Pes etmedim hiç,
İçimde yangınla yürüdüm her gece.
Sevdanın pesi mi olur, dedim,
Düşmedim öylece.
Yandım ama sönmedim,
Kendimden çok başkalarını düşündüğüm yıllar geçti üstümden,
Bir omuz arayan herkese sırt oldum da
Bir kez olsun kendi yükümü indirmedim yere.
İçimde sessizce büyüyen kırgınlıkları
Kimse duymasın diye gecelere gömdüm.
Gülüşlerimin arasına sakladım yorgunluğumu,
Bir insan nasıl ölür biliyor musun gülüm?
Toprağa girmeden de ölür bazen.
Bir sözle,
bir susuşla,
bir “artık bitti” deyişle…
Gitmek istiyorsan git sevgili,
Sevdam gidişine diz çöker mi?
Aşkımı ayaklarının altına serip
Bir paspas gibi ezdirir miyim hiç?
Ben öyle sevdim ki seni,
Öyle bir yabancılaştırdığınız ki beni kendime,
Artık aynalar bile tanımlıyor yüzümü,
Bakıyorum, alışverişi ama hissedemiyorum;
İki yabancının yalnızca yanınızda,
Ben kendim bile uzak bir ihtimalim artık.
Şimdi uzaklardasın,
adı rüzgar bile fısıldamıyor bana.
Başka bir ayak izinde var,
benimkiler silinmiş ince taşlardan varlığını sürdürüyordu.
Ruhumda senden kalmaya devam ediyor,
ne zaman susmayı denesem
Sana seni nasıl sevdiğimi anlatamadım hiç,
Kelimeler sustu, gözlerim konuştu senin için.
Bir ömürlük sevdayı sakladım sessizliğimde,
Adını kalbimin en güzel yerine yazdım.
Sen belki fark etmedin, ben her gün yeniden sevdim,
Seni değiştirmeden, olduğun gibi sevdim.
Eski ben değilim artık...
Ne gözlerimde aynı ışık kaldı,
Ne de yarınlara uzanan çocukça bir heves.
İçimde bir zamanlar göğe yükselen hayaller,
Şimdi kendi küllerini sayan sessiz bir yangın gibi.
Yaşam dediğin şey,
Eskisi gibi olmak için neler vermezdim,
Bir geri dönüş zamanı, diz çöküp gizlenemez.
Gülüşüm vardı, sebepsizce gülerdim,
Şimdi aynalara bakarken kendimden ürküyorum
Sevincim vardı, içeride baharlar açılıyor,
ESKİLERİN GÖLGESİNDE
Göğsümün tam ortasında dinmeyen bir sızı var usta…
Ne zaman gece biraz derinleşse
İçimde eski zamanların ayak sesleri dolaşıyor.
Bir türkü gibi geliyor geçmiş,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!