Bir insan bazen en çok bağırması gerekirken susar… çünkü sesini duyuramayacağını değil, duyulsa bile değişmeyeceğini bilir. Ve işte o suskunluk, en ağır çığlıktır.
Ve sen çok incittin kalbimi…
bunu bir cümle gibi değil,
içimde kırılan camların sesi gibi söylüyorum.
Ben sustukça büyüdü sende olan her şey,
ben affettikçe
Bazı insanlar giderken eşyalarını alır,
bazılarıysa insanın içinden bütün ışığını götürür…
Sen ikinciydin.
Senden sonra odam aynı oda olmadı,
aynalar yüzümü tanımadı,
ve ben,
Bazı sevdalar sessiz başlar...
Ne bir tarih ister,
ne de bir sebep.
Bir gün gelir,
hiç fark etmeden bir isim yerleşir yüreğine.
Benimkisi de öyle oldu.
Bir akşamüstü ansızın karardı gökyüzü,
Sanki şehir bütün ışıklarını içine sakladı.
Rüzgâr, eski bir şarkının kırık notalarını taşıdı,
Ve ilk yağmur damlası düştü pencereme…
O an anladım,
Bazı geceler gökyüzü değil....
Yanındayım diyenlere yenildim hep.
En çok da sırtımı yasladıklarımın
sessizliğinde kırıldım.
“Ben buradayım” diyenlerin
yokluğuna alışmak zorunda kaldım.
Bir el uzatıldı sandım,
Yaramısın sen şimdi,
gece durup dururken sızlayan,
hiç dokunulmasa bile varlığını hatırlatan o ince acı mısın,
yoksa kabuk bağlamış
hatırada yeniden kanayan,
Onca zamandan sonra
rüyamda gördüm seni.
Öyle ansızın geldin ki,
yıllardır kapısını kapattığım
bir odanın ışığı yandı sanki içimde.
Adını unutmuş gibi yapmıştım,
Yeter artık, yeter…
İnsanların yüzüne bakıp da
hangisi gerçek, hangisi yalan
diye düşünmekten yoruldum.
Bir selamın içinde hesap,
Bazı insanlar vardır…
Hayata geç kalmış bir umut gibi girer ömrüne.
Tam herkesin içini kararttığı yerde
bir cümlesiyle ışık olur sana.
Ne yaralarını sorar uzun uzun,
ne de neden sustuğunu…
Anne…
Beni niye doğurdun annem?
Dünyanın yükü ağır geliyor.
Ben daha çocukken
hayatın yüzünü gördüm,
gülmeyi öğrenmeden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!