ne kadar değiştim desem de canım yanınca yine aynı kişiye dönüşüyorum
Bir sözü tanımamak için insanın
ne kadar iyi bildiği bir sesi unutması gerekir, biliyorum.
Yine de yazıyorum.
Çünkü bazı geceler evdeki her şey senden söz ediyor:
Kapının yanındaki anahtar, iki kişilik alınmış bardaklar,
bir de yüzünü duvara dönmüş o çivi.
İnsanlar zihni bir çekmece sanıyor.
Her şeyi yerli yerine koyunca düzeleceğini.
Oysa benim zihnim bir Rubik küpü.
Bir yüzünü çözdüğümde
başka bir yüzü karışıyor.
beraber olmak istediğin insan yüzünden, hiç olmak istemediğin insana dönüştüğünde hayatın acımasızlığını anlıyorsun.
Ne sen ne hayat tek başına bu kadar kötü olamazdı,
İş birlikçisisin kötülüğün anasıyla,
Belkide seviştiğin..
O kadar arttı ki sayısı yattığın kadınların, artık sende yabancılaştın.
Bende kitaplarla yattım,
Ah şu Dostoyevski çok sert sevişiyor...
Bir sözü tanımamak için insanın
ne kadar iyi bildiği bir sesi unutması gerekir, biliyorum.
Yine de yazıyorum.
Çünkü bazı geceler evdeki her şey senden söz ediyor:
Kapının yanındaki anahtar, iki kişilik alınmış bardaklar,
bir de yüzünü duvara dönmüş o çivi.
Ve belki de bütün savaşın özeti buydu:
İnsan bazen hayatta kalmak için dünyayla değil,
Kendi zihniyle savaşmak zorunda kalır.
O savaşta kazanmak, kimseyi yenmek değildir.
Sadece bir sabah uyandığında aynaya bakıp,
Geceler daha sessiz olur. Bu normaldir. İnsanlar uyur, sokaklar boşalır, şehir kendi nefesini dinlemeye çekilir. Ama o sessizliğin içinde kendi sesini duymaya başlıyorsan, işte bu normal değildir. Çünkü insan en çok başkalarının sustuğu anlarda kendinden kaçamaz. Gün boyunca bastırdığın bütün düşünceler, karanlıkla birlikte odana dolar. Söyleyemediklerin, unuttuğunu sandıkların, affettiğini zannettiklerin… Hepsi tek tek konuşmaya başlar. Dışarıda kimse yoktur ama içerisi kalabalıktır. İşte insanı yoran da sessizlik değildir. Sessizliğin, kendi zihnine mikrofon uzatmasıdır. Bazı geceler uyuyamazsın. Çünkü seni uyutmayan şey karanlık değil, karanlığın içinde ilk defa duyduğun kendindir.
Bazı insanlar gitmez.
Kapıyı kapatırlar, evet.
Telefon numaralarını değiştirirler.
Başka sokaklardan yürür,
başka insanlara sarılırlar.
Ama gitmezler.
Seni unutmak için hayatın sesini sonuna kadar açtım. Günlerimi yapılacak işlerle, gecelerimi yorgunlukla doldurdum. Kalabalıklara karıştım; herkes konuştu, ben hiçbirini duymadım. Meğer insan, birini sessizlikte değil, en çok gürültünün ortasında özlermiş. Çünkü dünya ne kadar çoğalırsa çoğalsın, yokluğun hep ondan bir kişi fazla kalıyordu.
Ben senin sözlerine değil, kalbine inanmıştım. Söz yanılabilir, insan korkabilir, zaman her şeyi değiştirebilirdi; ama kalbinin beni yanıltmayacağından emindim. Şimdi senden çok, o eminliğin yasını tutuyorum. Bir başkasının kalbinde yanılmak insana acı verir; fakat kendi sezgilerinde yanılmak, insanın içindeki bütün yolları karanlığa çıkarır. Bundan sonra kimseye güvenemem diye değil, bir daha birine inanırken kendime güvenemem diye korkuyorum.
Çünkü böyle bir dünyada birinin kalbinden emin olmak kolay değildir. Ben bu zorluğu senin için göze almıştım. Sen ise bana, en büyük yanılgının birini yanlış tanımak değil; onun yanında kendini güvende sanmak olduğunu öğrettin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!