Aşk Eylül 10 Şiiri - Aşk Aşkın Şehri Ordu

Aşk Aşkın Şehri Ordu
7523

ŞİİR


72

TAKİPÇİ

Aşk Eylül 10

İnsan, yaşadığı anın
bir daha yaşanmayacağını
çoğu zaman geç anlar.
Sen yanımdaydın.
Belki bir fincan çay soğuyordu masada,
belki dışarıdan bir araba geçti,
belki ikimiz de
aynı anda başka bir şeyi düşünüyorduk.
Ama şimdi geriye baktığımda
o küçücük anın
bir ömür kadar büyük olduğunu görüyorum.
Aşk
BİR GÜNÜN İÇİNE SIĞAN AŞK
Bir sabah uyandık.
Dünya hâlâ yerindeydi.
Deniz kıyısına vuruyor,
çınarlar sessizce büyüyor,
Eylül yağmuru
sokakların taşlarını yıkıyordu.
Biz ise
bunun sıradan bir sabah olduğunu sandık.
Oysa hayatın en büyük yanılgısıdır bu:
İnsan, yaşadığı anın
bir daha yaşanmayacağını
çoğu zaman geç anlar.
Sen yanımdaydın.
Belki bir fincan çay soğuyordu masada,
belki dışarıdan bir araba geçti,
belki ikimiz de
aynı anda başka bir şeyi düşünüyorduk.
Ama şimdi geriye baktığımda
o küçücük anın
bir ömür kadar büyük olduğunu görüyorum.
Çünkü aşk
her zaman büyük karşılaşmalarla başlamaz.
Bazen bir insan
yanında sessizce oturur.
Sen onun yüzüne bakarsın.
Ve hiçbir şey olmaz gibi görünür.
Oysa içindeki dünya
yavaşça yer değiştirir.
Bir gün
Aşkın Şehri Ordu'nun kıyısında
seninle yürürken
bunu düşündüm.
Deniz sonsuz görünüyordu.
Çınar bizden habersiz
yapraklarını döküyordu.
İnsanlar gelip geçiyordu.
Bir çocuk koşuyordu kaldırımda.
Bir kadın yağmurdan korunmak için
saçlarını elleriyle kapatıyordu.
Hiçbirinin bizim hikâyemizden haberi yoktu.
Ve belki aşkın en güzel tarafı buydu:
Dünya, senin sevdiğini bilmeden
senin için güzelleşebiliyordu.
O gün sana bakıp
bir şey söylemek istedim.
Söylemedim.
Çünkü bazı cümleler
söylendiğinde küçülür.
Bazı sevgiler ise
sessizlikte daha doğru anlaşılır.
Sonra zaman geçti.
Mevsimler birbirini izledi.
Eylül yine geldi.
Yağmur yine yağdı.
Deniz yine aynı kıyıya dokundu.
Çınar yine yapraklarını bıraktı.
Fakat biz değiştik.
İnsan değişiyor.
Bunu engellemek mümkün değil.
Belki de aşkın görevi
insanı değişmemeye zorlamak değil;
değişirken birbirini yeniden tanımayı öğrenmektir.
Seni bugün seviyorsam
dünkü seni sevdiğim için değil.
Bugünkü seni gördüğüm için.
Yarın değişirsen
yarının seniyle yeniden tanışmak için.
Çünkü sevgi
bir insanın geçmiş hâline sadakat değildir.
Onun her gün yeniden oluşan varlığına
gösterilen dikkattir.
Bir gün
aynı kıyıda yeniden yürürsek
sana şunu söyleyeceğim:
“Bak, yıllar geçti.
Ama hatırlıyor musun?
Bir zamanlar
buradan birlikte geçmiştik.”
Sen belki hatırlamayacaksın.
Ben de ısrar etmeyeceğim.
Çünkü aşkın amacı
hatırlanmak değildir.
Sevdiğin insanın hayatında
güzel bir gerçeklik olabilmektir.
Ve eğer bir gün
bütün büyük sözler unutulursa,
şiirler susarsa,
şehirler değişirse,
geriye belki yalnızca
bir insanın diğerine
iyi davranmış olması kalacaktır.
İşte ben
seni bunun için seviyorum.
Bana büyük bir hayat vaat ettiğin için değil.
Hayatı
küçük anlarıyla değerli kıldığın için.
Bir bakışınla.
Bir gülüşünle.
Yanımda sessizce duruşunla.
Yağmurdan sonra
birlikte yürüdüğümüz o kısa sokakla.
Ve şimdi biliyorum:
Bir insanın hayatı
yıllarla değil,
gerçekten yaşadığı anlarla ölçülür.
Bizim aşkımız da
kaç yıl sürdüğüyle değil,
birbirimize bakarken
kaç kez dünyayı unuttuğumuzla ölçülür.
Eylül yine gelecek.
Yağmur yine yağacak.
Deniz yine kıyıya dönecek.
Çınar yine yapraklarını bırakacak.
Ve dünya
bizim için durmayacak.
Ama biz,
bir anlığına bile olsa
birbirimizin hayatında
gerçekten bulunmuşsak,
o an yeter.
Çünkü bazen
bir ömrün bütün anlamı,
iki insanın aynı anda
aynı yerde bulunabilmesidir.
Ve ben,
o anların içinde
seni bulduğum için
hayata teşekkür ederim.
Aşk

Bir gün
Aşkın Şehri Ordu'nun kıyısında
seninle yürürken
bunu düşündüm.
Deniz sonsuz görünüyordu.
Çınar bizden habersiz
yapraklarını döküyordu.
İnsanlar gelip geçiyordu.
Bir çocuk koşuyordu kaldırımda.
Bir kadın yağmurdan korunmak için
saçlarını elleriyle kapatıyordu.
Hiçbirinin bizim hikâyemizden haberi yoktu.
Ve belki aşkın en güzel tarafı buydu:
Dünya, senin sevdiğini bilmeden
senin için güzelleşebiliyordu.
Aşk

GÜN
Bir gün
Aşkın Şehri Ordu'nun kıyısında
seninle yürürken
bunu düşündüm.
Deniz sonsuz görünüyordu.
Çınar bizden habersiz
yapraklarını döküyordu.
İnsanlar gelip geçiyordu.
Bir çocuk koşuyordu kaldırımda.
Bir kadın yağmurdan korunmak için
saçlarını elleriyle kapatıyordu.
Hiçbirinin bizim hikâyemizden haberi yoktu.
Ve belki aşkın en güzel tarafı buydu:
Dünya, senin sevdiğini bilmeden
senin için güzelleşebiliyordu.

Aaaaaaaaaaaaşk

Bazen
bir ömrün bütün anlamı,
iki insanın aynı anda
aynı yerde bulunabilmesidir.
Ve ben,
o anların içinde
seni bulduğum için
hayata teşekkür ederim.

Oooooooooooyyy

Bazen
bir ömrün bütün anlamı,
iki insanın aynı anda
aynı yerde bulunabilmesidir.
Ve ben,
o anların içinde
seni bulduğum için
hayata teşekkür ederim.

İnsan, yaşadığı anın
bir daha yaşanmayacağını
çoğu zaman geç anlar.
Sen yanımdaydın.
Belki bir fincan çay soğuyordu masada,
belki dışarıdan bir araba geçti,
belki ikimiz de
aynı anda başka bir şeyi düşünüyorduk.
Ama şimdi geriye baktığımda
o küçücük anın
bir ömür kadar büyük olduğunu görüyorum.

Aaaaaaaaaaaaşk

Bazen
bir ömrün bütün anlamı,
iki insanın aynı anda
aynı yerde bulunabilmesidir.
Ve ben,
o anların içinde
seni bulduğum için
hayata teşekkür ederim.

Oooooooooooyyy

Bazen
bir ömrün bütün anlamı,
iki insanın aynı anda
aynı yerde bulunabilmesidir.
Ve ben,
o anların içinde
seni bulduğum için
hayata teşekkür ederim.
Aşk

İnsan bazen birini
gözleriyle değil,
geçmişin açtığı bir kapıdan görür.
Sen benim için
böyle geldin.
Bir zamanlar söylediğin
küçük bir söz,
bir bakış,
yarım bıraktığın
bir gülümseme...
Hepsi yıllar sonra
birer ipucu gibi
yeniden karşıma çıktı.
O zaman anladım:
Aşkın bazı izleri
kaybolmaz.
Sadece
bulunmayı bekler.
Aşk
BİR ÖMRÜN İÇİNDEN GEÇEN SEN
Seni sevdiğimde
hayatın uzunluğunun bu kadar olduğunu sanıyordum.
Oysa şimdi biliyorum;
bir insanın ömrü
takvimlerdeki yıllardan değil,
kalbinde gerçekten yaşadığı
birkaç andan oluşuyor.
Sen o anlardan biriydin.
Belki de en uzunu.
Aşk

Eylül'dü yine.
Ordu'da yağmur vardı.
Çınarın sarı yaprakları
kaldırıma düşerken
deniz, kıyıda ağır ağır
kendi hikâyesini anlatıyordu.
Sen yanımdaydın.
Bir şey söylemedin.
Ben de söylemedim.
Ama bazı yakınlıklar
kelimelere ihtiyaç duymaz.
İki insanın
aynı yağmurun altında
aynı sessizliği paylaşması bile
bir ömrün hatırası olabilir.
Sonra hayat başladı.
Hep yaptığı gibi
bizi başka yönlere savurdu.
Evler değişti.
Sokaklar değişti.
İnsanların yüzleri değişti.
Biz de değiştik.
Çünkü hayat
kimseyi olduğu yerde bırakmıyor.
Fakat insanın içinde
öyle bir yer vardır ki,
orada çocukluğu,
ilk sevinci,
ilk kırgınlığı,
ilk büyük sevgisi
aynı masada oturmaya devam eder.
Sen hâlâ o masadasın.
Bazen bir şarkıda,
bazen yağmur kokusunda,
bazen hiç beklemediğim bir anda
karşıma çıkıyorsun.
Ve ben şaşırmıyorum artık.
Çünkü geçmiş
geride bırakılmış bir ülke değildir.
İnsanın bugününe
gizlice karışan bir memlekettir.
Sen benim geçmişimden
bugünüme gelen
en güzel misafirsin.
Sana dair hiçbir şeyi
mükemmelleştirmiyorum.
Eksiklerin vardı.
Benim de.
Kırıldığımız günler oldu.
Sustuklarımız.
Yanlış anladıklarımız.
Birbirimize söyleyemediğimiz
cümleler...
Ama şimdi anlıyorum:
Aşk, kusursuz iki insanın
birbirini bulması değil.
İki kusurlu insanın
birbirinin kusurlarına
insanca davranabilmesidir.
Bu yüzden seni
yalnızca güzel günlerimiz için sevmiyorum.
Zor günlerimizi de seviyorum.
Çünkü onlar
bize kim olduğumuzu gösterdi.
Birlikte güldüğümüz günler
kolaydı.
Asıl mesele,
kalbin kırıldığında bile
karşındaki insanın kalbini
kırmamayı öğrenmekti.
Belki biz bunu
her zaman başaramadık.
Ama aşkın gerçekliği
başarısızlıkların yokluğunda değil,
insanın her defasında
daha iyi sevmeyi öğrenmesinde
saklıydı.
Şimdi Eylül'e bakıyorum.
Çınar yine yaprak döküyor.
Deniz yine aynı kıyıya vuruyor.
Yağmur yine sokakları
sessizleştiriyor.
Ve ben düşünüyorum:
Bir insanın hayatına girmek
ne büyük bir sorumlulukmuş.
Çünkü birinin kalbine
dokunduğunda
oradan öylece çıkıp gidemezsin.
Bir parça bırakırsın.
Bir cümle.
Bir alışkanlık.
Bir hatıra.
Belki bir cesaret.
Belki de yeniden sevme ihtimali.
Ben senin hayatında
ne bıraktım bilmiyorum.
Ama sen benimkinde
şunu bıraktın:
İnsan, birini gerçekten sevdiğinde
kendi hayatının da değişebileceğini.
Yıllar sonra
aynı kıyıda karşılaşsak,
sana geçmişi hesaplamayacağım.
“Beni neden bıraktın?” demeyeceğim.
“Bunca zaman neredeydin?” de.
Sadece sana bakacağım.
Ve belki gülümseyeceğim.
Çünkü bazı insanlar
hayatımızdan çıkınca
hikâyeleri bitmez.
Hikâyenin anlamı değişir.
Seninle yaşadığım aşk
benim için artık bir bekleyiş değil.
Bir teşekkür.
Bir zamanlar
hayatın bana seni vermiş olmasına
duyduğum sessiz bir teşekkür.
Ve eğer bir gün
Eylül yağmurunda
Aşkın Şehri Ordu'nun sokaklarında
çınarın altından geçersen,
bir an dur.
Denize bak.
Belki hiçbir şey hatırlamazsın.
Hiç önemli değil.
Ben hatırlarım.
Çünkü bazı sevgiler
iki insanın birlikte yaşadığı bir hikâye olmaktan çıkar;
bir insanın ömrünü
daha derin yaşamayı öğrenmesidir.
Sen bana bunu öğrettin.
Ve ben seni
işte bu yüzden,
geçmişte kaldığın için değil,
hayatımın içinde hâlâ
iyiliğe dönüşen bir iz olduğun için
seviyorum.
Aşk

Bazı sevgiler
iki insanın birlikte yaşadığı bir hikâye olmaktan çıkar;
bir insanın ömrünü
daha derin yaşamayı öğrenmesi olur.
Aşk

Şimdi Eylül'e bakıyorum.
Çınar yine yaprak döküyor.
Deniz yine aynı kıyıya vuruyor.
Yağmur yine sokakları
sessizleştiriyor.
Ve ben düşünüyorum:
Bir insanın hayatına girmek
ne büyük bir sorumlulukmuş.
Aşk

Aşk Aşkın Şehri Ordu
Kayıt Tarihi : 25.09.2026 11:53:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!