Hepinizin bildiği gibi ülkemiz ve tüm dünya ağır bir bunalımdan ve sınavdan geçiyoruz. Bulaşıcı olan Covid-19 Virüsü dünya ülkelerindeki bir çok insanı etkilemiş ve yüzlerce de can almış durumda. Geçmiş zamanlarda başımıza gelen felaketleri nasıl atlattıysak, bunu da bir şekilde, zaman içerisinde atlatacağız. Bu vesile ile bu olayda cansiparane bir şekilde çalışan, sağlık personelimize başta doktorlar ve hemşireler olmak üzere, büyük minnet borcumuz vardır... Tüm dünya milletleri o insanlara teşekkür etmek zorundadır...
Ondan sonrası da çorap söküğü gibi gelir zaten. Hemen çocuklarıma, eşime, yakınlarıma hem de kemikleri kırmacasına sarılacağım... En çok onu özledim, o sarılmayı... Yanımda birisi aksırdığı zaman, çok da uzağa kaçmadan o vatandaşa ''Çok yaşa'' diyeceğim...
Kalabalıklara karışacağım. Otobüslerde, metrolarda ya da bir alışveriş merkezinde rastladığım yakınıma, arkadaşıma selam verip hararet ile elini sıkacağım, belki ona bir çay ya da kahve veya gazoz ısmarlayacağım. Sinema da ya da tiyatroda belki güzel bir film ya da oyun seyredeceğim...
Kudüs’ün zindanlarında
kararan yok olan solan hayatlar
ve her şeye rağmen
gururla onurla dik duran
ilk Kıblegâhımız Mescidi Aksa
bil ki sana muhabbetimiz hiç bitmeyecek
Son günlerde kamuoyunda tartışılan konulardan biri ''Kredi Kartı'' kullanma ya da kredi kartına kıllanma durumları. Sayın devlet büyüğümüz öyle diyor. Demesine diyor da bir de hayatın gerçekleri var, onları da göz ardı edemeyiz hali hazırda. İsterseniz objektif olarak kredi kartı kullanmanın avantajları ve dezavantajları nelerdir onlara bir göz atalım kısaca.
İlk önce kredi kartı sizi nakit para taşıma alışkanlığından kurtarır ve cebinizden para çalınma riskini de en aza indirir haliyle. Burada dikkat edilmesi gereken nokta kazancınızın çok üstünde limiti olan bir kredi kartı almamak ya da aldıysanız idareli kullanıp gelirinizden fazla borca girmemektir. Bir ikinci konu kredi kartı kullanımı devletin vergi gelirlerini artırmakta ve ekonomiye olumlu katkılar yapmaktadır. Kredi kartı hangi iş yerine kullanılırsa kullanılsın o firma mutlaka fiş ve fatura vermek mecburiyetindedir oysa küçük esnaftan nakit yapılan alışverişlerde satıcıya biraz ısrar ederseniz fişini düş diye, sizi kırmayıp fiş ve KDV indirimi yapılmaktadır, dolayısı ile devletin hem katma değer vergisi, hem de gelir vergisi kaybı olmaktadır. Bir diğer husus beyaz eşya alımlarında artık senet denen yazılı belge geçmemekte onun yerine kredi kartı taksitlendirilmekte satıcı müşteri ile yaşanacak tartışma ve anlaşmazlıklardan zarar görmemektedir, müşteri direk banka ile muhatap olmaktadır.
Bütün kredi kartlarında ''Asgari Ödeme Tutarı'' diye bir madde yazar hepiniz bilirsiniz. Çok borcunuz biriktiği zaman asgari tutarı ödeyip bir daha ki yani bir ay sonraki ekstreye kadar zaman kazanırsınız. Aslında bu çok sakıncalı bir durumdur. Asgari tutarı ödedikten sonra geriye kalan bakiyeniz fazla ise, yapılan hesaplamalar göre hiç kredi kartı kullanmasanız bile o borç epey uzun bir süre sonra bitmektedir. Unutmayın kredi kartı faizleri dünyanın her yerinde diğer banka faizlerine göre çok yüksek maliyetlidir kişilere.
Bir kaç gündür cep telefonlarıma Kıbrıs dan kumar mesajları geliyor. Size de geliyor mu bilmiyorum böyle mesajlar? Her neyse gelsin ya da gelmesin, sizin de büyük çoğunluğunuzun kumar tutkusu olmadığını, hele de bu devirde, tahmin edebiliyorum...
Şimdi bana tutup da ’’Gidin oynayın kumarda kaybeden aşkta kazanır.’’ gibi beylik bir cümle kurmayın, çarparım, bizi alan almış satan satmış ne aşkı, ne meşki, o taraklarda bezimiz, olmadı, bundan sonrada olmaz çok şükür ki...
Buradan uçağa atlayacağım kumar oynamak için Kıbrıs’a gideceğim, sonrada donuma kadar her şeyleri orada bırakacağım Şener Şen’in Züğürt Ağası gibi eve döneceğim. Yemezlerrrrr! Tabi bu mesaj belki de milyonlarca kişiye gidiyor her gün. Beş on tanesini kumpasa alsalar, onlar için büyük kâr, büyük nimet. O kadar çalışanları var, aç mı kalsın onlarda değil mi? Biz mi aç kalalım peki o zaman?
Çok kumlu yerde yürürseniz, oradan dolar, diye hemen bir cevap verebilirsiniz. Tamam onu anladık da atmaya da kürek gerek, diyor türkü de... Kunduraya dolan kumu kürek ile nereye atacağız, bir de atacağımız yeri bulmak lazım. Bir tane hafriyat kamyonu lazım. Hafriyat kamyonuna kumları atmak için iki üç tane işçi lazım.
Hadi buldun diyelim kamyonu da, işçileri de kaç saat sürecek bu kundurada ki kumların hafriyat kamyonunda yükleme işi... Sonrasında da nazlı yar bekliyor zaten yanına yatırmak için. O'da dalak ile böbrek ile olmuyor, illaki yürek lazım diyor nazlı yar...
Hadi, git hiç işin gücün yoksa kasaptan koyun yüreği mi alırsın dana yüreği mi, birisini mutlaka alacaksın, sonra doooğru eve... O yüreği sana nazlı yar bir güzel ocakta pişirecek, ondan sonra da televizyonun karşısına geçip de seyrederken uyuklayacak sın, hooop bir de bakmışsın sabah olmuş, nazlı yar işe gitmiş seni uyandırmadan...
Kirazları saplarından tutup
kulaklarımıza küpe yapar
sonrada
afiyetle yerdik...
Canım anladık onu, kutuplarda ki buzullar eriyor da eriyor, hem de dünyada sıcaklıklar anormal şekilde artıyor... Kürsel ısınma demişler haspalar buna da... Bir de küresel kaşınma var tabi... ''Hadi ya bu da yeni mi çıktı?'' dediğinizi duyar gibi olmanın ötesine geçtim ve de duydum artık. En çok kaşınanlar da dünyanın efendileri olduğunu zanneden küresel güçler...
İyi de nasıl kaşınır ki bu küresel güçler? Bir kere iyi kaşıyanları bulmak için önce ülkelerinde ki önde gelen basın yayın kuruluşlarına sayfa sayfa ilanlar vermeleri gerekir... Şöyle olabilir ilan ''Sırtımız ve bilumum yerlerimiz şiddet ile kaşınmaktadır ilan ile kaşıyıcılar arıyoruz, bu işe talip olanların kaşıyıcı.org.saray beyaz adresinden bize ulaşmaları önemle rica olunur.'' Ya da ''Kaşınmanın ilacını bulamadığımızdan dolayı tecrübeli kaşıyıcılara ihtiyacımız vardır işle ilgilenenlerin kaşıbeni.org.siyon,nediyon.com hatta zorg adresinden bize ulaşmaları rica olunur.''
Tabi ki öyle alelade kaşıyıcılarıda işe almayacaklardır... Bayanlardan ve erkeklerden tırnakları uzun olanlar tercih sebebi olacaktır... Sonuçta kaşınacak olan ileri gelenler kaşıyıcıların muamelesini beğenmedikleri zaman, değiştirme yetkisine de sahiptirler...
Yok yok yanlış yazmadım. Küresel Isınma değil, Küresel ısırma. Isırma dediğin zaman ilk akla gelen köpekler... Tabi hayvan olan köpeklerin dışında bir de insan olan, daha doğrusu insan görünen ama insanlıkla uzaktan yakından ilişkisi olmayan emperyalist köpekler var... Havlamasalar da çok kötü ısırırlar, ısırdıkları yeri de kopartırlar zaman zaman...
Küresel olarak kendilerinden olmayanları ısırmaya bayılıyorlar. Niye bayılmasınlar ki Onların ısırdıkları mazlum milletlerin vatandaşları da kuduz olmaktan beter oluyor... Küresel olarak birileri tarafından ısırıldınız mı kuduz olmasanız bile kuduruyorsunuz bir şekilde... Kazıklanıyorsunuz ve kazıklandığınızın farkına hemen varamıyorsunuz, epey zaman geçmesi gerekiyor farkına varabilmek için... Farkına vardığınızda da iş işten geçmiştir bilin ki...
Ülkeleri artık sadece silahlarıyla, tanklarıyla, toplarıyla, uçaklarıyla ve askerleriyle işgal etmiyorlar. Bundan sonra silahlı emperyalizm kültürel emperyalizme dönüyor. Bizim aslında hiç de alışık olmadığımız kendi yaşam tarzlarını, kendi pop kültürlerini, yemek yeme alışkanlıklarını, ailesel davranışlarını, dizi filmler ile, gazeteleri ile dergileri ile bize dikte etmeye çalışıyorlar. İtiraz eden olduğu zaman cümleleri hazır ’’Kültür evrenseldiiiiiiiir.’’ İyi de o zaman bizde şunu sorarız ’’Sen niye bizim kültürümüzden hiç bir şeyi, örneğin folklorumuzu, yemeklerimizi, kitaplarımızı kendi toplumuna yerleştirmek için çaba harcamıyorsun?’’
Buradan kurtlara sesleniyorum. Sayın saygı değer pek bir muhterem kiraz kayısı ve elma kurtları. Hiç haberde vermiyorsunuz bizlere, ben elmanın içindeyim, kirazın içindeyim diye, bak darılıyorum vallahi... Hayır olan size oluyor sonra farkındaysanız... Midelere cumburlop gidip oradan da gübre oluyorsunuz...
Siz hiç Gurtların bol olduğu vadiyi, aman anlayın işte canım Kurtlar Vadisini seyretmediniz mi? Ben de ne diyorum yahu? Siz o kadar büyük kurtlar değilsiniz ki, nereden seyredeceksiniz? Nasıl yol yolak bulup da dalıyorsunuz arkadaş o elmaların kayısıların, kirazların içine...
Başkurt Polat Alemdar Abinizi bir seyretseydiniz keşke... Polat Alemdar Abi dediniz mi akan sular durur. Yüz Ünlü Türk Ansiklopedisine Polat Alemdar Ağabeyiniz 101. Ünlü Türk olarak girmiş ve bütün istatistikleri alt üst, hatta hercümerç etmiştir...
Kurtların yalnız gezdikleri de olur, sürü ile takıldıkları da... Araştıralım bakalım bu Kurtlar Sofrası nasıl bir sofra ve Kurtlar Sofrasının en lezzetli yemekleri nelermiş... Patates kızartması, kola ya da ayran demeyeceğinizi adım gibi biliyorum...
Kurtlarda çeşit çeşit, bir normal kurtlar var, Sibirya Kurtları var, Meksika Kurtları var, Avrasya Kurtları var, daha çok var var olmasına da hepsini saymaya kalksak billahi yazı mazı bitmez, biz biteriz... Ha bu arada, her şeyin Latince bir ismi var ya kurtlara da Canis Lupus derlermiş bu Latinler... Hani o meşhur ''İnsan insanın kurdudur.'' lafı da Latincesini söyleyecek olursak ''Homo Homini Lupus.'' o da böyle oluyor...
Tavşan Yahnisini çok severler kurtlar, diyeceğim, siz de inanmayacaksınız tabi ki... Tavşanı pişirip yiyecek halleri yok yakaladılar mı parçalarlar hep beraber ailecek... Baba Kurt, Anne Kurt, yavru kurtlar... Bir dakikada ham yaparlar o güzelim tavşanları... Zannederim bir oklu kirpiye diş geçiremiyorlar ki oklu kirpiye daha büyük aslan kaplan bile bir şey yapamıyor kolay kolay...
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!