Bütün yalnızlıkların üstüne
Muhafazakar yalnızlığımın endamın da
Sığ emeklerin koynun da uyutur gayem
Ufuklarımı
Artık his diyarlarıma, öfkeleriniz ve kibirleriniz
Can evinde inzivaya cekilmiş, sukutum
Susmuşum, evimizin duvarlari çürüyene dek
Sular kuruyor, hasretin kuşları, iniyor gözlerime
Grinin anıtıdır, putlarla, sustuğum
Minderler evde benim oturmamı bekliyor
Ey gönül
Can cemaline bağ bahşetti aşk
Şarapları beni esir eder
Hikmet anı sarmalamış, gönül sarhoş düşmüş
Dost sofrasın da, vuslatın iştiyakında
İnsan manadır, kelime değil
Kelimeler mahiyetinde dünya
Yaşınca yetmemiş dalında ham meyve ki
Zıtlıklarla desenlenmiş tasarım ahengin kendisi
Noktalandım ve görmekle kaçtım.
Görmenin kaderiyle utangaç bir çocuktur gözlerim,
Görmenin gözlerine dik dik, şiirle baktım.
Yas evresindeyken hayatıma röveşata çeken, gözlerle açıldım, gözlerine
Ölüm ekti bizi, ofsaytta bıraktı kalakalmaklığımı
Öyle kaldım, düz çizgilerin de intihara acıkıyor, sabrım
Karımın hayatı küstü, bir bilet parasına
Çürüyen pasta ve esneyen mumun gerginliği,
Hademe ve yaşlı bir domuza sesi...
İnkar, adımın ardındaki sesi;
İnkar, "oğlum gelmiş" ve "geç gelmiş" kelimesi.
Özlemiş eşini yanında ve kurtçuklu fotoğraf.
Ayakları pudralı, kesik kesik eve dönmenin bedeli.
Kurşunu eziyoruz gülden günlerle
Sıçrayişını erteliyor parmak izi
Bir iz,eser olarak kalıyor güneşin teri
yaşlı Evlerin, dökülen dişlerine benzeyen pencerelerin de
Umudun nağmesi değerlenir yüzünden
Sert kırılır mizacım kimsesizliğimden
Başı kesilmiş bir kuş gibi giderken bu düzen
Rahat akan kanlara niyaz ederim
Varlığın kinim olur
Kinime misal olan zaman
Vaktinden önce açar
Ama ben ölümlüyüm




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!