bir duvar sarmaşığından bakacağım
geçip gittiğin ince yollara ardın sıra revan
biçâre gönlüm
ışıkların gölgelerin oynaştığı
bir ceviz ağacının altında soluklanıp içtiğin
çölde açan çiçeğin
kıtlık korkusu gibi
kurak ve yokluk
güncelerini
örüyor
zaman
uzun yolların incinmiş toz ağrısı
kanatları rüzgâr gülü uçarı turnalar oy!
hiç bilmezsiniz iç sızısıyım dağların
bulutların
uyku sersemi
zihnimin kopuk ayakları
içimden güne doğmak gelmiyor
düşünceler sepetinde paket paket karmaşa
savrulurken yollarda topladığım keder tohumları
gözlerimde küflenen badem ağaçları
karanfilim
“kabarama kabarama kel fatma annen güzel sen çirkin”
ne güzel bir tekerlemeydi
mükedder olma
tekerlemeler devri kapandı
ölü nehirlere akarken gündüzün gözleri
sarhoş bir akşamın gözetiminde ağaçlar
kentin dul uğultularını içen karanlığın
pis ağzını ört sebastian
gözlerimi uykuya hazırla
sayrılı bir yürek taşıyorum
korkular karanlıklar yuvalanırken içime
yalnızlık mekik dokuyor sarı sarı odalarda
niye soğuk bu kadar buralar sebastian
bak üşüdü dağların kirpiği kendi içine çekildi
yol kıvrımları uzadıkça
hüzünlenince
bulutlanan bir havaya benzerdi gümüşi gözlerin
en güzel bakışını aşka saklardın
her bakışın ayrı bir dünya ayrı bir cennetti
gönül telini titreten
a r t ı k
az gittim uz gittim
dere tepe düz gittim desem de yalan
karıncalarla birlikte yerimde sayıyorum
kurumuş dikenli otların karışımında yuvarlana yuvarlana
biraz anı biraz düş biraz da incinmişlikle
gözyaşı şişem ağır - katran karası ağrılarım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!