bodur ağaçları severim
tıknaz gövdelerinin hırçın morfolojilerini de
kumrular kadar güzel değil karşı yolun esnemesi
gölgelerin ömrü güneş batana kadar
kapalı bir fanusun içinde nefessizim
batık bir teknenin ayak ucunda can çekişiyor serçeler
dört yanım yangın tutuştu kolum kanadım
gayrı uçamam girdap uçurumlarına
teslim yüreğim
SANDAL
çengelli bir iğnenin
esaretinin zorluğu
takıldığı yere nasıl bağlıysa
gittikçe daralan bir çemberin içinde dünya
eklem ağrılarında yumrulaşmış tortular
yemin olsun bıktım bu dünyadan ismail
hep kaos hep yıpranmışlık
hep cehennem
yıkık bir bedestenin duvarlarından dökülen
gizli anıların süprüntüsü geçen ömür
kimler geldi kimler geçti mazinin
yırtık sayfalarından
aradığım
ne köşk ne saltanat ne şan ne kalabalık
kalbimin sığınacağı kuytu bir sığınak
dağların uç noktasındaki buzul esinti
ovalardan akan sığ derelerin berrak serinliği
güneş hevesinde yayılabilmek çayır çimene
günebakan giyinen boynundan yürüyor
hercai masallar
elimizde dünden kalan üç beş güzel hatıra
gerisi yalan gerisi hikaye
her çiçek dalında her kuş yuvasında
güzel karanfil
ürküyoruz zamanın eğrilen doğrusundan
hissedemediğimiz yaşayamadığımız nice anlar
gözlerimizin kirpik ucu kıvrımlarında
hiçbir şey eskisi gibi değil
korkarım ki
bulutlar bizi yutacak
ürküyoruz zamanın eğrilen doğrusundan
hissedemediğimiz yaşayamadığımız nice anlar
gözlerimizin kirpik ucu kıvrımlarında
hiçbir şey eskisi gibi değil
korkarım ki
bulutlar bizi yutacak
yükseklerden
yağmurlarla düşüp
enginlere ve ıssız yollara
ruhuna can gözlerine fer olsam
gecenin manolyasında uyansa hayal alemleri
güller açsa yüzünde dokunsam rüzgârların elleriyle




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!