Karanlıkta kaybolmuş gibiyim.
Gözlerimi kapattığımda bile,
karanlık benden kaçmıyor, içimi sarıyor.
Her adımda bir boşluk,
her nefeste bir çaresizlik.
Belki de hayat bu, belki de hayat,
Dinle bak sevgilim gönlümüzde ayrı bir yeri olan eserimiz yankılanıyor kulaklarımızda ve bir kasırganın ortasında başladı bizim sevdamiz. Soğuk bir duvarın dibine sığınan bir çocuk gibi üşüyen ellerimi sana teslim ettim nerden bilirdim sana dokunurken yanıp küle dönüceğimi, nerden bilirdim elini tuttuğumda içime ateş düşeceğine. Nedir bendeki bu derin duygu? O güzel gözlerine baktığımda kalbimin atışı değişiyor sanki durgun bir denizin kabarması gibi coşkulu ve hırçın. Dedim ya sevdiğim kasırgayla savrulan bir uçurum boşluğuydu yüreyim ve seni bir mücize gibi sol yanıma düşürdü...biran olsun ayrılmak istemiyorum yanından, kokunu nefesini içimde hissediyorum nedir bendeki bu duygu bilmiyorum bazen ayrılma korkusu geliyor aklıma çıldırıyorum kahroluyorum birden hüzün doluyor içim sensizlik korkusu beni benden alıyor korkuyorum sensiz gelecekten ,sana hakettiğin mutluluğu verememekten korkuyorum düşünüyorumda beraber kurduğumuz hayalleri ya yaşayamazsak düşündükçe çildiracak gibi oluyorum içimdeki korkularım ürkütüyor beni , bu nasıl bir duygudur bilmiyorum ,kasırgada doğan Aşkin güçü....
Kasırga ile doğdu her şey, hayatımın ortasına düşen o fırtına gibi.
O gün, gökyüzü kararmış, rüzgarlar uğuldayarak üzerimize çökmüştü.
Doğa, tüm gücüyle öfkelenmiş, kasırga kollarını açmıştı.
O kaosun içinde doğdu her şey, hayatım bir daha asla eskisi gibi olmadı.
Gökyüzü çığlıklar atıyordu, yağmur damlaları sanki ok gibi iniyordu.
Kasırganın kollarında sürüklenirken, her şeyin bir daha düzelmeyeceğini hissettim.
Biliyor musun, çok düşündüm. Geçmişimizi, yaşadıklarımızı, yitirdiklerimizi…
Hepsini tek tek geçirdim aklımdan.
Her gece, seninle geçen anları tekrar tekrar yaşadım. Ama tek bir şey var ki, içimi kemiriyor, beni yiyip bitiriyor: Keşke dosdoğru sevseydin.
Her zaman seni anlamaya çalıştım. Hangi köşelere saklandığını, hangi duvarların ardına gizlendiğini… Belki de fazla çaba gösterdim, kim bilir? Ama bu, seni olduğun gibi kabullenmek için değildi. Senin değişmeni istemek, seni sevmenin bir parçası mıydı?
Yola çıktım. Belki de bir arayıştı bu, belki bir kaçış. Ama şunu bilmeliydim:
Kimse çıktığı yolda aynı kalmaz.
Yol insanı başkalaştırır.
Adım attıkça, yürüdükçe, ilerledikçe değişir insan.
Çok sevdiğim biriydi,her gece düşündüğüm
hayalimde yaşatdiğim,
Zihni’mde hergün
bikmadan seyrettiğim ...
Aradım Bulamadım !
O yoktu aslında hiç!
İçimde yankılanan bir ses var, belki de çok derinlerden gelen, insanlığın özüyle bağlantılı bir çağrı.
Bu ses, bana her gün merhametin önemini hatırlatıyor.
Merhamet… Bir kalbin yumuşak, şefkatli dokunuşu.
İnsanı insan yapan, diğer tüm duygulardan ayıran o kutsal titreşim.
Bazen, hayatın karmaşası içinde bu sesi duymazdan geliyorum.
Günlük koşuşturmalar, çıkar çatışmaları, hırslar ve egolar arasında kayboluyorum.
Mutlu ol yeter.
Ne adımı an, ne sesimi hatırla.
Unutulmaksa kaderim, razıyım.
Ama yüzün gülsün, içindeki o ışık hiç sönmesin.
Ben kendi yangınımda yanarım,
Nereden bilsinler, içimde kopan fırtınaları? Yüzümdeki gülümsemenin ardında sakladığım acıyı, kimse görmez.
Herkes, güçlü duruşuma, sakin tavrıma bakar, ama kimse kalbimin derinliklerinde neler yaşandığını bilmez.
Nereden bilsinler, geceleri uyuyamadığımı, düşüncelerin kafamın içinde dönüp durduğunu?
Nereden bilsinler, her sabah uyanırken içimde bir umutla uyandığımı ama günün sonunda yine hayal kırıklıklarıyla dolduğumu?
Kimse, gözlerimdeki hüznü fark etmez.
Nerden düştüm bu belaya?
Kader mi, tesadüf mü?
Yoksa alın yazısı mıydı bu,
Bilmem ki nerden, nasıl düştüm bu belaya?
Gözlerinde kaybolurken,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!