Aşk Eylül 20 Şiiri - Aşk Aşkın Şehri Ordu

Aşk Aşkın Şehri Ordu
7529

ŞİİR


71

TAKİPÇİ

Aşk Eylül 20

Şimdi yağmur yağıyor.
Eylül,
Ordu'nun üzerine
sessiz bir perde indiriyor.
Deniz önümüzde.
Çınar üzerimizde.
Ve ben düşünüyorum:
İnsanlık yüzyıllardır
aşkı anlatmak için
binlerce kitap yazdı.
Kimi gururu anlattı.
Kimi yalnızlığı.
Kimi vicdanı.
Kimi kaderi.
Kimi yolculuğu.
Kimi insanın
kendi içindeki savaşını.
Ama bütün o hikâyelerin
ötesinde
tek bir gerçek kaldı:
İnsan, kendisini anlayan
bir kalbe rastladığında
dünyanın bütün gürültüsü
bir süreliğine susuyor.
Ben o sessizliği
senin yanında buldum.
Ve şimdi,
bütün romanların
ötesinde,
bütün savaşların
sonunda,
bütün yolculukların
uzağında,
bütün gurur ve önyargıların
ardında,
sana yalnızca
şunu söylemek istiyorum:
Seni bir hayal olduğun için değil,
gerçek olduğun hâlinle seviyorum.
Ve belki de
bütün büyük aşk hikâyelerinin
sonunda aradığı şey
tam olarak budur:
Bir insanın başka bir insana
“Değişmeni istemiyorum.
Seni görüyorum.
Ve yine de seni seçiyorum.”
diyebilmesi.
Aşk

ŞİMDİ
Şimdi yağmur yağıyor.
Eylül,
Ordu'nun üzerine
sessiz bir perde indiriyor.
Deniz önümüzde.
Çınar üzerimizde.
Ve ben düşünüyorum:
İnsanlık yüzyıllardır
aşkı anlatmak için
binlerce kitap yazdı.
Kimi gururu anlattı.
Kimi yalnızlığı.
Kimi vicdanı.
Kimi kaderi.
Kimi yolculuğu.
Kimi insanın
kendi içindeki savaşını.
Ama bütün o hikâyelerin
ötesinde
tek bir gerçek kaldı:
İnsan, kendisini anlayan
bir kalbe rastladığında
dünyanın bütün gürültüsü
bir süreliğine susuyor.

Aaaaaaaaaaaaşk

Ve belki de
bütün büyük aşk hikâyelerinin
sonunda aradığı şey
tam olarak budur:
Bir insanın başka bir insana
“Değişmeni istemiyorum.
Seni görüyorum.
Ve yine de seni seçiyorum.”
diyebilmesi.

Oooooooooooyyyy

Ve belki de
bütün büyük aşk hikâyelerinin
sonunda aradığı şey
tam olarak budur:
Bir insanın başka bir insana
“Değişmeni istemiyorum.
Seni görüyorum.
Ve yine de seni seçiyorum.”
diyebilmesi.

Ben o sessizliği
senin yanında buldum.
Ve şimdi,
bütün romanların
ötesinde,
bütün savaşların
sonunda,
bütün yolculukların
uzağında,
bütün gurur ve önyargıların
ardında,
sana yalnızca
şunu söylemek istiyorum:
Seni bir hayal olduğun için değil,
gerçek olduğun hâlinle seviyorum.

Aaaaaaaaaaaaşk

Ve belki de
bütün büyük aşk hikâyelerinin
sonunda aradığı şey
tam olarak budur:
Bir insanın başka bir insana
“Değişmeni istemiyorum.
Seni görüyorum.
Ve yine de seni seçiyorum.”
diyebilmesi.

Oooooooooooyyyy

Ve belki de
bütün büyük aşk hikâyelerinin
sonunda aradığı şey
tam olarak budur:
Bir insanın başka bir insana
“Değişmeni istemiyorum.
Seni görüyorum.
Ve yine de seni seçiyorum.”
diyebilmesi.
Aşk

Hayat bana
her gün başka bir eksik verdi.
Ben seni düşündüm.
Bir gün yağmur yağdı,
“En azından deniz
daha güzel görünecek,” dedim.
Bir gün yollar uzadı,
“Demek ki sana giderken
daha çok zamanım var,” dedim.
Bir gün yalnız kaldım,
“Demek ki seni özlemenin
ne kadar büyük bir şey olduğunu
anlayacağım,” dedim.
Sonra fark ettim:
Ben mutluluğu
olan şeylerde değil,
seninle anlam kazanabilecek
şeylerde arıyormuşum.
Aşk
Seninle Mutluluk Oyunu
Hayat bana
her gün başka bir eksik verdi.
Ben seni düşündüm.
Bir gün yağmur yağdı,
“En azından deniz
daha güzel görünecek,” dedim.
Bir gün yollar uzadı,
“Demek ki sana giderken
daha çok zamanım var,” dedim.
Bir gün yalnız kaldım,
“Demek ki seni özlemenin
ne kadar büyük bir şey olduğunu
anlayacağım,” dedim.
Sonra fark ettim:
Ben mutluluğu
olan şeylerde değil,
seninle anlam kazanabilecek
şeylerde arıyormuşum.
Aşk

Eylül geldi.
Ordu'nun üzerine
ince bir yağmur bıraktı.
Çınarın yaprakları
sarı sarı düştü.
Deniz biraz daha uzak,
gökyüzü biraz daha sessizdi.
Ama ben
bütün bu hüznün içinde
küçük bir güzellik buldum:
Sen vardın.
Belki yanımda değildin.
Ama insan
bazen birini yanında olmadan da
hayatının en güzel yerine
koyabiliyor.
Aşk

Sana kavuşamadığım günlerde
bile seni sevmeyi
bir kayıp saymadım.
Çünkü aşkın bana
şunu öğretti:
Her şey istediğin gibi
olmadığında
hayat bitmez.
Bazen başka bir güzellik
saklanır kırılmış planların içinde.
Bir yol kapanır.
Başka bir yol açılır.
Bir mektup gelmez.
Bir hatıra gelir.
Bir buluşma ertelenir.
Ama özlem
kalbin içinde
sevginin dilini öğretir.

───

Sen bana
mutluluğun büyük olaylarda
saklanmadığını öğrettin.
Birlikte içilen kahvede.
Aynı şarkıyı dinlerken
aynı yerde susabilmekte.
Yağmurdan kaçarken
bir saçak altında
yan yana beklemekte.
Denize bakarken
aynı şeyi düşünmek zorunda olmadan
aynı manzarayı sevebilmekte.
Ve bazen,
hiçbir şey söylemeden
birbirinin elini tutmakta.
Aşk

Ben artık
senden kusursuz bir hayat
istemiyorum.
Kusursuz aşk da.
Bana yalnızca
gerçek bir hayat yeter.
İçinde yağmur olsun.
Bazen ayrılık.
Bazen yanlış anlaşılma.
Bazen özlem.
Bazen sessizlik.
Ama bütün bunların
arasında
birbirimize yeniden
gülümseyebileceğimiz
küçük bir yer kalsın.
Çünkü mutluluk
sorunsuz yaşamak değilmiş.
Sorunların arasında
birbirimizi kaybetmemekmiş.
Aşk

Bir gün
bana “Mutlu musun?”
diye sorarlarsa,
uzun uzun düşünmeyeceğim.
Ordu'nun denizine bakacağım.
Çınarın yapraklarına.
Eylül yağmuruna.
Ve seni düşüneceğim.
Sonra diyeceğim ki:
“Evet.
Çünkü sevdiğim insanın
var olduğunu bilmek bile
hayatın bana verdiği
güzel şeylerden biri.”
Aşk

Belki hayat
bize her istediğimizi
vermeyecek.
Belki bazı günler
çok zor olacak.
Belki yollar
uzayacak.
Ama ben yine
küçük mutluluklar
biriktireceğim.
Senin gülüşünü.
Birlikte yürüdüğümüz yolu.
Denizin sesini.
Çınarın gölgesini.
Eylül'ün yağmurunu.
Ve seni.
Çünkü aşk bazen
büyük bir mucize değildir.
Bazen insanın
her şeye rağmen
şunu söyleyebilmesidir:
“Bugün de seni sevecek
bir neden buldum.”
Ve yarın,
ne olursa olsun,
yenisini bulacağım.
Aşk
Senin Portrelerin
Seni anlatmaya kalksam
bir portre yetmez.
Çünkü sen
tek bir yüz değilsin.
Bir sabah
saçlarını aceleyle toplarken
başka birisin.
Denize bakarken
başka.
Kızdığında
başka.
Güldüğünde
dünyanın bütün ciddi meselelerini
bir anda önemsizleştiren
başka biri.
Ben en çok
kimsenin görmediği
hâlini seviyorum.

Mesela,
çayını soğutacak kadar
düşüncelere daldığın hâlini.
Bir şeye kızıp
beş dakika sonra
neden kızdığını unuttuğun hâlini.
Yağmur başlayınca
“şimdi ıslanacağız” deyip
sonra çocuk gibi gülümsediğin hâlini.
İnsan sevdiğini
büyük sözlerle değil,
böyle küçük ayrıntılarla
tanıyor galiba.
Aşk dediğin de
biraz bundan ibaret:
Bir insanın
kimsenin fark etmediği
alışkanlıklarını
ezberlemek.
Aşk

Eylül.
Ordu.
Yağmur.
Çınar.
Deniz.
Dört kelime değil bunlar,
sende birleşince
beşinci bir mevsim oluyor.
Ben o mevsimde
yaşamayı seviyorum.
Çünkü sen yanımdayken
deniz yalnızca deniz değil.
Birlikte sustuğumuz yer.
Çınar yalnızca çınar değil.
Omzuna yaklaşmak için
bahane.
Yağmur yalnızca yağmur değil.
Eve biraz daha geç dönmek
için güzel bir sebep.
Aşk

Bazen seni
öyle ciddi görüyorum ki
sanıyorum
dünyanın bütün sorunlarını
sen çözeceksin.
Sonra bir yaprak
saçına takılıyor.
Ben gülüyorum.
Sen kızıyorsun.
Beş dakika sonra
sen de gülüyorsun.
İşte o zaman anlıyorum:
Hayatın büyük meselelerine
fazla kafa yormaya gerek yok.
İnsanın bazen
sevdiğinin saçındaki
bir yaprağı alması
yeter.

───

Sana şiir yazmak
kolay değil.
Çünkü şiir
seni anlatmaya çalıştığında
sen hemen hayatın içine
kaçıyorsun.
Bir fincan kahveye.
Bir sokağın köşesine.
Denizin kıyısına.
Bir “nasılsın?” sorusuna.
Ben de peşinden geliyorum.
Sonra şiir bitiyor.
Ama sen bitmiyorsun.

───

Seni
kusursuz olduğun için sevmedim.
İyi ki değilsin.
Çünkü kusursuz insanlar
biraz sıkıcıdır.
Senin itirazların var.
İnatların.
Susmaların.
Bazen gereksiz yere
haklı çıkma çaban.
Bazen de
haklı olduğunu bildiğin hâlde
sırf beni sevdiğin için
gülüp geçmen.
İşte bunların hepsi
senin portrelerin.
Ben bütününü seviyorum.
Çerçevesini değil.

───

Bir gün
yaşlanırsak,
yüzümüzde
bugünkü yüzümüzden
çok farklı çizgiler olacak.
Deniz yine orada olacak mı,
bilmiyorum.
Çınar büyüyecek mi,
bilmiyorum.
Eylül yine yağmurunu
aynı sokaklara bırakacak mı,
bilmiyorum.
Ama şunu biliyorum:
Sana baktığımda
yıllar önceki seni
bugünkü senin içinde
yeniden görebilirsem,
aşk hâlâ yerini bulmuş demektir.
Çünkü gerçek sevgi
bir yüzü ezberlemek değil,
zamanın değiştirdiği yüzlerde
aynı insanı yeniden tanıyabilmektir.

───

Şimdi gel,
biraz denize bakalım.
Hiçbir şey konuşmayalım.
Çünkü senin en güzel portren
kelimelerle çizilmiyor.
Yanımda durduğun
o sade anda çiziliyor.
Ve ben içimden
tek bir cümle geçiriyorum:
“İyi ki seni
büyük bir hikâye olarak değil,
her gün yeniden keşfettiğim
gerçek bir insan olarak sevmişim.”
İşte benim
sana dair bütün portrelerim
bu:
Biraz yağmur.
Biraz deniz.
Biraz çınar.
Biraz Eylül.
Ve bütün bunların
ortasında,
sen.
Aşk

“İyi ki seni
büyük bir hikâye olarak değil,
her gün yeniden keşfettiğim
gerçek bir insan olarak sevmişim.”
İşte benim
sana dair bütün hayatım bu:
Biraz yağmur.
Biraz deniz.
Biraz çınar.
Biraz Eylül.
Ve bütün bunların
ortasında,
sen.
Aşk

Eylül.
Ordu.
Yağmur.
Çınar.
Deniz.
Dört kelime değil bunlar,
sende birleşince
beşinci bir mevsim oluyor.
Ben o mevsimde
yaşamayı seviyorum.
Çünkü sen yanımdayken
deniz yalnızca deniz değil.
Birlikte sustuğumuz yer.
Çınar yalnızca çınar değil.
Omzuna yaklaşmak için
bahane.
Yağmur yalnızca yağmur değil.
Eve biraz daha geç dönmek
için güzel bir sebep.
Aşk

EYLÜL
Eylül.
Ordu.
Yağmur.
Çınar.
Deniz.
Dört kelime değil bunlar,
sende birleşince
beşinci bir mevsim oluyor.
Ben o mevsimde
yaşamayı seviyorum.

Aaaaaaaaaaaaşk

İşte benim
sana dair bütün hayatım bu:
Biraz yağmur.
Biraz deniz.
Biraz çınar.
Biraz Eylül.
Ve bütün bunların
ortasında,
sen.

Ooooooooooyyyy

İşte benim
sana dair bütün hayatım bu:
Biraz yağmur.
Biraz deniz.
Biraz çınar.
Biraz Eylül.
Ve bütün bunların
ortasında,
sen.

Çünkü sen yanımdayken
deniz yalnızca deniz değil.
Birlikte sustuğumuz yer.
Çınar yalnızca çınar değil.
Omzuna yaklaşmak için
bahane.
Yağmur yalnızca yağmur değil.
Eve biraz daha geç dönmek
için güzel bir sebep.

Aaaaaaaaaaaaşk

İşte benim
sana dair bütün hayatım bu:
Biraz yağmur.
Biraz deniz.
Biraz çınar.
Biraz Eylül.
Ve bütün bunların
ortasında,
sen.

Ooooooooooyyyy

İşte benim
sana dair bütün hayatım bu:
Biraz yağmur.
Biraz deniz.
Biraz çınar.
Biraz Eylül.
Ve bütün bunların
ortasında,
sen.
Aşk

Bir gün bütün yollar kapansa,
Şehirler susup deniz çekilse,
Gökyüzü son ışığını saklasa bile
Ben yine adını söyleyeceğim.
Çünkü bazı aşklar
Bir ömrün içine sığmaz;
Bir ömrü aşar,
İnsanın kendisinden sonra bile
Söylenmeye devam eder.
Aşk

HÜRRİYETİM SENSİN
Ey gönlümün ufkunda açılan uzak bahar,
Sen geldin, sustu içimde yıllanmış rüzgâr.
Bir adın yetti bana, bütün yollar aydınlandı,
Bir bakışınla kalbim kendi zincirini kırdı.
Ben seni bir çiçek gibi değil,
Bir fikir gibi sevdim;
Kök saldın içime,
Sökülmesi mümkün olmayan
Bir hakikat gibi.
Ne saray ister gönlüm,
Ne altın, ne şöhret,
Bir sahil kıyısında
Seninle aynı ufka bakmak
Bütün servetlere bedel.
Eylül inerken Ordu'nun üzerine,
Yağmur ince ince denize karışırken,
Çınar yapraklarını bırakırken toprağa,
Ben hâlâ aynı sözü taşıyorum içimde:
Sevda, insanın kendinden vazgeçmesi değil,
Kendini en sahici hâliyle bulmasıdır.
Sen benim esaretim değilsin;
Tam tersine,
Seni sevdikçe anladım
Kalbin ancak özgürken
Gerçekten bağlanabildiğini.
Bir gün bütün yollar kapansa,
Şehirler susup deniz çekilse,
Gökyüzü son ışığını saklasa bile
Ben yine adını söyleyeceğim.
Çünkü bazı aşklar
Bir ömrün içine sığmaz;
Bir ömrü aşar,
İnsanın kendisinden sonra bile
Söylenmeye devam eder.
Ey sevgili,
Ben seni yalnız bugün için sevmedim.
Zamanın önüne koydum adını;
Çünkü aşk dediğin,
Takvim yapraklarından değil,
İnsanın içinde verdiği
En büyük karardan doğar.
Ve eğer sorarlarsa bir gün:
“Senin en büyük özgürlüğün neydi?”
Hiç düşünmeden diyeceğim:
Birini sevmek,
Onu kendime ait sanmadan
Onunla aynı gökyüzünü seçebilmekti.
İşte ben seni
Tam da bu yüzden sevdim.
Çünkü sen,
Kalbimin duvarlarını yükselten değil,
Kapılarını açan
O güzel ihtilalsin.
Aşk

Eylül akşamlarında
Ordu'nun denizi ağır ağır kararırken,
çınarın altında seni beklerken
geleceğin bütün olasılıklarını düşündüm.
Başka şehirler vardı.
Başka insanlar.
Başka hayatlar.
Başka benler...
Hepsinin içinden
bir tek sen geçtin.
Ve anladım:
Kader belki
önceden yazılmış bir hikâye değildir;
iki insanın aynı anda
aynı ihtimali seçmesidir.
Aşk

ALGORİTMANIN SEÇEMEDİĞİ AŞK
Bir gün makineler
insanın bütün ihtimallerini hesaplayabilirse,
kaç kez güleceğimizi,
hangi sokakta duracağımızı,
hangi sabah bir yabancının
hayatımızın merkezine dönüşeceğini
önceden bilebilirse—
söyle,
aşk yine de şaşırtabilir mi bizi?
Belki bir algoritma
gözlerinin rengini ölçebilir,
sesindeki titreşimi çözebilir,
kalp atışlarının birbirine
ne kadar benzediğini hesaplayabilir.
Ama bilemez
neden kalabalığın içinde
herkes birbirine benzerken
senin yüzünün
bende bütün dünyayı değiştirdiğini.
Belki gelecekte
insanlar yollarını seçmeyecek;
yollar, insanlar için seçilecek.
Bir sistem diyecek ki:
“Bu insanla karşılaşma.
Uyum oranınız düşük.
Risk yüksek.
Sonuç belirsiz.”
Ben yine de
sana doğru yürüyeceğim.
Çünkü aşkın en eski yasasıdır bu:
İnsan, kendisine sunulan ihtimallerden değil,
uğruna göze aldığı ihtimalden oluşur.
Eylül akşamında
Ordu'nun denizi ağır ağır kararırken,
çınarın altında seni beklerken
geleceğin bütün olasılıklarını düşündüm.
Başka şehirler vardı.
Başka insanlar.
Başka hayatlar.
Başka benler...
Hepsinin içinden
bir tek sen geçtin.
Ve anladım:
Kader belki
önceden yazılmış bir hikâye değildir;
iki insanın aynı anda
aynı ihtimali seçmesidir.
Yağmur başladı.
Telefonum sustu.
Şehir sustu.
Dünya sustu.
O anda
bütün teknolojilerden daha eski
bir şey söyledi kalbim:
“Gel.”
Ne konum gerekiyordu,
ne harita,
ne algoritma.
Çünkü bazı insanlara
ulaşmak için yön bulmaya gerek yoktur.
İnsan,
sevdiğinin olduğu yöne
içgüdüyle döner.
Ve eğer bir gün
geleceğin bütün makineleri
bana hayatımın kusursuz planını sunarsa,
ben yine o planı kapatıp
seninle yağmur altında yürümeyi seçerim.
Çünkü kusursuz bir gelecekten
daha değerli bir şey biliyorum:
Seninle birlikte
belirsiz bir geleceğe girmek.
Belki aşk budur:
Bütün ihtimalleri bilmek
ve yine de
bir tek insanın elini tutmak.
Gerisini
geleceğe bırakmak.
Aşk

Eğer bir gün
geleceğin bütün makineleri
bana hayatımın kusursuz planını sunarsa,
ben yine o planı kapatıp
seninle yağmur altında yürümeyi seçerim.
Çünkü kusursuz bir gelecekten
daha değerli bir şey biliyorum:
Seninle birlikte
belirsiz bir geleceğe girmek.
Aşk

Aşk Aşkın Şehri Ordu
Kayıt Tarihi : 28.09.2026 20:45:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!