İstanbul Ağrısı Şiiri - Attila İlhan

Attila İlhan
15 Haziran 1925 - 11 Ekim 2005
192

ŞİİR


1833

TAKİPÇİ

İstanbul Ağrısı

kanatları parça parça bu ağustos geceleri
yıldızlar kaynarken
şangır şungur ayaklarımın dibine dökülen
sen
eğer yine istanbul'san
yine kan köpüklü cehennem sarmaşıkları büyüteceğim
pançak pançak şiirler tüküreceğim
demek yine ben
limandaki direkler ormanında bütün bandıralar ayaklanıyor

kapı önlerinde boyunlarını bükmüş tek tek kafiyeler
yahudi sokaklarını aydınlatan telaviv şarkıları
mavi asfaltlara çökmüş
diz bağlıyor
eğer sen yine istanbul'san
kirli dudaklarını bulut bulut dudaklarıma uzatan
sirkeci garı'nda tren çığlıklarıyle bıçaklanıp
intihar dumanları içindeki haydarpaşa'dan
anadolu üstlerine bakıp bakıp
ağlayan
sen eğer yine istanbul'san
aldanmıyorsam
yakaları karanfilli ibneler eğer beni aldatmıyorsa
kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
yine senin emrindeyim
utanmasam
gözleri
..........
..........

Attila İlhan
Kayıt Tarihi : 12.7.2000 14:33:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Deniz Ercivan
    Deniz Ercivan

    İstanbul Ağrısı
    Kanatları parça parça bu ağustos geceleri
    Yıldızlar kayarken
    Şangur şungur ayaklarımın dibine dökülen
    Sen eğer yine İstanbul'san
    Yine kan köpüklü cehennem sarmaşıkları büyüteceğim
    Pançak pançak şiirler tüküreceğim
    Demek yine ben
    Limandaki direkler ormanında bütün bandıralar ayaklanıyor
    Kapı önlerinde boyunlarını bükmüş tek tek kafiyeler
    Yahudi sokaklarını aydınlatan Telaviv şarkıları
    Mavi asfaltlara çökmüş
    Diz bağlıyor

    Eğer sen yine İstanbul'san
    Kirli dudaklarını bulut bulut dudaklarıma uzatan
    Sirkeci Garında tren çığlıklarıyla bıçaklanıp
    İntihar dumanları içindeki Haydarpaşa'dan
    Anadolu üstlerine bakıp bakıp ağlıyan
    sen eğer yine İstanbulsan
    aldanmıyorsam
    yakaları karanfilli ibneler eğer beni aldatmıyorsa
    kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
    yine senin emrindeyim
    utanmasam
    gözlerimi damla damla kadehime damlatarak
    kendimi yani şu bildiğin Attila İlhanı
    zehirleyebilirim

    Sonbahar karanlıkları tuttu tutacak
    Tarlabaşı pansiyonlarında bekarlar buğulanıyor
    İmtihan çığlıkları yükseliyor üniversiteden
    Tophane İskelesinde diesel kamyonları sarhoş
    Direksiyonlarının koynuna girmiş bıçkın şoförler
    Uykusuz dalgalanıyor
    Ulan İstanbul sen misin
    Senin ellerin mi bu eller
    Ulan bu gemiler senin gemilerin mi
    Minarelerini kürdan gibi dişlerinin arasında
    Liman liman götüren
    Ulan bu mazut tüküren bu dövmeli gemiler senin mi
    Akşamlar yassıldıkça neden böyle devleşiyorlar
    Neden durmaksızın imdat kıvılcımları fışkırıyor antenlerinden

    Neden
    Peki İstanbul ya ben
    Ya mısralarını dört renkli duvar afişleri gibi boy boy
    Gümrük duvarlarına yapıştıran yolcu Abbas
    Ya benim kahrım
    Ya senin ağrın
    Ağır kabaranlarınla uykularımı ezerek deliksiz yaşattığın çaresiz Zehirler kusan çılgın bir yılan gibi
    Burgu burgu içime boşalttığın
    O senin ağrın
    O senin
    Eğer sen yine İstanbul'san
    Yanılmıyorsam
    Koltuğumun altında eski bir kitap diye götürmek istediğim
    Sicilyalı balıkçılara Marsilyalı dok işçilerine
    satır satır okumak istediğim
    Sen
    Eğer yine İstanbul'san
    Eğer senin ağrınsa iğneli beşik gibi her tarafımda hissettiğim
    Ulan yine sen kazandın İstanbul
    Sen kazandın ben yenildim
    Kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
    Yine emrindeyim

    Ölsem yalnız kalsam cüzdanım kaybolsa
    Parasız kalsam tenhalarda kalsam çarpılsam
    Hiçbir gün hiçbir postacı kapımı çalmasa
    Yanılmıyorsam
    Sen eğer yine İstanbul'san
    Senin ıslıklarınsa kulaklarıma saplanan bu ıslıklar
    Gözbebeklerimde gezegenler gibi dönen yalnızlığımdan
    Bir tekmede kapılarını kırıp çıktım demektir
    Ulan bunu sen de bilirsin İstanbul
    Kaç kere yazdım kim bilir
    Kaç kere kirpiklerimiz kasaturalara dönmüş diken diken
    1949 Eylülünde birader mırç ve ben
    Sokaklarında mohikanlar gibi ateşler yaktık
    Sana taptık ulan
    Unuttun mu
    Sana taptık

    Cevap Yaz
  • Şeref Uludağ
    Şeref Uludağ

    Devamı

    Cevap Yaz
  • Cevap Yaz
  • Nadir Utku
    Nadir Utku

    Ulan istanbul dediği yerde şaşırttı , ben de diyorum ki ulan istanbul sen neymissin

    Cevap Yaz
  • Hamdi Oruç
    Hamdi Oruç

    Minarelere kürdan diyor.Eski İstanbulda minareler KÜRDAN mıydı

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (15)

Attila İlhan