Duygularımı sevgimi,
Acılarımı hasretimi,
Benim olan herşeyi,
Kaybettim..
Geriye yalnızlığım kaldı,
Ölümü istedim,
İsyan etmedim..
Ölü bedende yaşıyormuşum,
Bilemedim..
Peşine düştü düşüncem,
"Mekke sokaklarında bir fısıltı yayıldı: 'Peygamber'e el uzattılar!'
Henüz bir delikanlıydı, ama kalbi koca bir orduydu Zübeyr...
Kılıcını çekti, kınından ilk o çıkardı çeliği İslam yolunda!
Efendimiz ona bakıp gülümsedi ve sordu: 'Sana ne oldu ey Zübeyr?'
Cevabı tarihe kazındı: 'Canım yoluna feda, Seni korumaya geldim ya Resulullah!'"
Öfkeyle pişmanlıklarımın peşinden gittim,
Bozuldu sonunda sıkıntılı sessizliğim,
Gönlümün yağmurları hüzünlü,
Ordularım düşümden damlayan hüznün..
Gözlerimi yumdum,
dünyanın umrunda mıyız,
peki sevdiğimizin,
biz, içimizde biriktirdiklerimizle öleceğiz,
halen anlamıyorlar bizi,
pişmanlık geldiğinde anlar mı.?
keşke der mi içinden..
Hüzünle çağladım nil gibi,
Neşeyle kamçılandık,
Korkunç boşluğu göremedik,
Acı sesime yansıdı..
Soluk boğazımdan tıslayarak boşaldı,
küstüm, takın kelepçeyi incecik bileklerime,
çakıldı kaşlar, halimden hırslandılar,
panik etmeyin, sakinim kendi halimde,
sadece kalemler tükendi, küs kaldım..
Başım düştü gözyaşlarıma,
Gözlerim yorgun yaşlı,
Sineme çaldı bu fena halim,
Sen yokken sana bürünemedim..
Dilim durmaz döner virane,
Seviye sıfır, sistem hazır.
Aşağısı karanlık, yukarısı kibir.
Delikten bak, ne görüyorsun?
Açlık mı, vahşet mi, yoksa sadece insanlık mı?
Şimdi dinle beni, dikey bir katliama hazır ol! Uh!
Silindi düş portrelerimden Sinan,
Zor beklemek ümidi boşa,
Muhabbetim dilimin ucundan düştü,
Toparlayamadım toparlanamadım,
Sustum mecburiyete kâni kaldım..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!