Yoldur, uzun sürecek zorluğun azmi
toprağı kaldırmış, filizler emsal.
Başları omuzlarında fikrimiz yükselir!
Zora eğilmez yapraklar gibi hür ve selim
yağmura sırt olmuş şu dirliğimiz!
Bahar sürgünü, hoyrat bir türküdür.
İtiraz etmek: kime, hangi haktan buyruk
Meclis-i Mecusi’nin makamı risalesinden
Hangi elin sevabını hangi kalbin küfründen
Ayırır o gafil, şeb-i aruzun da yok doğruluk.
Har-ı minder şirk ile koyduğu başından
Resulünü meyil etmiş gıyabında bir karanlık
Anlamak için soyun Rosa, soyun!
Mana bir örtüdür.
Ne kadar giyindiğin ne kadar anladığınla ilgili.
Bugün bu çıplaklığın beni baştan çıkartamıyor.
Çünkü aptallığı sevemem Rosa.
çıplaklık yatağa, aptallık sana dokunduğu sürece
Hangi zillete esir oldu ki kalp
Böyle naçar yerlerde sürünürsün!
Oysa Hakikat'i külliye de
Hak diye doğrulmuş başakları görmezsin.
Sen ebed'i müjdeleyen kitab-ı Kuran'ın
Ne doğrusuna tevcih, ne emrine uyan
Duyuldun! Çok açık, her virgül sonrası
Ekseriyet büyük harf küçük mesajların
Dibine ilişen ünlemi kadar.
Sarmaz beni apansız düşen zikir, fikrin ucu
Her nesrin bütünü yıkık, yüklemi kayıp
Özneye nesi var ulaşan! Öylece aşk, sadece aşk!
Gözlerin kırıyor geceyi, darda yatan yürek olsa
Senden başka gelenim yok, uykuları katletmişsin.
Hadi gül, dökülsün utancından gökyüzü cama
Kırılsın camları gözün, rüzgâr seni bana getirsin.
Fırsata mahal açtım yüreği, kaçak gelişlerine
Ben ile başlayan her cümlenin
karanlığa girecek ayağı vardır.
Ve
avuçları tamahsız günler biçecek
yüreği rahatsız düşünceler içinde
sadece neslinin arzularına
Sana her şeyi söylemeyen bi taraftan
Kımıldamaz düşünceler içindeyim.
Şimdi gözlerim aramıyorsa ziyan yok
Söz sükū t'a, aşk bittiği yere varmıştır!
Ne haldeyim! Elbet sana ne bundan!
Yok yere bitip giden bir ömrün yasında
Taş vardır yontulmaya müsait sanatçının elinde
Tartısı on para etmez! Geldiği topraktır.
Hiç bir anlamı olmayan o duruşunun
Binlerce yıla şahitliği var.
Taşlar vardır!
Yontulmasa da değerli uğruna dağ devrilir
Şu gıcırdayan kapıyı hele bir kapat
Çekilsin sokağın kokusu aradan, hiç haz etmem!
Pencerenin önüne çekip de bir tabure
Erimiş labne gibi o yüzünün çehresini bir göreyim.
Ne o!
Ayinlik papazlar gibi mahzun günah çıkartacakmış




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!