Saysan! Kaç nedenin olur yaşamak için
Hangi neden seni bağlar iki gözün gördüğü
İki kulağının duyduğu aşikâr, o hangi ses!
Sana direnmek için cesaret olsun.
Yüreğin çok ıssız! Bir çöl kadar kuru
Ay kadar yalnız kraterler içinde.
Hiçbir şey aklıma girmesin hayatın en ince yerindeyim ben.
O hayat ki hatırlarla sürsün yarını yaşatmaktan muaf,
Bu günde vermesin bana bir tebessüm, sıcak bir nefesten tek bir selam.
Karanlık ve rutubet içinde gün ışığının sıcaklığından muaf,
Gözlerimden gitmesin o soğuk ve sonsuz matemin esareti.
Hiç bir şey yakın değilmiş acılar kadar
Kalbime o kadar derin, dur diyemedim.
Sandığım kadar yakın vurdu içimden
Bu defa canıma; gitme, kal diyemedim.
Zamanı geldi kıyametin, ey gözüm!
Ne çabuk geçildi yollar,
Kaç şafak bitti ardımız da.
Nice yalan,
Nice gözyaşı,
Kırılan kaç yürek kaldı;
Sanki önü aydınlık
Çok değil kendime az geldiğim
Yüreğim gelir sana belki bahane
Saçları kömür gibi gözler şahane
Aklı benden uzak ey sevdiğim.
Yanmaktan kastım avuçlarında
Ve bu derin ürpertiye kaldığım saatler
Asil korkumun tene işleyişi, bu mahşer
Yoksul halime söven karanlık ve yüzün
Sökülür hücrelerden, dökülürüm ben
Yıldızlar ihanet içinde şahidim yoktur.
Taşlardan yontulmuş
Sökülmüş kayalardan
Ne çamurdan bir yürek
Ne demirden bir kol
Etten, kemikten canım
Bende hücre hücre
Ey içinde güneş doğmayan, aya küsmüş
Sen ki dünyadan habersiz kendinden ola
her vakti ikrar ile şerhini saklamayan
Sen ki istibdat ile vatanı kime satarsın?
Bu ne revadır hak’tan külli karanlık
Tamda susmayı öğrenmişken
Bir çıkrık sesiyle başa dönersin.
Miyadına dolmuş onca kedere
Günde yüz defa küfür edersin.
Haklılık aranmaz tevekkülde
Boş işlerde ağa gönül
lügat efesi, yürek çukuruna düş konmuş,
bay kara.
Susuz rakı olup bardak ta
geçilesi hallerin mide bulantısı.
Çıktığı gibi otuz iki dişten




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!