Tam her şey usul usul düzeliyor sanırken, peş peşe gelen eksiklikler eski yaraları yeniden kanatır.
İnsan, iyileştiğini sandığı yerden tekrar kırılabilir.
Çünkü bazı acılar unutulmaz;
Bir zamanlar boynuma doladığım çamaşır ipine
şimdi yaşamak için kendimi asıyorum.
Tuhaf, değil mi?
İp aynı ip.
Düğüm aynı düğüm.
İnsan en çok kaybettiklerinden değil, kaybettikten sonra hâlâ içinde kalanlardan ibarettir.
Kaç kere kalemi kırdım, hatırlamıyorum. Her defasında bunun son olduğunu sandım. “Artık yazmayacağım.” dedim. Çünkü bazı cümleler insanı iyileştirmek yerine yeniden yaralar. Kalemi kırınca kelimelerin de susacağını düşündüm. Yanılmışım. Meğer kalem sadece mürekkebi taşırmış; insanın içinde birikenleri değil. Her kırdığım kalemden sonra sana yazdıklarım biraz daha çoğaldı. Çünkü vazgeçmeye çalıştığım şey yazmak değildi, seni düşünmekti. Kalem elimden düştü, kırıldı, değişti. Ama içimdeki cümleler hep aynı kaldı. O gün anladım; bazı insanlar kalemle yazılmaz. İnsan, onları önce içinde büyütür, sonra kırıklarıyla kâğıda döker.
Ben artık kimsenin beni seçmesi için uğraşmak istemiyorum. Kalmak isteyen insanın bahaneye, gitmek isteyenin de sebebe ihtiyacı olmadığını öğrendim. Birinin hayatındaki yerimi sürekli sorguluyorsam zaten bana ait bir yerde değilimdir. İnsan sevildiği yerde kendisini kanıtlamak zorunda kalmamalı.
Ben hiç kazanamıcam bu hayatta ama kaybetmeyeceğimi çok iyi biliyorum.
Unutan kazanır, ve sen, toprak olsam dahi unutmayacağım bir son bıraksanda bana güzel bir haberim var sana, kendime böyle bir sevgisizlik birdaha yaşatmam asla!
Hayatım boyunca birçok insanı kaybettim.
Bazılarını ölüm almadı.
Ben bıraktım.
Bazılarını sevmediğimden değil,
Kendimi çok aradım.
Beni seven insanların gözlerinde aradım önce. Birinin bana güzel demesiyle güzel, sevmesiyle değerli, gitmesiyle eksik olduğumu sandığım yaşlardı.
Sonra eski evlere baktım.
Aynaya bakmaktan kaçınıyorum.
Yüzüm tanıdık geliyor ama bana ait hissettirmiyor.
Sanki kendi yansımama değil, benim bedenimi kullanan başka birine bakıyorum.
Bedenimle kurduğum bağ zayıflıyor.
Kendimi dışarıdan izliyormuşum gibi anlar yaşıyorum.
Bu hissin gerçek olmadığını biliyorum.
Bazı sabahlar evde benden önce birinin yaşadığını düşünüyorum.
Bardağın kenarında unutulmuş bir ruj izi, yatağın benim yatmadığım tarafındaki çöküntü, çekmecelerin arasından çıkan ve ne zaman yazdığımı hatırlamadığım birkaç cümle…
Hepsi ona aitmiş gibi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!