"Taşın dilini bildin de, Yaratan'ın dilini mi unuttun?"
"Kibrin boyunu aşmış, bak aynaya profesör!"
Kürsüde bağırınca hakikat biter mi sandın?
Kendi dar pencerende, büyük bir yalanla yandın.
Yer kabuğunu ölçtün, kıtalar kayar dersin,
Düşlerim bir ok gibi günaha ,
Sabrım pişmanlığı zorluyor ,
Çare tövbe sonrası yine günaha,
Tekerrür eden yaşamım aynı sokağa atıyor,
Kavuşması imkansız bir düşteyim,
Şuan cehennemdeyim elimde günah,
Yaptığım maskaralık bana ithaf,
Film şeridi gibi yüzüme vurulur,
Şahitliği susturamadıklarım savurur..
Kötüsü kurtulamadık maziden,
Boş kafa, gür sada... (Haşmetli cehalet)
Deryayı görmemişsin, katrede boğulursun
Her kelamın bir zehir, kendinle yoğrulursun
Aynaya bakmazsın ama aleme mizan verirsin
Sıfır noktasında durup, arşa değdim dersin
Duygularım yüzünden titredim,
Kibar kılıksızlık beni aldattı,
Acı verdi bedenime sözler,
Hafif düşmanlık maskeler taktı..
Çelimsiz hisler,
doymaz, doyamaz, nura doyulmaz, kanılmaz,
ancak nur açıklığı ile yorgun bitap düşer,
doymak değildir, bu en derinden aşk şarabıdır,
dinmeyen haykırış, mutluluğun sancısıdır..
insan doğar, kundaktayken zindana girdiğini anlamaz,
Hava yoğun sis kötümser,
Bulanık anlamlı izleri ,
Karmaşalık yaşlandırıyor beni,
Kara toprağa gidiyorum misafirliğe..
Tek oda ölüm ötesi,
Zihnimin içindeki kapıları açtım,
Sessizliği dinleyip sağır kaldığım fısıltıları,
Duymayı öğrenip kapandım,
Karanlıklar içinde dolaşmaya mahkûm..
Farkettim ağlamadan duramaz olmuşum,
Acıyla yoğruldum,
Cesaretle doğruldum,
Zamanla yoruldum,
Taşlandım, yaralandım,
Kahpeliklerle vuruldum..
Gölgelerim emanetti geçmişime,
Bilgelikle bilgiyi özümsedim,
Kanlar damarlarımda birbirine karıştı,
Çölü dev bir engel gibi zapt ettim..
Güneş çok geçmeden doruğa yükseldi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!