Dönülmez yollara düştüm
Bu derde düşmeden önce
Uzaklardayım artık
Sesin kulağımda
Sevdan yüreğimde
Geç kaldın belki de
Doğru söylüyorsun
Haklısın
Söylediklerinde
Kiminin eli cebinde
Aklı cüzdanında
Kimi yürür
Şehrin ortasında
bir hey-kel, yağmur yağmış dolu vurmuş
üzerinde atlas libas, dökülmüş saçı sakalı
gün yakmış bedenini, kavrulmuş ha kavrulmuş
tanrısı heykel-tıraş, berber çırağı
üzerinde bir hüzün, gözlerine yaş dolmuş
Ben böyleyim
Irak olurum gözlerden
Kaybolurum
Günden geceye
Vakitli
Vakitsiz
Hiciv
Kırılma günlerindeyiz
ellerimi bıraktığında sız-ı-lar yüreğimde ikinci
zifir gözlü hasretimsin; can benim
yağmursuz kaldığında bulutlar
Baş köşede oturur yavşağın hası
altındandır,gümüştendir önündeki tası
üç kuruşluk değerini ancak çıkarır beşe
inanırsan sen de otur
ol zalimin kuklası
o sofra ki ey ahali, puşt içindir zulası
Eski bir şehrin hikayesinin anlatıcısı olsaydım eğer
önce senden başlardım anlatmaya
gördüğümüzden daha çok görmediğimizdir hayat
ne bir aşk hikâyesidir akılda kalan
ne içten sarılmalar, ne kavuşmalar
bir ayrılık yoksa sonunda şüphe ederdim tüm başlangıçlardan
Hivel
Acılarımızın yaprak döktüğü mevsimdir sonbahar
Onulmaz bir sabahı erkenden uyandırabilsek ne yazar
Günümüz hazan, geceyle hesaplaşacak vakit mi var
Başımızda gökten kubbeler, yerin altı nefessiz, cehennem gibi dar
Şiirlerimin kurbanı
dizelerimin tutuklusu
ömür boyu
müebbet düşünüyorum sana
mısralarımdan
af çıkarsa
Hüseyin'ce
Sen şairliği yaşıyorsun
Sözcükler yaşamının her anında
Yazıyorsun
Diline mısralar her geldiğinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!