yaşlı bir atın
yere dökülen yüzünü usul usul toplar gibi
koşumlarını giymiş gece
koşuyor sabaha
sararmış yüzlerin gövdelenmiş ağaç hıçkırığı
toprağı bol olsun kederlerin kapadık gözlerimizi
herkes kendine ait bir rüya -rüya içinde masal
söz kuşlarının uçurduğu gizemli varsayımlar içinde
düz çizgiden sapan kırık yollar
sararmış yüzlerin gövdelenmiş ağaç hıçkırığı
toprağı bol olsun kederlerin kapadık gözlerimizi
herkes kendine ait bir rüya -rüya içinde masal
söz kuşlarının uçurduğu gizemli varsayımlar içinde
düz çizgiden sapan kırık yollar
parçalanan ufuklar
yaban bir yolun dilinin kuruluğu
sararmış dalın yağmura öykünüşü
kirpiklerimin kıvrımlı çemberini
narin narin yıkayan güneş
al sil
aynaların sırlı yüzüne yürür efsun
var mıyım yok muyum yokluğun kapı tokmağında
sarhoş bir maytap gibi uçuşur harmaniler
ruhum içinde ruh beslenir
açar çiçeği yasemen
odamda kristal bir sessizlik
uyuyor resmen koltuk kanepe
halı sehpayla barışık lavantalar kokuyor mis
sam yeli usulca dokunuyor camlara
sormayın perdelerde mahmur bir dinginlik
zihnimde kerbelâ savaşları kıran kırana mücadele
kilidi kırık bir sandukanın ağzı tükenmişlik
içi noksan sevgilerin ilenti tebessümünde
incinen yetimler gibi üzbe
nefes alışverişlerim
duydun mu ismail
bolluk bereket varmış her yerde
nerde bir ben mi rastlamıyorum
niye uğradığım her yerde
mükerrer sancılarla
sınanıyorum
zamanla küllense de her şey
değişmez hiç
gözlerinin elâsından düşlerime kar boran yağar
duvarlarda asılı dilsiz posterleri zapt etti hüzün
kurumuş bir karanfilin türküsünü çığırır ıssız yollar
rüzgârın zencefil kokulu eteğinden gün doğuyor
ahraz pencere kuşuyum bir başına camlarda
sokakta yorgun adımların ve patilerin izi
kalbimse kuraksamış bir bağın sızılı çiçeği
yaşamaksa rengi atmış bir ömrün
zorunlu yol uğrağı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!