Cevat Çeştepe Şiirleri - Şair Cevat Çeştepe

Cevat Çeştepe

bestesine saklanıp., sözlerinde yaşadığımız şarkılar var ya.,
onlar sessizce çalarken kulağımızda., sen gel uzan yanıma
sonrası mı ..., sonrası sarhoşuz işte., anla ...
. . . ,
nasıl yaşarız mesela birlikte bu geceyi...,
aklımızın ucundan bir deniz geçer., beraber sallarız oltaları

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

Ne Paris, ne Roma, ne diğerleri...
İddia ediyorum … İstanbul., kendine şiir yazan tek şehirdir…
Çünkü bu şehrin her köşesi ‘ben şiirim’ diye bir martı gibi çığlık atar…
Attığı her çığlık içinden onlarca şiir çıkar…
O şiirleri şairler toplar…
Ve altına kendi imzalarını atıp İstanbul’a geri yollar…

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

KİMBİLİR., BELKİ YARIN
.
Biri kız diğeri erkek., iki küçük çocuk koşarak geldiler ve yangın karası bir orman manzarasının karşısında durdular… Nefes nefese kalmışlardı… Önce uzun-uzun seyrettiler genizlerini yakıp., gözlerini yaşartan is kokulu manzarayı…Sonra yüreklerinin içinden kâğıttan yapılmış yeşil yapraklar çıkarttılar… Ve koşarak en yakınlarındaki ağaçların altına gidip., boylarının eriştiği dallara., birbirlerine bakıp kahkahalar atarak birer-birer astılar kâğıttan yeşil yaprakları…
--- Her yaprak asıldığında biraz daha derken., bütün orman yemyeşil olmuş…
. ,
İki çocuk yemyeşil ormanı arkalarında bırakarak soluklanmadan koşup geldiler ve katran kokulu., uçsuz-bucaksız bir denizin kıyısında durdular… Önce uzun uzun seyrettiler ufuk çizgisi silinmiş., dalgalarını kulaçlara kapatmış., bir gömüt gibi ıssız ve dalgasız denizi… Sonra erkek çocuk yüreğinden kâğıttan yapılmış sarı bir sandal., kız çocuğu da aynı anda bir çift kürek çıkardı... Ve usulca bıraktılar sandalı denizin üstüne., kürekleriyle beraber…

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

Keşke 1200'lü yıllarda doğsaydım da Yunus' la aynı çağda yaşamış olsaydım. Ya da 1500 lü yıllarda doğup Shakespeare' in veya 1700 lerde Mozart'ın....Hiç olmadı 1800 lerde doğup yaşayarak Dostoyevski'nin çağdaşı olabilseydim.

Bu keşke'ler özel ilgi, beğeni, inanç veya dünya görüşü gibi çeşitli nedenlerle tarihin bütün yüzyıllık dilimlerine kişiye göre yayılarak kendine başlık bulabilir. Mesela M.Ö 300 lerde yaşayıp Aristoteles ile yada M.S.500 lerde doğarak Hz.Muhammed ile aynı çağda yaşamış olabilmek arzu ya da merakı gibi.

Ama bu hiçbirimiz için böyle olmadı ve hep 'keşke' olarak kaldı. Bu satırları okuyanların neredeyse tamamına yakını 1900 lü yıllarda dünyaya adım attı ve 2000 li yıllarda doğup yaşamakta ve yaşayacak olanlara göre de ileride belki 'keşke' denilecek nice insanların (kıyısından köşesinden bile olsa) çağdaşı oldu. Mesela Atatürk gibi, Nazım Hikmet gibi, Einstein gibi. Ve hatta Hitler veya Che Guevera gibi. Unutmadan, dünyanın 'ismi marka olan diğerleri gibi....

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

--piyanosunun başında sırtından bıçak yemiş bir piyanist.. :
,
oysa güzel zamanların seçkin melodileri dolacaktı kulaklarımıza
şimdi ayaz kesiği yalnızlıklarımızın duman altı zirvelerinde
içinden notaları çalınmış melodileri dinliyoruz
yetimhane pencerelerinde...

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

Havada, tüylerini güne kaptıran hırçın gece kuşlarının son kanat sesleri,
gecede, uzak denizlerin ıssızlığından kaçıp sahipsiz dalgalara düşen ışıklar…
Karaya vurmuş sahillerin deniz görmemiş yavan ekmek arası çocuklarını,
aysız ve karanlık gecelerde yakamoz toplamaya gönderir ışık karartıcılar…
Ki o çocuklar artık, kuramadıkları hayaller ve göremedikleri düşler içinde,
gökyüzü atlasında kendine yer bulamamış bir garip yıldız kümesi…

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

Cebimdeki son parayla ne yapacağımı düşünürken birden uyku bastırdı... Ama ne uyku, öyle-böyle değil...Biliyordum ki bu serin ve yağmuru bekleyen İstanbul gecesinde 'şimdi burada üç-beş dakika kestirirsem kendime gelirim' düşüncesi bile son parayla ne yapacağımı düşünürken aynı zamanda acaba son uykumda hangi rüyayı göreceğim düşüncesine kapıyı açmak demek olurdu ..
,
Bir köşeye sıkışmış bu kenar mahalle parkının karpuzu kırık aydınlatma direklerinin ampulsüz başlıkları., tehlikeli ve sonu pek iyi bitmeyen film çekmeye görevli otomatiğe ayarlanmış kameramansız kameralar gibiydi ... Ve bu pek sevimli olmayan görüntüleri ile bakışlarını değişik açılardan bana çevirmişler öylece bekliyorlar gibiydi....
,
Oturduğum beton park sırasından ayağa kalktım... Ellerimi cebime sokup, başımı hafifçe arkaya atarak önce derin bir soluk alıp birkaç saniye öylece durdum ve sonra sanki içtiğim sigaranın dumanını ciğerime yapıştırmadan dışarı veriyormuş gibi büzüştürdüğüm dudaklarımın arasından dışarı üfledim...
,

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

Cebimdeki son parayla ne yapacağımı düşünürken birden uyku bastırdı... Ama ne uyku, öyle-böyle değil...Biliyordum ki bu serin ve yağmuru bekleyen İstanbul gecesinde 'şimdi burada üç-beş dakika kestirirsem kendime gelirim' düşüncesi bile son parayla ne yapacağımı düşünürken aynı zamanda acaba son uykumda hangi rüyayı göreceğim düşüncesine kapıyı açmak demek olurdu ..

Bir köşeye sıkışmış bu kenar mahalle parkının karpuzu kırık aydınlatma direklerinin ampulsüz başlıkları., tehlikeli ve sonu pek iyi bitmeyen film çekmeye görevli otomatiğe ayarlanmış kameramansız kameralar gibiydi ... Ve bu pek sevimli olmayan görüntüleri ile bakışlarını değişik açılardan bana çevirmişler öylece bekliyorlar gibiydi....

Oturduğum beton park sırasından ayağa kalktım... Ellerimi cebime sokup, başımı hafifçe arkaya atarak önce derin bir soluk alıp birkaç saniye öylece durdum ve sonra sanki içtiğim sigaranın dumanını ciğerime yapıştırmadan dışarı veriyormuş gibi büzüştürdüğüm dudaklarımın arasından dışarı üfledim...

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

Firavun., yapımı bitmek üzere olan ve tarihin kendisi için hazırlamış olduğu piramidin giriş kapısı önünde durur… Piramidin derinlerinden gelip içine dolan o boğucu havayı soluyarak., iç sıkıntısı ile beklerken birden akıl hocalarından biri tarafından aklına ‘karşı piramidin mevtası’ sokulur…
Firavunun feri kaçmakta olan gözlerinde birden sanki bir havai fişek gösterisi başlar…
Öyle ya., yalnız kendisi için bile olsa “ölünceye kadar ölümsüzlük” sayılabilecek çözüm belki ‘karşı piramidin mevtasında’ saklıdır… Neden olmasın…
Firavun., dışarıya karşı içine sevinçten horon oynatan bütün heyecanını saklayarak en umursamaz tavrıyla el altı ulaklarıyla karşı piramidin mevtasının kulağına kar suyunu kaçırır …
. ,
Kulağına kar suyu kaçırılan karşı piramidin mevtası birden üzerindeki geçmişine dair kendisine sunulan çiçek desenli minnet sargılarından bir çırpınışta kurtulur ve ışıldayan gözlerle yerinden doğrulmaya çalışır…

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

Akşamdan kalma., henüz kendine gelememiş bir Beyoğlu arka sokağında karşılaşmıştım KAVAFİS'le...
İnsanlarının çoktan terk etmeye zorlandığı bir Rum apartmanının önüne çekilmiş tahta perdeye sırtını dayamıştı...
Ben de akşamdan kalmaydım ve günün bu erken saatinde çivimi sökecek çivi arıyordum...
Göz göze geldik.., selam verir gibi hafifçe gülümsedi ., ben de karşılık verdim ve merhaba dedim...
O .,şiir gibi bir ses tonuyla bana....;
-- İşte sonunda buradasın dedi..gelmişsin...

Devamını Oku