Toprak altında bedenler,
Diri onlar ölü sanma,
Bu vatanı Sadvetiyle korur,
Ölü sanma diri onlar..
Harpte bedenleri silah,
Allah... Allah... Allah... Allah...
(Lâ ilâhe illallah...)
(Kalpler huzur bulur ancak O'nun adıyla...)
Bin yıl geçti bu toprakta, izi silinmez mühürün
Rüzgar esse ne çıkar? Kökü derin bu çınarın
Aynı toprağın suyuyuz, bir kökte canız biz,
Kardeşliğe kuyu kazan, en büyük hainiz.
Nifak tohumu ekenin, kursağında kalsın taş,
Türk ile Kürt bir omuzda, dökülmesin tek yaş!
Lanet olsun ayrımcıya, kopsun o kirli diller,
Biraz ağla can mendil uzatayım,
Zulüm kılıçla kesti canımı,
Kan ağlar Türk soydaşım,
Gözü yaşlı sessizler âmâ kaldı..
Düzeltemedik el ile ses edemedik,
savurdukça zamanı elinde tutan,
sıktığı topraktan, suyu fışkıran,
çelik bakışlarıyla kalkanı kıran,
yay kaşlarıyla dehşet saçan,
gönlünde deniz derya, merhameti barındıran..
Yaralıyım tuz sepip durmasın dünüm,
Tabip çare mi oldu hâlâ taze düşüm,
Yazgım ah kederli Rabbine özürlü,
Şükür sancılı vah halim hüzünlü..
Ruhum ıstırap içinde pişmanlı,
Bilmezdi kimse o gizli yurdu,
Rabbim nuruyla nizamı kurdu.
Anne karnında üç perde vardı,
Canı karanlık sırlar sardı.
Yok mu ukalanın haklı serzenişleri,
Dili dişleri ardına hapis,
Bırakır firar etsin zehirli kelimeleri,
On sekiz hepsi toplama sefil,
İçlerinden biri uzun saçlı mı nesi,
Muhalif olmak adına mı bu açlık,
Rüzgâr gibi koştum,
Yoğun tartışmanın pençesindeyim,
Gözlerim bulutlu parçalı,
Fısıldamayı sürdürdüm..
Vücudum kasıldı,
Sokak, saç teli kadar sessizdi,
Zihnimde tamamlıyorum herşeyi,
Yediğim o yaprağın lezzetini..
Yaprağa düşen yağmur damlasının,
Ürkütmesini güneşin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!