Hüzünlü akşamlarda
daha çok
düşünüyorum seni
uykusuz gecelerde daha fazla
kapanıyor gözlerim
gözyaşı gibi akıyorsun yüreğime
Leyla sen ne içiyorsun yahu
denk gelse de
nasiplensek şişenin dibinde kalandan
sen nerelerden geçiyorsun Leyla
kaldırım taşları emrinde amade
ahşap masa, kırık sandalye
ah bu vicdansız şairler
her günü ayrı bir kefeye koyup giderler
gece bahtsız şiirler
hüzün var, ayrılık var, gün akşama küser
oysa ki mutluluk var kaf dağının ardında
ırak ve onulmaz derde düşerken sözcükler
...
uykudaydım
uykudaydım geldiğinde
perdeler çekili
çiçekli
divanın örtüsü yapayalnız
Sabahın şafağında
Hafif bir rüzgar esintisi vuruyor yüzüme
Bir iğne ucu kadar sızı var bedenimde
İncecik bir sızı
Ruhumda bir sıkıntı
Bütün damarlarım daralmış
Gün
usulcacık kayboluyor
ellerimde
bir ceylan uyuyor yüreğimde
solgun
kır çiçekleri
Ne gözyaşı
Ne kan
Kurtulacak
İnsandan insan
Ne korku
Ne ürkeklik
Bilen var mı?
Girişini çıkışını dünyanın
Zarar veriyor insan acımasızca hayata
Zaman zaman
Kötü olmadı hiç bir şey insanın olduğu kadar
Hoyratlığından hoşnut kalmadı hayat
İnsan mevsim gibidir aslında Leyla
kış bembeyaz örtüsüyle kaplar üzerimizi
soğuk
insan da öyle değil mi?
sarıldıkça bizi üşütenler vardır
bilirsin
Irgat
Çukurova ırgatlığı sanki seninkisi
ağır mı ağır yükün, sıcaktan değil ki gönülsüz göçün
sevdiğin kadınlar gibiydi ol kızıl güneş
gözlerinde yorgunluğun izi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!