gölgesi ile dalgalanıyordu... Yukarıdan gelen çatal-kaşık sesleri ise bana açlığımı hiç mi hiç hatırlatmıyordu...

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

SİSLER ARASINDA BİR BAYRAM MASALI
.
Kapı çalmıştı…
Öyle ya bayramdı …
Gelenler mahallenin çocukları olmalıydı…
.,

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

Şehir çarşısının kameriyeler ve üstündeki asma yaprakları ile süslü iç avlusundaki vitrin turundan vazgeçip., caddenin karşı tarafındaki yeni yapılan büyük işhanının alt katındaki daha yeni ve gösterişli mağazalara geçtik...

Önümüz bayramdı... Sağımızda- solumuzda zamanla yarış eder gibi koşuşturan kalabalığın da önlerinde bayram vardı....Ama biz nedense inadına yavaştık... Bir yanda yaşlı ve yorgun., .öte yanda uslu durup onu da isterim-bunu da isterim diye tutturmamaya söz vermiş çocuk adımlar...

Sonunda, kapısının üstünde o zamana kadar pek alışık olmadığımız yabancı dilde yazılar olan bir mağazadan içeri girdik... Yüksek ve duvar boyu rafları dolduran bir kutu kalabalığının orta yerindeki yumuşak koltuklara oturduk...
Belli etmemeye çalıştığımız yorgunluğun., raflardaki içini göremediğimiz kutulara biraz da boş bakışlar atarak giderilmeye çalışılmasının ardından…,

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

Sizlere bu sabah çok eskilerden...., mesela
. ,
Pierre Loti 'nin servi ağaçları en çok Haliç kokan Eyüp sırtlarındaki bir tahta masaya yaslanmış., yaşlı sandalyenin yaşama tutunur gibi yerinden sökülmemeye çalışan çivisinden....ya da
. ,
Claude Farrére' in arnavut kaldırımlı dar Çemberlitaş caddesine yeni döşenen elektrikli tramvay raylarına uzaktan bakarak hüzünle kişneyen bir atlı tramvay atının yelesinden....ya da
. ,

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

düşünün işte.,
akşamın ilk vaktinde ., mesela boğazın bu yakasındasınız…
hava kar- hava buz- hava ayaz ., tek başınıza yollardasınız…
rüzgarın ıslığı-martıların çığlığı kulaklarınıza doluyor ama
siz sanki sahilleri kaybolmuş uzak denizlerde .,
sessiz dalgaların ıssızlığısınız…

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

Evinizin çok yakın çevresinde, ismini bildiğiniz, başlangıç noktasını görüp, nerede bittiğini de tahmin ettiğiniz fakat bugüne kadar bir baştan diğer başa kadar hiç adımlamadığınız bir sokak var mı...

Eğer varsa, kendinize ayırdığınız ilk boş zamanın sadece beş-on dakikasını bu sokağı bir baştan diğer sona kadar adımlamayı dener misiniz...
Evet çok değil sadece 5-10 dakika. Hadi öncesi ve sonrası ve biraz da ağırdan alınması ile yarım saat, bilemediniz bir saat...

Çünkü hiçbir sokak, bir baştan diğer başa kadar adımlanmak için bizden daha fazlasını istemez. Sokaklar da yaşam gibi çok kısadır ve adımlamadığımız zaman da gene yaşam gibi çok yabancıdır aslında...

Devamını Oku