rüzgârın zencefil kokulu eteğinden gün doğuyor
ahraz pencere kuşuyum bir başına camlarda
sokakta yorgun adımların ve patilerin izi
kalbimse kuraksamış bir bağın sızılı çiçeği
yaşamaksa rengi atmış bir ömrün
zorunlu yol uğrağı
karanfilse bıraktı beni kelebek kovalıyor
annem her vakit en güzel rüyanın akşam güneşi
üzüm peynir karpuz mevsimi günlerin ter attığı vakitler
gözlerim kuytu bir mendireğin kırılgan aynası
dalgın dalgaların parmak ucu
maazallah biri dokunsa
damlalar boyu dökülecek
kıyılara
içeri sızan ışık
duvarları baygın baygın yalarken
zamansa sessizliği ince ince iğne oyası gibi örüyor
zihnimde yolunu kaybetmiş taylar çılgınca koştururken
ruhum çekiliyor en ıssız köşesine
tebessümü yok saatlerin arasında gezinen gölgelerin
olanca ağırlığı üzerimde
karanfilim git tez annemi bul
zaman yavaş yavaş hançerliyor beni
eksik bir şeyler var çoğalan acılarımın içinde
biri tutmazsa elimden düşeceğim
baş aşağı
içimde infilak eden isyanlar ordusu
zifiri karanlığın gözleri içine çekerken beni
kanatsız ve yılgınım
ağzıma kadar boşluk doluyum
ellerim ışıksız ve düşünceli
iki satır yazsam
sanki kırılacak kalem küsecek kağıt
ahraz pencere kuşuyum bir başına camlarda
ağaçlar yollar ve dağlar gibi sıralı kederler içinde
kanayan bir ırmak gibi akıyorum hiçliğin kör noktasına
ah! içimde ölü laleler açıyor sarı sarı
208202611:19
Kayıt Tarihi : 2.08.2026 11:51:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!