Ahmet Zeytinci Şiirleri - Şair Ahmet Zey ...

Ahmet Zeytinci

Bakkallar yavaş yavaş hayatımızdan çıkıyorlar. Ekonomik gelişmeye kurban gittiler, kapitalizmin çarkları onları da öğüttü... Oysa ne güzeldi seksenli doksanlı yıllarda ve hatta daha öncesi yetmişli yıllarda, mahalle bakkalları... Erken açılırdı bakkallar. Saat altı altı buçuk dedi mi, bakkallar faaliyete geçerdi. Şimdiki büyük marketler gibi saat dokuzu, onu beklemezlerdi... Sabah erkenden okula gidecek öğrenciler, işe gidecek memur ve işçiler bakkallar sayesinde erken kahvaltı ederler, sonra yola koyulurlardı...

Veresiye defteri kavramı bakkallar ile hayatımıza girmişti. Çoğu zaman ay sonunu zor getiren memur ve işçiler, bir ay boyunca aldıklarını o veresiye defterine yazdırırlar, sonra da ay sonunda maaş alınca ödeme yaparlardı...

Eski devirde kredi kartı kullanılmazdı bakkallarda... Al gülüm ver gülüm sistemi her zaman geçerli bir sistemdi... Mahallenin bebesinden, gencine, orta yaşlısından, ihtiyarlarına kadar herkesleri tanır, alışverişe gelenlere hal hatır sormadan geçmezlerdi bakkallar...

Devamını Oku
Ahmet Zeytinci

Rahmetli babamın kadim dostlarından,
Elli yıllık arkadaşı,
Benim de en kıymetli amcalarımdan;
Bakkal Mehmet Ali amca,
İnşallah unutamazsın,bu şiiri okuyunca...

Devamını Oku
Ahmet Zeytinci

Baktın gerçek nerede,
Ara ki bir bulasın.
Aradığın her yerde,
Karşındadır bilesin.

En büyük gerçek Allah,

Devamını Oku
Ahmet Zeytinci

Çok zaman önce değil, merak etmeyin. Bundan on beş yirmi sene önce, nohut oda bakla sofa evlerimiz varken, biz komşularımızla balkondan balkona sohbet ederdik... Hem de ne sohbetler... Milleti, komşuları çekiştirip dururduk...


- Huuuu komşu kıııız Ayten Ablaaaaa açsana camı azıcık...
- Geldim kız geldim patlama hemencecik
- Duydun mu kız Hasibe'nin oğlanla Necla'nın kızı iki arada bir derede işi pişirmişler ben de Türkan'dan duydumdu...

Devamını Oku
Ahmet Zeytinci

Bu sene yılbaşının büyük ikramiyesi 100.000.000 yani yüz milyon Türk Lirası imiş. Eski rakamlar ile telaffuz edecek olursak yüz trilyon... Ne para be! Çeyrek bilete bile çıktığı zaman yirmi beş milyon Türk Lirası birilerinin cebine girecek. Tam bilete çıksa, deli para, düşünsene...

Zenginin malı züğürdün çenesi yorar sadece derler. Biz de züğürtlüğümüz ortaya çıkmasın diye üç beş kelam edelim dedik, hepsi bu. Bana çıkmazsa gidip boğaz köprüsünden kendimi atarım, diye bir cümle kurmam asla, ne yapalım çıkmazsa çıkmasın. Çıkmazsa tüh gazino kapatıp da oracıkta bir milyon lirasını arkadaşlar ile beraber yiyecektik, şansıma tüküreyim, demem asla...

Türkiye'nin hemen hemen kırk milyon kişiye yakını bu piyango biletini illaki alacak. Otuzdokuz milyon dokuzyüz doksandokuz bin dokuzyüz doksan dokuz kişiye bu büyük ikramiye biliyorum çıkmayacak. Her piyango bayisinin veya seyyar piyango satıcısının önünden geçerken yılbaşına kadar takılacaklar size ''Milli Piyango.'' diye, siz de gözlerinin içine baka baka ''Bana çıkmaaaaaz.'' diyeceksiniz, onlarda klasikten de klasik cevap olarak ''Ya çıkarsa.'' diyecekler... Hemen alın elinize kalemi kağıdı, matematikte bunun çok düşük bir ihtimal olduğunu anlatın. Anlarlar mı? Hiç sanmıyorum...

Devamını Oku
Ahmet Zeytinci

Ne çok banka reklamı var değil mi görsel ve yazılı basında? Şöyle kârlıyız, böyle kredi veriyoruz, hep sizi düşünüyoruz, en iyi müşterimizsiniz, bizim işimiz para ile değil insanlar ile diye ahkam kesiyorlar, atıp tutuyorlar işkembeyi kübradan. Oysa ki kredinizi bir geciktirin bakalım da sizi tanıyorlar mı?

Sağlam sermayemiz var, bizim, diyorlar bir de. Yani biz kolay kolay batmayız demeye getiriyorlar. İyi de bundan seneler önce onlarca banka bir gece de battı ekonomi dünyasından ve tarih sahnesinden silindi gittiler... Olan da benim gariban halkıma oldu... Onlarında sermayeleri çok güçlü idi...

Bir bankanın sağlam sermayesinin olup olmadığını anlamak için, herhangi bir şubenin müdürüne gidip ona ’’Sizin sermayeniz gerçekten sağlam mı?’’ diye sorun. O da size tabi ki ’’Sağlam’’ cevabını verecektir. Ama sağlam derken gözlerinin içine bakın, yalan söylüyorsa hemen heyecanlanacaktır, Bir de banka şubesine girmeden kapının önünde kediler var mı, yok mu, ona bakın. ’’Sermayeyi kediye yüklemiş de olabilirler.’’ Sermayeyi kediye yüklediler ise üste para da verseler bizimle çalışın diye, oradan hemen uzaklaşın derim...

Devamını Oku
Ahmet Zeytinci

Barışın nimetleri, saymakla da bitmez ki;
En kötü barış bile, savaşa denk gelmez ki...

Devletler arasında, barış olduğu zaman;
İnsanlar mutlu olur, savaş istemez hemen...

Devamını Oku
Ahmet Zeytinci

Başıboş Hayvanlarla KarşılaşıncaIşıkları Kapat
Bu konuda en çok karşı karşıya gelinen hayvanların başında sokak köpekleri gelmektedir... Sabahın köründe caddelerde yürümeye ya da koşmaya çalışıyorsanız her zaman karşınıza başıboş sokak köpeklerinin çıkması ihtimal dahilindedir... Koşarak kaçmaya çalışmak en kötü çözümlerden birisidir ki hemen her köpek sizi paçanızdan yakalar kaçarken... Yakınlarınızda dalları sağlam bir ağaç varsa, yırttınız demektir. Hızla tırmanın, gerisini merak etmeyin. Ancak bir köpek değilde dağda bir ayı peşinizde ise ağaca çıkmanızda kâr etmez ayılar öyle güzel ağaca tırmanırlar ki şaşar kalırsınız...


Kimi zaman dağ eteklerine yakın yerleşim yerlerinde tilkiler ya da tavşanlar ile karşılaşabilirsiniz... Her ne kadar tilkiler kurnaz diye de anılırlar ise de yinede damarına basmadınız mı korkak davranırlar ve de kaçarlar... Aç kaldıkları zaman yakınlarda ki yerleşim yerlerine kadar yaklaştıkları görülmüştür...

Devamını Oku
Ahmet Zeytinci

Of ki of ve de puf ki pufffff! Sıkıntıdan patladığım zamanlar, çok da ses çıkmaz çevremde, kimselerde sıkıntıdan patım patım patladığımızı anlamaz, anlayamaz... Patım patım ne yahu, böyle bir kelime mi var ki Türkçe de çatım çatım ya da çatır çatırı biliyoruz da, neyse geldi oturdu oraya işte o kelimeler...

En baş belası işlerden birisi kış günü, karda, kıyamette arabanızın lastiğinin patlamasıdır... Bundan daha can sıkıcı bir iş yoktur. Ha, biliyorsanız lastik değiştirmesini, kış da kıyamette olsa halledersiniz, bayansanız çok zorlanırsınız bu konuda... Erkek iseniz de değiştirirken mutlaka başta elleriniz olmak üzere her yeriniz donar...

Bir başka can sıkıcı işlerden birisi, jeneratörü de olmayan bir apartmanda, elektriklerin kesilmesi ile asansörde kalmaktır... O an da yanınızda birisi varsa ne ala, yine de paniğe kapılmadan havadan sudan sohbet ederek yardım gelmesini beklersiniz... Cepten apartman yönetimini ya da eşinizi dostunuzu aradınız mı kısa zamanda çözülür sorunlar...

Devamını Oku
Ahmet Zeytinci

''Demet Akalın, 30 bin TL'lik çizmelerinin ardından şimdi de 5 bin liralık çorap aldı.'' BASINDAN


Yani bu gazetecileri, basını anlamak zor gerçekten. Yukarıda ki haber yakın zamanda gazetelerin birinin magazin ekinde yayınlandı... Ne alaka şimdi bu? Sanatçı hanımefendinin birisi beş bin liralık çorap almış. Alır keyfinin kahyası mısınız? Almasında bir problem yok. Problem bunun çok önemli bir olaymış gibi haber yapılmasında... Bizim de olayın sinir olduğumuz tarafı bu...

Sayın magazin gazetecileri bunu tutup da magazinsel olarak haber yapmasalar, kimselerde duymayacak, kimselerde sinir olmayacak, saçını başını yolmayacak. Bu gazeteleri zengini de alıyor fakiri de... ''Ben daha üç yaşında ki çocuğuma beş liraya iki çift çorap alamıyorum hanımefendi kendine beş bin lira verip ünlü markadan çorap alıyor. Adalet mi bu?'' diye düşünebilir...

Devamını Oku