Allah'ım Bu Vuslatı Hicran Etme

Şiir Yarışması
Mevlana Celaleddin Rumi
87

ŞİİR


781

TAKİPÇİ

Allah'ım Bu Vuslatı Hicran Etme

Allahım bu vuslatı hicran etme
Aşkın sarhoşlarını nalan etme

Sevgi bahçesini yemyeşil bırak
Bu mestlere bahçelere kasdetme

Dalı yaprağı vurma hazan gibi
Halkını başı dönmüş zelil etme

Kuşunun yuvasının ağacını
Yıkma da kuşlarını perran etme

Kumunu ve mumunu karıştırma
Düşmanları kör et de şadan etme

Hırsızlar aydınlığın düşmanıdır
Onların işlerini asan etme

İkbal kıblesi yalnız bu halkadır
Umut kabesin öyle viran etme

Bu çadır iplerini öyle katma
Çadır senindir eya sultan etme

Yok dünyada hicrandan daha acı
Ne istiyorsan et de onu etme

Mevlana Celaleddin Rumi
Kayıt Tarihi : 16.4.2001 15:17:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • miskin
    miskin

    Aşağıdaki Ümit isimli arkadaş belli ki okumadan araştırmadan konuşuyor, Sema Mevlana hazretlerinden çok önce var olan ve yapılan bir zikir şeklidir. Hz. Ali efendimiz sema etmiştir. ilk sufiler sema etmiştir. Mesnevisi bile ney ile başlayan, şiirlerinde sürekli neyi rumuz olarak kullanan hazret için ney çalmadı, sesli zikir yapmadı diyor. Sesli zikir Peygamber efendimiz sav. zamanında olan bir şey, sahabeden biz namazın bittiğini yapılan zikirden anlardık diye aktarımlar var. her namaz sonunda sesli zikir yapılıyor osmanlıda camilerde de olan bir şey. Cumhuriyet döneminde kaybolan bir ibadet şekli. Bugün Ayasofya camii de tekrar canlandı bu ibadet. Sesli zikir Hadisi şerifler ile sabit. Arkadaşlar bilmeden konuşmayalım. Bilmiyorsak açıp okuyalım hadisi şerifleri, imamları, ilk sufilerin kitaplarını okuyalım. Kendi heva hevesimize uymayalımi Allah rızası için bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayalım. Bilmiyorsak ta en güzel edep susmaktır.

  • Cevap Yaz
  • Zülal Betül YILDIRIM
    Zülal Betül YILDIRIM

    Teşekkürler antoloji.com ? ???

  • Cevap Yaz
  • Ümit Duysak
    Ümit Duysak

    Tasavvuf deryasına dalmış bir Hak âşığıdır. İlmi, teşbihleri, sözleri ve nasihatleri bu deryadan saçılan hikmet damlalarıdır. O, bir tarikat kurucusu değildir. Yeni usûller ve ibadet şekilleri ihdâs etmemiştir. Ney, dümbelek, tambur gibi çeşitli çalgı âletleri çalınarak yapılan törenler ve âyinler, Hazret-i Mevlana’nın vefatından 3-4 asır sonra meydana çıkmıştır. Halbuki o, ney ve dümbelek çalmadı. Dönmedi, raks etmedi. Bunları sonra gelenler uydurdu. 47 binden ziyade beytiyle dünyaya nûr saçan Mesnevî’sine, her ülkede, birçok dillerde şerhler yapılmıştır. En kıymetlisi Mevlana Câmi’nin kitabı olup, bunun da şerhleri vardır. Türkçe şerhlerinden, Ankara vâlisi Âbidin Paşanın şerhi çok kıymetlidir. Âbidin Paşa bu şerhinde, ney’in, insan-ı kâmil olduğunu ispat etmektedir.

    Mevlevîlik, cahillerin eline düştüğünden, bunlar ney’i çalgı sanarak, ney, dümbelek gibi şeyler çalmaya, dönmeye başlamışlar. İbadete, İslam dininin yasak ettiği çirkin şeyler karıştırmışlardır. Hazret-i Mevlana, bırakın ney çalmayı, oynayıp dönmeyi, yüksek sesle zikir bile yapmadı. Nitekim Mesnevî’sinde diyor ki:
    Pes zî cân kün, vasl-ı Canan-râ taleb
    Bî leb-ü gâm mîgû nâm-ı rab.

    Manası şudur:
    O halde, Canana kavuşmayı, cân-u gönülden iste
    Dudağını oynatmadan, Rabbinin ismini kalbinden söyle.

    Bugün, bu tasavvuf üstadının türbesine sonradan konan çalgı âletlerini görenler, işin gerçeğini bilmeyenler, bu mübarek zatın çalgı çaldığını, bu aletlerin onun olduğunu zannetmektedirler. O hakikat güneşini yakından tanıyanlar, bunlara elbette itibar etmez. Zaten bu büyükler, şüpheli şeylerden kaçtıkları gibi, mubahları bile sınırlı ve ölçülü kullanmışlardır.

  • Cevap Yaz
  • Metehan kurban
    Metehan kurban

    Çok iyidi ellerineize sağlık

  • Cevap Yaz
  • liseli
    liseli

    çok güzel bir gazel

  • Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (26)