Şimdi senin vaktin
kadehi tek başına kaldırmanın şerefi
artık senin
önünden geçen bu hayat senin İsmail
masaya fazladan bir kadeh koyuver gitsin
mahpeyker ne güzeldir gecenin saflığında
- Nazmi sen kiminle konuşuyorsun?
Al yanaklı
Bir sevda ile konuşuyorum
Gözlerine bakıyorum inceden
Ellerim çözülüyor önceden
Sevmenin saati mi olur sevgili
yelkovanın takılı kaldığı
köstekli sevd-acısıyım
sende kaybolduğum günler gelir aklıma
kaçı kaç geçiyormuş
varılacak yere kaç kalaymış hüzün
İşte geldik gidiyoruz
gamımız cihana kalsın
dikenini has bahçenin
geriye kalanlar sorsun
Hayyam şarabından içtik
cennet-i aladan geçtik
...
takdire şayan yürüyüşlerdi/
içimdeki kıpırtı/
kimsesiz
gülüşlerdi/
ahşap kapı/günlerce kilit/
Söndürmeyelim
İçimizdeki ateşi
Umutlar küllenmesin
Köz olalım
Yarınlara
El verelim insana
Önünden geçip gittiğin sokaklardayım
pencerede krizantemler
kiremit renginde damlardan
kara su damlıyor
üzerime
yağmur yağarken günü kurutabilir misin
vakti zamanında
dağ
dağı sevmiş de
dağın haberi yok
bir başka sevda onunkisi
mütevazı
Dostlar
Günlerin kavgasına karıştırmayın beni
Ben vakitleri severim vakitsiz
Bugün yağmurlu geçiyorsa Pazartesi
Başımda sallanacaktır
Keyfince Salı
Sevmiştim
Maviydi gözleri
Bir zamanlar ben de sevmiştim
Aşık olmadan
Güneş doğarken sarıya çalıyordu yüzü
Akşama doğru kumrala




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!