göğün gümüş kadehinden
anason kokulu bir yağmur dökülüyor şehre
hafif yalpalayan
kafası güzel bir yağmur
ıslak caddelerde
şık giyimli bir gölgeyim
hangi kaldırımdan yürüsem
sensizlik sıçrıyor üstüme
hangi saçağa sığınsam
yokluğun giriyor koluma
üstelik üşüyorum…
senden kalan sıcaklığı
çoktan tükettim
artık ağustosta buz kesiyorum
sürüden sürülmüş bir kılıç balığı gibi
yalnızım
bunu söylerken bile
yalnızlıktan yankılanıyor sesim
sen bilmezsin bendeki yalnızlığı
yalnızlık benim cehennemim
yalnızlık benim iğneli fıçım
yalnızlık benim arsız misafirim
her gece gelir
usulca çalar kapımı
aşüfte bir yosma gibi
girer koynuma
unut diye fısıldar kulağıma
u n u t…
unutmam seni
u n u t a m a m
sahibinin mezarından gidemeyen
sadık köpekler gibi
gidemem senden
mevsimler bitse
yollar bitse
ben bitsem de
düğüm düğüm bağladığım aşkımı
iplik iplik sökemem
ah yarım kalmış avazım
bir kez öldürsem
bin kez diriltirim içimde seni
Araf’ta kalmış bu sevdayı
canlı canlı gömemem
Ömer Yücekaya 2
Kayıt Tarihi : 28.10.2026 22:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!