İnsan bazen birini kaybetmez...
Kendini, hayallerini ve yarınlarını da onunla birlikte uğurlar.
Sonra herkes, "İyi misin?" diye sorar.
Sen ise sadece gülümsersin.
Çünkü bazı acılar anlatılmaz, yalnızca sessizce yaşanır.
Ben de sustum...
Ölüm…
adı bile insanın içini üşüten bir sessizlik...
Bir gün herkesin kapısını çalacağını bildiği
ama hiç hazır olamadığı o karanlık misafir…
İnsan en çok da
yarım kalan şeylerden korkuyor galiba.
Sana sesleniyorum…
Geceyi omzuna alıp giden o yabancı hâline.
Bir zamanlar gözlerimin içini güldüren adama,
şimdi içimde yalnızlık bırakan kalbine sesleniyorum.
Biliyor musun?
İnsan en çok
Ölüm, kapıyı çaldığında kimse bana hazırlıklı olmayı öğretmemişti.
Bir insanın yokluğunun, bir ömrün taşıyamayacağı kadar ağır olacağını hiç kimse söylememişti.
Sen gittin...
Ve dünya, bildiğim bütün yönlerini kaybetti. Sabahlar doğdu ama aydınlanmadı, akşamlar geldi ama gece olmadı.
Çünkü zaman, senin adının sustuğu yerde ilerlemeyi unuttu.
Ben o gün, yalnız bir dostumu kaybetmedim. Omzuma yaslanan güveni, yaralarımı saran sesi, en karanlık gecelerimde bile içime umut düşüren insanı kaybettim.....
Yeter artık...
Bu kadar susmak yeter.
Bu kadar içime atmak, bu kadar seni haklı çıkarıp kendimi suçlamak yeter.
Bugün ilk defa kalbimin kapısını sana değil, kendime açıyorum.
Ve ilk defa, sana değil, kendime sahip çıkıyorum.
Çünkü sen, sevgiye değil, bahanelerine sarıldın.
Seni özleyince…
Hayatımın ilmeği kaçıyor.
Hem de öyle bir yerinden kaçıyor ki
ne kadar çekip düzeltmeye çalışsam
o kadar dağılıyor içim.
Sanki sen gittikten sonra
Bir akşamüstü sessizliğinde
kendine rastlamak gibiydi seni sevmek...
Ne bir tesadüftün benim için,
ne de gelip geçici bir hikâye.
Sen, hayatın bütün karmaşasının içinde
kalbime düşen en sakin cümleydin.
Sen nasıl sevdasın?
Dokunmadan yakan, gitmeden özleten, susarken bile kalbimin en gürültülü yerinde yaşayan...
Adını her andığımda içimde bir mevsim değişiyor.
Bir yanım bahar açıyor, bir yanım sonbahara dönüyor.
Ben seni sevmedim sadece, sana sığındım. Yorgunluğumu bıraktım omuzlarına, umutlarımı emanet ettim gözlerine.
Bir ömürlük hayali, tek bir gülüşüne yükledim.
Bir kapı kapandı o sabah,
Kimse bilmedi son ders olduğunu…
Güneş vurdu camlara usulca,
Masumiyet oturdu sıralara
Ve kader,
Adını çoktan yazdı tahtaya…
Bir insan bazen en çok bağırması gerekirken susar… çünkü sesini duyuramayacağını değil, duyulsa bile değişmeyeceğini bilir. Ve işte o suskunluk, en ağır çığlıktır.
Ve sen çok incittin kalbimi…
bunu bir cümle gibi değil,
içimde kırılan camların sesi gibi söylüyorum.
Ben sustukça büyüdü sende olan her şey,
ben affettikçe




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!