Gülüşler istiyorum,
Yapmacık olmayan,
Hani küçüklüğümüzden kalan
Çocuk saflığında olan...
Sarılışlar istiyorum
körebe oyunu tadında
Düşe kalka geçiyor ömür,
Yara bere içinde, ama dimdik ruhumuz.
Dizdeki her leke bir hikaye mühür,
Yorulsak da bitmiyor asıl yolumuz.
Düşe kalka geçiyor ömür,
Emek, avuçlarında bir yangın gibi kalır,
Sen serptikçe yeşersin istersin kıraç topraklar.
Uykundan çalıp ömrüne kattığın o yıllar,
Bir rüzgâr eser de, senden habersiz dağılır.
Ne bir teşekkür sığar gidilen yollara,
Kırgınlığımı cebimde taşıdım yıllarca,
Susarak öğrendim kalbimin dilini.
Her adımda senden biraz daha eksildim,
Ama kendimden hiç vazgeçmedim.
Geceye yasladım yorgun cümlelerimi,
Çocukluğumun
saçlarını okşadım bu sabah,
Fesleğen kokusu sardı etrafı..
Ne dert,
Ne tasa,
Bir gece yarısı bölünüp uykun
Pencereden dalarsan gökyüzündeki yıldızlara
Gümüş bir sessizlik dökülür odana,
Eski bir şarkı fısıldar rüzgârın dudaklarına.
Anlarsın ki o an, dünya ne kadar uzak,
Bir gece yarısı bölünüp uykun
Pencereden dalarsan gökyüzündeki yıldızlara
Gümüş bir sessizlik dökülür odana,
Eski bir şarkı fısıldar rüzgârın dudaklarına.
Anlarsın ki o an, dünya ne kadar uzak,
En son dün gece gördüm seni
içindeydin mısrasında bir şiirin
o an etrafımızı saran
sevda değil aşk değil
karanlığın içinden yayılan
uzunca bir sessizlikti...
Hep başkalarıydı hayatın öznesi,
Sen hep bir kenarda, bir gölge gibi.
Cömertçe harcadın o gür sesini,
Tükettin içindeki o sönmez feri.
Verdiğin emekler, birer birer uçtu,
Gençliğim;
Bakışlarını dik
en sarp uçurumlara,
Zira o uçurumlar senin adımlarınla silinecek.
Güneşin henüz değmediği kuytulara bak,
Çünkü oralar senin alnındaki terle serinleyecek.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!