Geceye eğilirken, solgun bir kasım
Eski bir masanın başında, yine tek başıma
Ne dışarıda hayat eskisi gibi
Ne içimde anlatacak hâlim var
Saatler suskun, sokaklar ıssız...
Bir zamanlar dünyaya sığmazdım
Şimdi kendime sığmıyor ömrüm
Bakma yorgun durduğuma
Benim de fırtınalar geçti içimden
Nice sevdalar, nice kırgınlıklar
Nice yarım kalmış hikâyeler...
İnsan yaşlandıkça çoğalırmış sessizlik
Meğer insan en çok, geç kaldığı kendisine yenilirmiş
Gidiyoruz diye mi telaşımız?
Nedir bu koşu, nedir bu telaş?
Ne aldık, ne bıraktık şu fani dünyada
Bir avuç hatıradan, biraz kırgınlıktan gayri?
Bunca yıl neyi bölüştük birbirimizle?
Sevincimizden çok kederimizi
Bir de affedemediğimiz insanları...
Toprak örter bir gün bütün izlerimizi
Susar ardımızdan söylenen sözler
Ne alkış kalır ne de düşmanlık
Dün haklıydık, bugün haksız; ne fark eder?
Bir gün bütün hesaplar susar
Ve geriye şu soru kalır:
Bir ömür yaşadık da ne oldu?
Hangi kırgınlık sığar son bir nefese?
Hangi hırs kalır son vedada?
Ölümün eşiğinde hepsini bağışlarız
Birbirimizin kalbinde
Güzel bir iz bırakabildik mi?
30.11.2025 Pazar 21:30
Harun Akdağ 2Kayıt Tarihi : 3.11.2026 22:38:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!