ölü düşlerin kesiştiği vadilerde
yıkılıyor üstüme sessiz gölgeler
şehrin yorgun kalabalığından
çekiliyor gece kuytulara
önümde meçhulün
çıplak ayak izleri
kördüğüm
bu can sıkıntısı
bildiğin gibi değil
tunçtan örülü bir yumruk
dört duvarlara kırık aynalara sor
yürek hıçkırığı akıl çarpıntısı
gökyüzünün
asma katında ağzı tıpalı güneşin
sayısız kasırgaların ardından durulmuş rüzgârlar
zamansa tüm zulümleri silmiş
desem de
gölgeler oynaşıyor beyaz tavanlarda
titrek bir mumun serenatı var aynalarda
gölgeler mi mutlu aynalar mı
yoksa ben mi?
ne desem doğru olmaz şimdi
isterse gecenin kıvrak elleri seçsin
yüzüme
yadsıyan şehrin yorgun sesi
sanki kâlû belâdan beri vurgun
tekrarı bitmeyen arayışların nişanesi
nazperver bir aşkın izi
hüzünler sokağında
çelişkiler dünyasında olasılıklar s ı n ı r l ı
yaşamla ölüm arası bi yolculuk bu - anla usum
delik deşik ruh ve kan kaybeden ömür
güzellikleri ve iyilikleri karartan
zulüm
güzün inci kirpiklerinden düştü kızıl sarının tonları
rüzgârların kudretinden titredi gazeller tepesi
şimdi kasım kokulu yolları ıslar yağmurlar
ıslak şemsiyeli kadınlar çocuklar adamlar geçer
kaldırımların üstünden pencerelerin
önünden
gözüm yol çekiyor
kendimi terkedilmiş ağaçlara astım
kuru dallarda ki sararmış yapraklar gibi
sallanıyorum
eğer güneşe varırsam
gün yayını çekti menzilden
süzüldü karanlığın iç yankısı çığırtkan dağlara
kanatları koptu kuşların uçuşan telekleri savurdu
solgun yelpazeli rüzgârlar
ora (cık) da çırpınan
özgürlüğü parçaladı
geldi güz baharı
toprağın canı çekilmiş
güneşin nazlı salınışın boyu kısalmış
kurumuş otların tozluğuna takılmış birkaç ölü yaprak
balkon çiçekleri sararmış
sıvası dökülmüş kalbimin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!