Akın Akça Şiirleri - Şair Akın Akça

Akın Akça

Bir kontürün lugatı çok geniş, kollarınla bu geçtiğine yetiş;
Gerinerek arkanda kalana, bu kontürün haznesi çok geniş.

Kolayken bir laf, seçer de en kolayı, etraf olunca dolunay;
“iki” adına, geçerek iğne deliğinden, bir kurt ulumaya başlar.

Devamını Oku
Akın Akça

Fakat bu bir fısıltı!
yılanın dilinde, incecik tıslamalar sarmış olandı çevremizi!


Hangman arms -embrace without a hugs- with mud and heckled the good one. Hence they caught him with a noose. They all who hereabouts, can not hear the voice, i: Around “Mercury-skyoath-cemeyard-shift”; hereabouts and here and there, there came ghots.

Devamını Oku
Akın Akça

Sabahla rastlaştık yine, fire vermesin güneş, e?
Çiçekler bahçede yine..
Antarctica’dan damladılar, Avam kamarasını kabul etmeye..
Sabahla karşılaştık yine: (rastladı 'etçil', baklagillere)
Tülleri çekin tek, değil buzlu camları
-Olmasın, pencereden giren ışık

Devamını Oku
Akın Akça

Rüzgar çıksa;
bir kere uçursun tam uçursun,
hiç değilse görmeyeyim zamanın geçtiğini
ve gördüklerimiz farkedilirliği...

Çıksın,

Devamını Oku
Akın Akça

~~~~~~ Her şeye sahipsin,
~~~ Artık bulamıyorsan, yitirdiğini:
~ Kaybolduğunda,
Birini gerçekten sevdiğinde -
Kaybetmediğinde!

Devamını Oku
Akın Akça

Maymunu ormana saldı gibi
İnsan çocuk, o okula döndü.
Kafeste bir kuşu yaşatamadı
Sanki, yöntem mi yanlıştı?
Herkes ağladı ama buna
Sezdirmeden, hissederek:

Devamını Oku
Akın Akça

Bir fırın beyninin içi
Ve tanımadıkların, kazan dairesinde
Ve kömürlü ütüye bastı
Senin -kendinden arzulu- ellerin.

*

Devamını Oku
Akın Akça

Bilginin duygu içine dağılımı
İnsan yapımı (is gibi, sis değil)
Japon yapıştırıcısının içine
'Tepeden doğru değil'
Gibi görünür.
Halbuki, içteki duygudur,

Devamını Oku
Akın Akça

Kurdu garip bir şekilde gammazlamış tilki, her gün çıktığı dolaşmalarda evine artık yeterince ekmek biriktirmiş olacak ki, biraz da eğlenmeye kadar verdi: “Dur bakalım, az da avarelik yapalım.” Elleri cebinde ormanda dolaşmaya başladı. Yoldan geçen hızla koşan bi tavşan aniden patikada durdu ve ona şöyle sesleniyor: “Tilki efendi, tilki efendi! Söyle bakalım neden kurtu böyle gammazladın! ” Onun nerden bildiğini anlayamayan tilki çok şaşırdı: “Sen tavşan, hızlı koşarsın ama kahinlik de sana mı özgü acaba? ” diye sordu ona. “Hayır, benim kulaklarım uzun her tavşan gibi ama benimkilerin içinde göz de var.” Diye cevapladı tavşan –Golyat, golyat! tepegöz. o küçük çocuğun sapanla vurmaya kıyamadığı bir cyclops… “Bir altın madeni buldum, sana onu göstereceğim ama bir şartım var” demiş tavşan. “Nedir o? ” “Gidip o kurdu papazların elinden alacak ve bana getireceksin…”
Garip biçimde heyecanlanan tilki koştuğu gibi kapıyı açık bulur. İçeride papazlar yoktur. Koşar ve zincire bağlı kurdu kurtarır ve ensesinden tuttuğu gibi tavşana getirir: “Al bakalım tavşan. Eee…” Tavşan ileriki günlerde kurda okuma yazma öğretir. Der ki “tilkiye güzele akıl yürütmeyi öğreteceksin” diye şart koşar. Kurt da buna uyar. Ama tilki kaçmıştır. Sonra ikisi birden onu aramaya koyulur. Bir ağacın dibinde soluklandıkları ormanda, o an, tilkinin hışırtısını ileriden bir noktadan duyarlar. Onu görebildiği bir an, koşar ve onu yakalar tavşan.

-
Kendini geliştiren öykünün verdiği mesaj:
Dünyada kurnazlık olabileceği gibi, karşılıksız iyi niyet de vardır. Her zaman karşınıza çıkabilir.

Devamını Oku