Derd-i hıyanet ile koptu bu bağ, kalmadı hemra
Yıllarımı bezmettim, yolunda olmuşum hep mahra
Ateş-i hecrin ile ruhum oldu sanki bir sahra
Hükm-ü red ile gitti, kalmadı bende hiç şahra
Zer-ü ziynet uğruna, akrabalar olmuşlar düşman
Rüzgâr dalgalı,
Fetvâlara bir omuz atmalı,
Kesin yargılar yerine,
Sözler, kelâmlar yumuşatıldı..
Akıl yaşta değil başta işte,
Islaklık hatırlıyorum,
Tuzlu bir ıslaklık,
Sahte acımacının biriyim..
İçimin mevsimlerine uymaz şu tabiat,
Hüzünlü mevsim, yağmur yağacak,
Ak kağıtların omuzlarına yüklendim,
Bir o sancı çekti birde ben çektim,
Yıllar geçtikçe ağladık,
Bir o karalandı bir ben dertlendim..
Ak kağıtlar üzerine sırlarımı verdim,
Iftira dilde durmaz,
Kemik değil sakızdı susmaz,
Karalamak yegâne hikmeti..:
Üstünde iz yaşamaz..!
Aklımı sürdüm uçuruma..!
Nehre doğru dönüp,
Dönmediklerini anlama umuduyla,
Başımı yerden kaldıramıyordum,
Çenemi, dişlerimi parçalayacak kadar kastım..
Aklımı sürüklüyorum kalmasın geride,
Günahlarımın parçası olmalıyım,
Hayır bağışlanmasın,
Nefret ettiğim ne varsa ben oldum,
Hayır, nefret beni yakmasın..
Her günümden bana armağan,
Unutmak mı akıl mı..?
Akıllılar tercih eder unutmayı..!
Çaresiz kiraya verdik hep aklımızı,
Yada gönül kırıntılarını..
Kaldırım taşı gibiyim ezildikçe sertleşen,
Birden alacakaranlığa gömüldüm,
Bulut altında soğuk,
Nemli hava perdesi sürüklendi,
İçimde yaşanmışlıklarla büzüldüm..
Isı birden düştü, titremeye başladım,
Hakikât görülmeden söylenen sözler,
Edebi yalanlardı,
Alacakaranlık çölde usulca yayıldı,
Güneş ışınlarını gerçek sandım..
Ölü araziler dirildi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!