Irgat
Çukurova ırgatlığı sanki seninkisi
ağır mı ağır yükün, sıcaktan değil ki gönülsüz göçün
sevdiğin kadınlar gibiydi ol kızıl güneş
gözlerinde yorgunluğun izi
Yarınlar bizim
Barış, dostluk, kardeşlik için
Kim durdurabilir bu coşkun seli
Güçlüyüz, inançlıyız
Emek bizimdir
Can veriyor hayata işçinin inatçı eli
Yeni uyandım senden ve geceden
Günün etkisi geçmedi hala
Mutluluğa dair şeyler var içinde
Masmavi bir gökyüzü
Dar sokaklar
Keman sesi eşliğinde
Pes etmek yok
dağın öte yüzünde sabahlamış olabilir
sohbete dalmıştır
uzak memleketleri ısitirken
azıcık geç doğdu diye küsülür mü
kızıl güneşe
Herkes
kendi hikayesini yazar gönlünce
kimisi yalnızca akşamı yaşar
ne gündüz vardır ne gece
"Karakolda ayna var, ayna var
Elim giderse heceye
aydınlanır mısralarım
gönlüm düşerse geceye
gün kararır ben yanarım
Kalem açarsa kapıyı
İşim gücüm yok benim
Hayatı anlamaya çalışıyordum sadece
Koşuyordum arkasından
Yetişmek mümkün olmadı
Yan gelip yatıyorum iş güç niyetine
Şiirler yazıyorum sana
istediğim gibi olmuyor sözleri sevdanın
bazen düzyazı bazen de bodoslama
sevgili
senden öğreneceğim bir şeyler var daha
ilk çağında
Hikayesini yazabilir misin
ezgisi kaybolmuş
bir kentin sokaklarının
eskisi gibi
türküler yakabilir misin isli dudaklarında
Adının geçmediğ zamanları düşün
Bulvarların ıssızlığının damgasıdır gece
Gözlerinin içine sığmadığında sevmeler
Bütün dillerden ve dinlerden uzak düşlerini getir bana
Kimsesiz
Yeni şeyler söylemek lazım güne, ansızın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!