Ataş üç parça Şiiri - Akın Akça

Akın Akça
1865

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Ataş üç parça

Sunderbans burcu sahanlığının
Kuzey tarafları Kükreyen sarı-beyaz bengal kaplanları oldu
Döne dolaşa ve kıpkızıl kızgın gece,
Gökteki akrep bölgesinin
Az ötesinde bir yerde.

yaylım ateşi özünün ihtiva edilmediği.
Ve aslında sadece bir kundak,
Ki beşiğin içi de bu kundağın içi
Kadar mışıl mışıl berhudar.

Ve, işte, bir odadadır aslında Ganj'da Hindistan.
Gider, gelir, gider, gelir.

Yumulmak gibi boğum bakracına..
Dna gibi çıkartılır ince elişi göz nuru
Ve yayılır ortaya çıkan ebru sanatı.
Kumsalda ıssızında akşamın ıslak, serinlemiş kumlarla
Kule yapmaya çalışıyordur
Çocuğun patik elleri.

*

Her güneş yolu zerresi, her şua dimağpınarı …

Tuttuğun, yoğurduğun
Ve kendine yaptığın bir şeyken Tanrı,
Karşısındakini yoketmek için
Kullanıyor bazı belirli kişicikler bunu.
Her insan bir tanrıdır
Ve bize ulaşan her güneş yolu zerresi,
Her şua dimağpınarı, bir su damlası.
Birbirini sevmek, gözetmekken güzel olan;
Koyuyorlar birden yaygarayı.
Ağaçlar var yukarıda
Ve şafak vaktiyle zirveden inecekler;
Bu dağın patikasız olması bir şey ifade etmez,
Ya da denilen dağın şatosunun
Şifreli olması girmek için açık pencerelerinin.
Yola koyuldukları an dökülecekler.

Her güneş yolu zerresi, her şua dimağpınarı

Gözleri görmez Tanrı'yı,
O'nu Kilise'ye ya da böyle yerlere hapsettiler;
Geyik Figürlü Güneş Kursu,
Camiden içeri el sallayan sevgici uğurböceğiydi.
Ama çevrede bir sis dumanı türedi,
Çevreyi bu sardı.
Kilise'ye ya da böyle camilere hapsettiler,
diye diye çevirdikleri avuç içleri veya mama miaları 'göktedir'!
Şimdi dolaşıyorlar ve etrafı göremiyorlar.
Ağaçlar var yukarıda,
Şafak vaktiyle zirveden inecekler.

*

Bir yaprak kıpırdar ki,
Emekleyen bir ordu saklar arkasında;
Kara kuru ve sıvalı yer elması sıçrar gelir.
Kaydıraktan düşen bir ağlayış
Görülür çocuğun ufalanan ifadesinde;
Elleri kolları yara bere içinde
Koşar sevdiği annesine.
Şimdi o her zamanki plastik şişedeki şalgamın suyu
Sarardı biraz sabaha karşı.
Ki sonra gök getiren gök
İndi kendi şeffaf altın tepsisinde.
Doğan bebek daha doğduğunda
Sıçrayıp güle oynaya gelir derler ya.
Kar yağdı, nikbin bir sessizlik;
Kaydıraklar çevrelerinde
Bekleyen suskun ama meraklı
Tehterevallileri bekleyecek.

Güneşi saklamaya keriz değiliz,
anne karnından bebek hırkayla gelmiyor,
Rüzgarın dinç nefesi takip edilecek iz.

Akın Akça
Kayıt Tarihi : 25.1.2009 06:34:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Cengiz Çetik
    Cengiz Çetik

    yaylım ateşi özünün ihtiva edilmediği.
    Ve aslında sadece bir kundak,
    Ki beşiğin içi de bu kundağın içi
    Kadar mışıl mışıl berhudar.

    kutlarım saygılarımla

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)

Akın Akça