Ağır havaların ıssız bahçeleri

Cevat Çeştepe
997

ŞİİR


127

TAKİPÇİ

Ağır havaların ıssız bahçeleri

deli fişekler gibi fırlatıyorum gökyüzüne, yüreğimin dağlarını
doruklarında çocuklar gezsin diye, ellerinde bir somun ekmek
ve bir uçurtma uçsun mutlaka başlarının üstünde, rengarenk…
vahasız çöllerde açan çiçekleri suluyorum, sevinç çığlıklarımla
ve yüreğimdeki umutları…
bütün yarınlar için doğarken gözlerime,
güneşin ilk ışıkları…

-“hava kurşun gibi ağır, bağır-bağır bağırıyorum”
/ama usta, bu ülkede ekmek havadan da ağır, kurşundan da
nasıl uçsun uçurtmalar, bu karanlık bulutlar altında/

...,

sonra kendi çocukluğuma dönüyor, çocuksu rüyalar oluyorum
kovboylarım dökülüyor mesela, dallardaki sinema afişlerinden
ben çifte tabancalarında kurşun olup, sarkıyorum bellerinden…
ama içimde bir kızılderili ölüyor, sönüyor bütün barış çubukları
sebebi ben miyim bilmiyorum…
hiç görmediğim anamın kapanıp dizlerine,
utancımdan ağlıyorum…

-“koşun, kurşun eritmeye çağırıyorum”
/koştu çocuklar, koştuk hep beraber, ama yetişemedik be usta
kurşundan daha önce eridik, günün hain potasında/

...,

şimdi bütün ölü çocuklar biziz, sonsuzluğun ıssız bahçesinde
yangın gibi, ağıt gibi, şiir gibi, destan gibi oyunlar oynuyoruz
“büyümez ölü çocuklar” demiştin ya, gör bak nasıl büyüyoruz…
ve bir gün gelecek usta, haziran çiçekleri gibi açıp döneceğiz,
döneceğiz bir gün yeryüzüne…
bütün kuşlar gökyüzünde, en özgür kanat olacak uçurtmalara
söz verdik bir kere…

-“güzel günler göreceğiz çocuklar, güneşli günler”
/şimdi havada bahar sesi var, demek ki gelmek üzere haziran
çalınacak kapılarınız teker-teker, çalınacak birazdan/

Cevat Çeştepe
Kayıt Tarihi : 14.4.2014 09:09:00
Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


“hava kurşun gibi ağır, bağır-bağır bağırıyorum, koşun kurşun eritmeye çağırıyorum”….”büyümez ölü çocuklar”…. “güzel günler göreceğiz çocuklar, güneşli günler”……Nazım Hikmet.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Hatice Ak
    Hatice Ak

    ŞİİR: Ağır havaların ıssız bahçeleri - Cevat Çeştepe 
    14.04.2014 09:20:00 


    Bu yazı sadece bir anne olarak kaleme alınmıştır. 


    Ben öyle her söylenene, her şikayete, akıl süzgecimden geçirmeden müdahil olmam bilesin çocuk. Öne çıkmak gibi de bir kaygım olmadı hiçbir zaman, bilirsin işte yoğun duygular da derin sular gibidir ha deyince köpürmez. 


    Neredeyse bir yıla yakındır hemen her gün haberlerin paylaşılıyor, sessizce dinliyor takip ediyordum, her sabah umarım bugün daha iyisindir çocuk diyerek. Çarşı Pazar çokça dolaşan bir insan olmadığımdan gerçek yaşamda olan bitenle ilgili sadece televizyonlarda gördüklerim ve hemen evimin çevresi ve gün boyu işyerimin penceresinden gördüklerimdi tanık olduklarım. 


    Birkaç gündür çevremi biraz daha genişletmiş ve sabahları yarım saate yakın yürür olmuştum ama gördüklerim beni fazlasıyla üzüyordu. Dün gene üstte yok başta yok soğuktan tir-tir titreyen 6-7 yaşlarında sığınmacı olduğu her halinden belli bir erkek çocuk, daha saat sabahın altısı ve sokaklarda. Biraz ilerleyince poğaçacının önünde kaldırım taşlarına oturmuş üç-dört tane daha kızlı-erkekli. 


    Bu gün aynı yerde bir kız çocuğu… Yüzünü görmedim, başında belki de tüm bedenini örtebilecek büyüklükte bir örtü vardı. Utanıyordu besbelli, gece neyle karşılaştı, sabahı nerede etti bilmiyorum ama daha sabahın körü sayılabilecek bir saatte buz gibi kaldırım taşlarına oturup kalmıştı. 


    Nereye koyacağımı bilemediğim eller ve anlatması kabil olmayan düşüncelerle eve geldim ve televizyonumu açtım, açtım açmasına da bakamadım, ilgimi başka şeylere odaklamaya çalıştım bir süre olmadı. Gözlerimi kapattım gene karşımdaydı görüntüler. 


    Ve kaldırımda gördüğüm o küçücük çocukların üzüntüsü bir anda senin görüntülerinle bütünleşti, senin için ekmek almaya giderken kör bir kurşuna hedef oldun dediler, kim bilir kaldırımda oturan çocukların akıbeti ne olacak. Çünkü onlar savaşın çocuklarıydı, hem de yirmibirinci yüzyılda... 

    Ne olur biri bana anlatsın....Nedir bu kavga, neyin kavgası... 


    Ne olur çocuklara sahip çıkılsın ve bir hiç uğruna ve boşu boşuna canlarından olmasınlar. 

    ……Onlar daha çok küçükler ve günahsızlar….Lütfen çocuklar ölmesinler……. 

  • Cevap Yaz
  • Mustafa Çetinkaya
    Mustafa Çetinkaya

    Karamsarlığı attık bir yana,güneş gibi parlıyoruz yarınlara diyerekten haykırıyor yüreğin ustam...
    ''ve bir gün gelecek usta, haziran çiçekleri gibi açıp döneceğiz,
    döneceğiz bir gün yeryüzüne…
    bütün kuşlar gökyüzünde, en özgür kanat olacak uçurtmalara
    söz verdik bir kere… ''
    Kalemine sağlık.Saygılar.

  • Cevap Yaz
  • Canan Akpınar
    Canan Akpınar

    Hâlbuki vurgun en çok denizlere yakışırdı... Çocukları vurdu ve renkli uçurtmaları...
    ölü sanıyor sağır dünya...Onlar yaşıyor...
    Yeniden şiirde olmanın keyfiyle..

    Saygılar usta...

  • Cevap Yaz
  • Yusuf Değirmenci
    Yusuf Değirmenci

    “büyümez ölü çocuklar” demiştin ya, gör bak nasıl büyüyoruz…
    ve bir gün gelecek usta, haziran çiçekleri gibi açıp döneceğiz,
    döneceğiz bir gün yeryüzüne…
    bütün kuşlar gökyüzünde, en özgür kanat olacak uçurtmalara
    söz verdik bir kere…

    cevat hocam bir idaal uğruna ölen ölü çocuklar açan çiçekle gibidönr yaşamın bahçelerine özgürlğkler sağlandığı zaman kutlarım harşka birşiir okdun derin anlamlar içeren özgür sesinizive sizi

  • Cevap Yaz
  • Nazır Çiftçi
    Nazır Çiftçi

    ŞİİR BÜTÜN GÜZELLİĞİYLE APAÇIK OLARAK UMUDA YOLGULUK GİGİ MÜKEMMEL ANLATILMIŞ.Üstat; şiiirin anlamını ve değerini çok iyi bilen ve uygulayanımızdır.
    ' ağır havaların ıssız bahçeleri '
    -“hava kurşun gibi ağır, bağır-bağır bağırıyorum” Nazım Ustanın dediği, gibi... Bu bağırma sevgiye ve insanlığa davettir. Çok değerli bir manzumenizi zevkle okudum tam puan +ant. tebrik ve teşekkür ederim. selam size.

  • Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (102)