Sadece;
İnsanlar korkar sanırsın sen Allah'tan.
Taşlar,kayalar,
Bir korkar,bir korkar ki,
Yuvarlanıp un ufak olurlar.
Toz olurlar korkudan...
''Current Biology dergisinde yayımlanan bir araştırma, beynindeki belli bir yapı eksik olan kadının çeşitli durumlarda korku hissetmediğini gösterdi.
Bu durumlar arasında yılan ve örümceklerle karşı karşıya kalmak ve korku filmleri de var.
Iowa Üniversitesi'ndeki araştırmacılar, beynin amigdala adlı bölümüne sahip olmayan kadının, bilinen ilk korku hissetmeyen insan olduğunu söylüyor.'' Kaynak:İhlas Son Dakika
Sizin de vardır mutlaka, benim de var. Her ne kadar Rabbımız Allah cc. bir ayet de ''Yalnız benden korkun.'' diyorsa da, bizim ki biraz korkudan ziyade, yanlış bir şeyler yaparak mahcup olma durumu diyelim aslında... Anlatayım aşağıda hak verir ya da vermezsiniz...
Hani filmde olur ya, duş almışsınızdır, o an da kapınıza bir materyal bırakılır, bornoz ile ya da havluyla kimse görmeden onu alıp içeri gireyim dersiniz, bir rüzgar kapıyı kapatır, sap gibi kalırsınız ortada, ne yapacağınızı ve sizi görenlere bunu nasıl açıklayacağınızı bilemezsiniz... Şimdiye kadar şükür gelmedi başıma ama, bundan sonrada gelmez inşallah...
Şehirler arası yollarda trafik kazalarından çok korkarım. Korktuğum içinde kurallara titizlik ile uyarım. Hız neyse benim arabanın ibresinde de odur. Kırk sene olmuş ehliyet alalı, bir defa topu topu radara girmişim...
’’Bursa’nın İnegöl ilçesinde bir düğün salonunda çekilen görüntüler polisi harekete geçirdi. Koronavirüs (corona virüs) unutup halay çeken 15 kişiye 47 bin 700 TL ceza kesildi. Ayrıca aynı kişilerin, düğün salonu dışı ile evlerinin önünde de eğlence düzenledikleri öğrenildi.’’ BASINDAN
İki Korona kıs kıs gülerek birbirleri ile konuşuyorlardı...
- Aha yine geldik bu salakların bir düğününe, halayına...
Her ne kadar hazırlıksız yakalansak da bu korona denen illet hastalığa, dileyelim yakın zamanda bu korona belasından kurtuluruz. Bilim Adamları harıl harıl çalışıyor, mutlaka başaracaklar bu hastalığı alt etmeyi, inanıyor ve güveniyoruz. Bizlerde hastalık sonrası için bir takım hazırlıklar yapmak durumundayız...
Bir kere ilk önce kol kaslarınızı kuvvetlendirin derim. Yok canım yok bilek güreşi yapmayacaksınız, sadece sevdiklerinize, annenize babanıza, sarılacaksınız, eğer ki hayatta iseler. Çocuklarınız karınıza sımsıkı kemikleri yerinden oynatmacasına sarılacaksınız... Çok sevdiğiniz arkadaşlarınızı da bu sarılma faslına dahil edeceksiniz belki... Benim ilk yapacağım işlerin en başında bu geliyor...
Dağlara, ovalara, bayırlara, deniz kenarlarına salacaksınız kendinizi... O güzelim temiz havaları ciğerlerinize doldurun kuvvetlice... Hani diyordu ya bir zaman bir televizyoncu ablamız ''Havalar nasıl olursa olsun sizin havanız iyi olsun.'' diye... Sizin havanız yerine geldi mi, hayatınızda ki her bir şey de yerli yerine oturacaktır...
Başlığa bakınca hemen ''Hangi güzelin acaba?'' dediğinizi duyar gibi oluyorum. Bu da güzel ama, bir bayan değil tabi ki bu güzellik gecenin güzelliği ve gecenin koynunda neler olmaz neler... Gündüz hışırınız çıktığı zaman iş yerinde veya ev de gece hemen sizi koynuna alı verir...
Gözlerinizi kapatıp da dalarsınız rüyalara. O an da artık dünya ile irtibatınız kesilir... Belki bulutlara çıkarsınız zaman akar gider belki de yer yüzünün en derinine inersiniz... Bir salise de dünyayı üç kere turlarsınız Rüyalar İmparatorunun desteği ile... Sade rüyaların mı, her şeyin imparatorudur o Rahman ve Rahim olan Allah cc.
Uyku problemi olan bir dolu insan var aramızda. Birçokları bu problem için psikolog ve psikiyatrlara giderken, bazıları da kendine göre yöntemler ile bu problemi ortadan kaldırma yoluna gidiyor. Yastığa başını koyduğu zaman koyun saymak da değişik yöntemlerden birisi... İşte biz de koyun sayarken dikkat edilmesi gerekenler hakkında bir kaç düşüncemizi koyun sayanlara ve bundan sonra sayacaklara iletelim dedik, yoksa başka bir amacımız yok...
Bazı zaman teker teker sayılırsa da, kimi zamanda çifter çifter sayabilirsiniz. Ha o da olmadı değişik sayı kombinasyonlarını deneyebilirsiniz. Bunun seçimi keyfinize kalmış, kimse de keyfinizin kahyası değil tabi ki... Üçer üçer ve dörder dörderden sonra imkansız gibi, çok karışıyor hatlar, benden söylemesi...
Genellikle beyaz renkli ve merinos cinsi koyunlar daha seri ve daha güzel sayılıyormuş, daha çabuk uykuya daldırıyormuş, ben de birilerinin yalancısıyım... Kahverengi ve siyah renkli koyunları da sayabilirsiniz bir sakıncası yok. Koyunları sayarken araya büyük baş hayvanların cinsinden bazıları da girerse, saymaya devam edin, nasılsa ikisi de çift tırnaklı ve de eti budu yeniyor...
Lise yıllarında hep kravat takardık okula giderken... Biz takardık takmasına da bazı arkadaşlar, biraz daha farklı geniş kravatlar takardı... Daha dün ipince kravat takarken, niye geniş kravatla okula gelirlerdi ki? Baştan anlamazdık, böyle ucube kravatlar taktıklarını, sonradan çözdük olayı... Kravatlar ile kopya kağıtlarının aşkı varmış...
Bizim hırbolar, hırbolar dediğim de arkadaşlarım, kravatların arkasına kopya yazarlarmış. Bak sen! Yahu arkadaş kopya yazacağına ders çalış be kardeşim. Bak biz de fazla çalışmıyoruz bazı derslere, zayıf alıp kıçımızı kırıp oturuyoruz yerimize... Sonrada Alpay'ın şu meşhur ''Eylül de Gel'' şarkısıyla imtihanlara girip çıkıyoruz...
Ne aşkmış bu kravatlar ile kağıtların aşkı. Her gün ince normal kravat takarken, ne iş, yazılı günleri geniş geniş kravatlar takıyorlar arkadaşlar? Ama sadece siz mi uyanıksınız? Öğretmenlerde öğrencilik zamanlarında o yollardan geçmedi mi? Kaçın kurası o sevgili öğretmenlerimiz.
Siz de zaman zaman görüyorsunuzdur yerlere yapışık o kağıtları, eminim ki... ''Kredicim arayın görüşelim banka onaylı krediler sizi bekliyor. Cep 05... 12........'' diye devam ediyor... Terziniz var, ayakkabıcınız var, berberiniz var, emlakcınız var, bir de krediciniz var şimdilerde...
Hayır, arasam ne diyeceğim, ben bu Kredicim denen adama? ''Bay Kredicim yar bana bir kredi medeeeeet'' mi desem? Yani, eğer kredi alacaksam senin o ayaklarımın altına serdiğin numarayı niye arayayım? Giderim direk bankaya, başvurumu oraya yaparım... Dur be kafayı bozdum ben, arayacağım şunlardan birisini...
Zrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr, Arıyorum... Açar sanırım...
Bu gün reşit olmuş her insanda var kredi kartı denilen kullanım aracı. Hatta on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bile limiti düşük ve babalarının kefilliği ile kart alabiliyorlar. Yerinde kullanılır abartılmazsa faydaları da var mutlaka... Burada en önemli dikkat edilecek husus, kazancınızın çok üzerinde bir kredi kartı almamaktır. Yoksa ipin ucunu bir kaçırdınız mı, toparlaması da zor olacaktır sonrasında...
Kredi kartı ile yapılan her alışverişe mutlaka belge verilmektedir, fiş ya da fatura... Bu da devletin vergi gelirlerine artı bir değer olarak yansımaktadır... Taksitli alışverişlerde de alışveriş yapılan firma sizin ile değil de direk banka ile muhatap olmakta ve alacağı parayı garantilemektedir... Senet, kefillik gibi durumlar ortadan kalkmaktadır...
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!