Düşünsene sen doğmuşsun bir kere
sevince boğulmuşsun
bir de çırak aranıyormuş ki şehirde
kilit tutmazmış fabrikanın kapısı
milyonlarca
emekçi doğmuş senin gibi
Sen uyurken
Ben yazarım yokluğunda
Kelimeler yitirmez anlamını
Bir bilsem
Nasıl uyandırırım seni
Öylesine vurgun sevdam
Ellerin emek
gözlerin umuda özlem
zifir renginde
gecesin sen sevgili
ben başka nasıl anlatayım seni
Ay ışığı dudakların
Gündüzler
Çuvala sığıyor da
Bir geceyi tutamadım
Ellerimden kayıp gitti
Kelimeler
Ne çuvala sığdı
Kendi Yolumda
Bir daha göremeyeceğim memleketleri görmek için düşerim yola
bütün kontrollerden ve baskılardan uzak
yaşamadığım gecenin hesabı niye sorulsun ki bana
herkes derin uykusunda ve gündüz saatleri asılıyken duvarda...
Kentsel Ağrılar- I
Hep ben mi geleceğim sokağına senin
ayaklarıma kara sular inerken yokuşta
adaletsizliğini görmüyor musun bulvarlarının
üzerine her bastığımda inleyen kaldırımlar kimin eseri
Kentsel Ağrılar - II
belki kuşlar da vazgeçecek kanat çırpmaktan
mavi gökyüzü kararacak
bir gürültü kopacak ardından belli ki
arıların çiçeklere konmadığı bir dünya düşünemiyorsunuz da
Sen yaparsın
Ne sevdaları çözdü ellerin
Okuyup da anlayamadığın
Sen yazarsın
Ne dertli gönüllere dokundu kalemin
Şimdi yoğun geçiyorsa günlerin
Keşif saatinden önceki vakitlerdeyiz
beyaz gömleğim ve ben
ne ile karşılaşacağımızı bilmeden
dünkü davadan
kusurlu
karanlık bir geceden
Bir de cananı bırakıp gitmek zor geliyor cana
sabaha veda ederken akşamın yalnızlığını düşünmek
biçare geceye sarılmanın hüznü de var
ya bu şehirler kaybolacak kalabalıkların içinde
ya da sevmenin başka bir yolu bulunacak
bitsin artık bu keşmekeş




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!