Kendinden bir devir inzivaya çekilmiş
Bir tuzun rahmine yeni inmiş gibi
Sukut mataralarının dudaklarını çatlatır
İstanbul
Bozkırın türküsünü acılar ekin misali biçerken
Önce söz sonra kan ve kavranan
Beni anladığın zaman
Yaşamakdan söz açacaklar sana
Gizli ilimler de barındırdım gözlerindeki Masumiyetin iklimini
Kimsesiz anardım ona olan itiraf şiirlerimi
Beni anlatabilmek, kendime
Beni ve ölümü ve ikimizi
Bizi sırladılar ve sürdüler amentü diyarlarına
Noktalandı yazgım başka noktalar uğruna
Kendimden zamirler döküldü
Gözlerin türküleşmiş yaşamak yankısını duymuş sesin de
Notası yaşatmak olan sigaranın bir bahsin de
dile getirmiştim bunu
Gözlerin insan olsa sen körler şehrin de gezinirdin
Sarı çizgiler ölgün, solgun akardı kaldırımlarım da
Kadınlar yağardı cinsiyet şemsiyesinin Üstünden
Anam yarim diye ağlardım
Ahlak sürgümüzü çekti şiddet bulutları
Güneşimizin yüreğinden
Kadın ki
Okuması yazması olmasa da
Bir yüz binlerce dil bilir
Cümlenin halleri yagmalanmış
Özneye iskele kurulmuş,gizli özneyi sıvıyor
Nesnelerin merhabasi
Avrupa yakınımızda
Ancak Avrupa çayına şeker atmak için
Uzanıp alacağın kadar yakın da değil
Karşılaşılan yakınlık karşısında
Dünyayı çevreleyen kant yalnızlığının
Duygu yüklü, yükünden duygulu bu yükü
Hırkasın da ona ait mendili, Türkçe dersi
Saçları, yan yana nehir, kendim ve kelimelerim
Ellerimin ara sokakları, yüz yüze yüzsüz aynalarında ben kim
Tabiatın da bu şiirin, şairim arka sokakların da
Benim olanın yanına eğiliyor ellerin sözlerinin, gölgesi
Benim gölgemin kumanyası yas tutuyor
Üstüme basıyor gözlerin, melankolik histeri çöküyor hislerime
Benim içimden uğurlanıyor seni kıskanmanın treni
Benim cehennemim; kalbimde, tenha kalmış yerlerde açmaya çalışan çiçekler ve çamurlu izleri
Beni harlar sana bakarken başkalarının gözleri...
Görünen köy
Küdus istemez
Uzun sözcükleri emziriyor orta doğu
Kudüsün düşün de
Büyüyor semerkand, İstanbul, gazze
Peygamber bahçesinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!