Bu Ayrılık Şiiri - Mevlana Celaleddin Rumi

Mevlana Celaleddin Rumi
87

ŞİİR


825

TAKİPÇİ

Bu Ayrılık

Kusuruma bakmayın benim, dostlar,
bağışlayın beni.
Ben davullara, bayraklara aldırmayan
bir padişahın yoluna düşmüşüm,
deli divane olmuşum.
Çok uzaklardan yürüyen bir adam gibiyim ben,
çok uzaklardan geçen bir hayal gibi.
Ama yok da sayılmam hani,
var olan bir şeyim ben.

Haydi ben bensiz geleyim,
sen sensiz gel.
Ne varsa şu ırmağın içinde var,
soyunalım iki can,
dalalım şu ırmağa, hadi.
Bu kupkuru yerde yakınmadan gayri ne gördük,
bu kupkuru yerde ne gördük zulümden gayri.

Bu ırmakta ne ölmek var bize,
bu ırmakta ne gam var, ne keder var, ne dert.
Bu ırmak alabildiğine yaşamaktan,
bu ırmak iyilikten, cömertlikten ibaret.

Durma, çabuk gel, gelmem deme.
Ne evet demek yaraşır sana, ne hayır, dostum,
senin şânına sadece gelmek yaraşır.

Mevlana Celaleddin Rumi
Kayıt Tarihi : 2.2.2001 11:54:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Adem özel
    Adem özel

    BİR ŞEHİR YANAR İÇİMDE

    Bir yıldız kayar, afili gecelerde,
    Tut tutabilirsen beni o vakit,
    Bir kısrağın en şahlanmış hali içimde,
    Bir kaplanın kükreyişi zihnimde,
    Bir aşkın en hüzünlü şarkısına seni yazarım,
    Kimse bilmez, sensizliğimde yanarım

    Yinede yıldız yıldız üşürsün gökyüzünde.

    Bir şehir yanar içimde,
    Seni ,bensizliğime saklarım o vakit,
    Her bir göz yaşım sen olursun,
    Yetmez bir düş,bir hayal,olursun,
    Yetmez kor bir yangın olursun.

    Bir şehir yanar içimde,
    O zaman, sen içime dert olursun.
    Yetmez, hasret hasret aşk olursun.
    Bir şehir yanar içimde,
    Sis basar zihnimi yokluğunda,
    Puslarda kalırım.

    Kimse bilmez
    Bir şehir yanar içimde….

    Adem ÖZEL (SORGUNLU)

    Cevap Yaz
  • Ümit Duysak
    Ümit Duysak

    Tasavvuf deryasına dalmış bir Hak âşığıdır. İlmi, teşbihleri, sözleri ve nasihatleri bu deryadan saçılan hikmet damlalarıdır. O, bir tarikat kurucusu değildir. Yeni usûller ve ibadet şekilleri ihdâs etmemiştir. Ney, dümbelek, tambur gibi çeşitli çalgı âletleri çalınarak yapılan törenler ve âyinler, Hazret-i Mevlana’nın vefatından 3-4 asır sonra meydana çıkmıştır. Halbuki o, ney ve dümbelek çalmadı. Dönmedi, raks etmedi. Bunları sonra gelenler uydurdu. 47 binden ziyade beytiyle dünyaya nûr saçan Mesnevî’sine, her ülkede, birçok dillerde şerhler yapılmıştır. En kıymetlisi Mevlana Câmi’nin kitabı olup, bunun da şerhleri vardır. Türkçe şerhlerinden, Ankara vâlisi Âbidin Paşanın şerhi çok kıymetlidir. Âbidin Paşa bu şerhinde, ney’in, insan-ı kâmil olduğunu ispat etmektedir.

    Mevlevîlik, cahillerin eline düştüğünden, bunlar ney’i çalgı sanarak, ney, dümbelek gibi şeyler çalmaya, dönmeye başlamışlar. İbadete, İslam dininin yasak ettiği çirkin şeyler karıştırmışlardır. Hazret-i Mevlana, bırakın ney çalmayı, oynayıp dönmeyi, yüksek sesle zikir bile yapmadı. Nitekim Mesnevî’sinde diyor ki:
    Pes zî cân kün, vasl-ı Canan-râ taleb
    Bî leb-ü gâm mîgû nâm-ı rab.

    Manası şudur:
    O halde, Canana kavuşmayı, cân-u gönülden iste
    Dudağını oynatmadan, Rabbinin ismini kalbinden söyle.

    Bugün, bu tasavvuf üstadının türbesine sonradan konan çalgı âletlerini görenler, işin gerçeğini bilmeyenler, bu mübarek zatın çalgı çaldığını, bu aletlerin onun olduğunu zannetmektedirler. O hakikat güneşini yakından tanıyanlar, bunlara elbette itibar etmez. Zaten bu büyükler, şüpheli şeylerden kaçtıkları gibi, mubahları bile sınırlı ve ölçülü kullanmışlardır.

    Cevap Yaz
  • Gizli Öznelerin Şairi
    Gizli Öznelerin Şairi

    "Haydi ben bensiz geleyim,
    sen sensiz gel."

    ne de zor bir iş... ahhh ahh

    Cevap Yaz
  • Pelin Solmaz
    Pelin Solmaz

    Cevap Yaz
  • maryam raz
    maryam raz

    bu şiir ler mevlananın türkçe şiir leri mi yoksa farsçadan tercuman etmişler ?

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (22)

Mevlana Celaleddin Rumi