Ayasofya Garipti Şiiri - Bedirhan Gökçe

Bedirhan Gökçe
22

ŞİİR


130

TAKİPÇİ

Ayasofya Garipti

Dolaştım İstanbul'u sabaha karşı
Aşiyan, Eyüp Sultan, Kapalıçarşı
İçimdeki hüzünle durdum önünde,
Ayasofya garipti, ben ağlamaklı.

Şimdi Eyüp'teyim ben, sabah namazı
Hiçbir yerde bulamam burdaki hazzı.
İndim Sultan Ahmet'e bir hüzün sardı,
Ayasofya garipti, ben ağlamaklı.

Gözlerim kan çanağı, çıktım dışarı,
Caminin tam önünde simitçi hacı.
Kan kırmızı o çayda yine o vardı,
Ayasofya garipti, ben ağlamaklı...

Bedirhan Gökçe
Kayıt Tarihi : 23.11.2001 13:43:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Filiz Aktaş Tutak
    Filiz Aktaş Tutak

    Yüreğinize sağlık Harika bir şiir okudum kaleminizden okuyuşunuz kadar şiirleriniz mükemmel yüreğinize sağlık....Saygılar

  • Nazen Şahin
    Nazen Şahin

    ben sizi dinlemeyi çok seviyorum

    ses tonunuzu
    vurgularınızı
    şiirin getiridği duyguyu olduğu gibi yansıtmanızı
    üzüntü sevinç heycan gibi
    şimdilik sadece okusanız olmazmı

    MISRA (DİZE)

    Ölçülü ve anlamlı, bir satırlık nazım birimidir.


    BEYİT (İKİLİK)

    Aynı ölçüde olan ve anlamca bir bütünlük oluşturan ve iki dizeden oluşan nazım birimidir.

    ÖLÇÜ (VEZİN)

    Şiirde dizelerin hece sayısına veya hecelerin ses değerine göre bir uyum içinde olmasıdır
    HECE ÖLÇÜSÜ:

    Şiirde dizeleri oluşturan sözcüklerin hece sayılarının eşitliğine dayanan ölçüdür. Hece ölçüsüyle yazılmış dizeler okunurken belli yerlerde durulur.Durulan bu yerlere 'durak' denir. Durak sözcüğün sonunda yer alır.
    ARUZ ÖLÇÜSÜ:

    Dizelerdeki hecelerin uzunluk ve kısalığına göre, açık ya da kapalı oluşuna göre düzenlenmesidir.Kısa heceler nokta(.) uzun heceler çizgi (-) ile gösterilir.

    İmale: Aruz kalıbına uydurmak için kısa hecenin uzun sayılmasıdır.

    Zihaf: Uzun heceleri kısa okumaktır
    SERBEST ÖLÇÜ:

    Bu ölçüde hecelerin sayısı ya da uzunluğu kısalığı dikkate alınmaz
    REDİF

    Mısra sonlarında yazılışları, okunuşları, anlamları ve görevleri aynı olan eklerin, kelime ve kelime gruplarının tekrar edilmesine 'redif' denir.

    *........uzakta

    *........plakta
    KAFİYE

    Şiirde mısra sonlarındaki ses benzerliklerine denir. Kafiyeyi oluşturan eklerin ya da kelimelerin; yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları ve görevleri farklı olmalıdır.

    *...........derinden.

    *...........kederinden.
    KAFİYE ÇEŞİTLERİ



    YARIM KAFİYE:

    Tek ses benzerliğine dayanan kafiyedir.

    *............dizildi

    *............yazıldı.
    TAM KAFİYE:

    İki ses benzerliğine dayanan kafiye türüdür.

    *.........karanlık

    *.........artık

    ZENGİN KAFİYE:

    Üç ya da daha çok ses benzerliğine dayanan kafiye türüdür.

    *........... yolculuk

    *........... soluk
    KAFİYE ÖRGÜSÜ



    DÜZ KAFİYE: 'a a a b' ya da

    'a a b b' olmalı.

    ÇAPRAZ KAFİYE: 'a b a b' olmalı.

    SARMA KAFİYE: 'a b b a' olmalı.




  • Mustafa Taskanat
    Mustafa Taskanat

    kalemin hiç susmasın ustad selam ve dua ile

  • Nezih Mekân
    Nezih Mekân

    İyi ki edebiyatımıza adınız yazılı hocam! Daima okunacaksınız ve dinleniceksiniz!

  • Ömer Taşoğlu
    Ömer Taşoğlu

    Yaslı İstanbul


    Neşelenmez İstanbul her zaman biraz yasta
    Secdeleri özleyen Ayasofyası hasta



    16 Nisan 2006 / Erzurum
    Ömer Mirza

  • Esram
    Esram

    MÜKEMMEL BİR ŞİİR OKUDUM Yüreğinize sağlık.syglr.
    Okyanus...

    Sabah oluyor yine;
    Hüzün lü bir gecenin ardında
    saklanan gizem ve gözyaşlarım..
    Haydi yine sabah oldu...
    Yum gözlerini; hazırla kendini
    sadece hayallerle geçen geceye...
    Cevapsız bilmeceye..
    Alışmak varya bazen;
    çok acı; çokta güzel..
    Güzel olan yanı,Seveninle
    başbaşa olduğunda..
    Acı olan yanı ise;
    Onun senin yanından
    mecburiyetle uzaklşaşması..
    Ne zaman mutlu görseler.
    Ne zaman ağlarken görseler..
    Hatta hatta gülmenin ardında
    Bir şeyler aranırlar muzipçe..
    Çünkü içlerinde manasız,
    Gizli bir çekememezlik..
    Aşşağılık kişi gurupları...
    Hayatıma hiç giremeyen
    nefret simalar...
    Bunları bile bile
    Mecburi yaşantın...
    İşte bir sandık..
    Küflenmeye yüz tutmuş....
    Oysaki bu sandık içinde;
    Zümrüt,yakut,elmas taşırdı
    bir zaman önce..
    Ve amman içindekileri
    kimseler görmesin
    dokunmasın
    değmezlerdi çünkü...
    O yüzden bu sandığı
    kilitleyip atmıştım anahtarını.
    Kuyu değil,dere değil, göl değil.
    Vallahi hemde simsiyah
    okyanuslara..
    Kimsenin eline geçmesin
    düşüncesiyle...
    Eh be arkadaşım sende
    nereden çıktın?
    Ne arıyordun o koskoca
    okyanusta.?
    Nereden buldun o anahtarı?
    Ben bile unutmuştumya? ..
    Açma o sandığı..
    .Artık çok geç.
    Beklemiştim...
    aslında uzun bir süreç..
    Açtırmam o sandığı hiç
    umutlanma..
    Anahtar sende kalsın..
    Önemli değil.
    Sandıkla atlarım ben
    okyanusa...
    Kolaymı sanıyorsun?
    Onca yıl sonra?
    Tükenmiş gitmiş gençlik
    Bir harbedeyle..
    Ne işin olur senin bir harabeyle? ..

    Esram





  • Serkan Can
    Serkan Can

    ne yazılırki bu anlatıma ben bir istanbul aşığı olarak zaten okurken eriyorum

  • Hayrettin Güven
    Hayrettin Güven

    Yüreğine sağlık bedirhan abi ne diyeyim ancak ayasofya böyle anlatılır

  • Pınar Önalan
    Pınar Önalan

    sabah ezanında camide olmak çok hoşmuş...kırk güne yakın bu duyguyu yaşadım...eyüpte ,ayasofyada olmak başka olur...huzur orada...huzur onunla olmakda...bambaşka bir kokusu var o iklimin...bedirhan abi ne iyi etmişsiniz yazmakla...yazdırana müteşekkiriz..

  • Nurhayat Nalçacı
    Nurhayat Nalçacı

    Tuttunuz beni öğle vakti sabah namazlarına bırakıverdiniz. Böyle anlamlı böyle sevgi yüklü bir şiiri yorumlamak haddimizi aşar. Bütün şiriirlerini tekrar tekrar severek okuduğum, proğramlarını hiç kaçırmadan izlediğim büyük Üstada selam olsun.Sonsuz SAYGILAR

TÜM YORUMLAR (12)