Adnan Deniz Şiirleri - Şair Adnan Deniz

Adnan Deniz


ÖNSÖZ

Bazen insanın içi cız eder yanar ya,
Elinden birşey gelmez ya yapacak.
Kaleme sarılır ya dertleşmek, paylaşmak için.

Devamını Oku
Adnan Deniz



Bir kelebek çizdi önce,İçinden bütün kuşları uçurdu çocuk.Uzun bir ıslık çaldı
Sonra,bir nefes bir nefes daha çekti içine.
--İşte bu diye bağırdı ,seviyordu
Yaşamayı.kırlara doğru uçar adım,koşup gitti yılkı atları gibi özgürce.

Devamını Oku
Adnan Deniz




Sonra bir "uzak" buldu insanoğlu
Gittikçe uzaklaştı.Farklılaştı duygular, sözcüklerin hiç bir anlamı kalmadı. Biliyordu herşeyin davranışlarda yattığını. Biliyordu kalacağını bir köşede.
Bir oyun oynamıştı, bir gün yüzü görmüştü işte hepsi bu. Şimdi karanlıkların vaktiydi.

Devamını Oku
Adnan Deniz



Gözlerinde
Ne zaman
Sevda türküleri söylense,
Dudakların

Devamını Oku
Adnan Deniz



Hep sen düştün hesabıma
Ayrık otu misalisin!
Gülüp geçtin sen halime
Sen ağamısın,sen beymisin?

Devamını Oku
Adnan Deniz



Hep sen düştün hesabıma
Ayrık otu misalisin!
Gülüp geçtin sen halime
Sen ağamısın,sen beymisin?

Devamını Oku
Adnan Deniz



Bütün güzel yürekliler,
Dost yüzlü insanlar beri gelin.
Bugün size sunulan dünyanın
Yas günüdür.

Devamını Oku
Adnan Deniz



Bir sigara izmaritiyim
Yere atılan.
Kaçıncı çiğnenişim
Üstümden geçen ayakların.

Devamını Oku
Adnan Deniz




Askerde çavuşların nöbet tuttuğu günlere, kolluğun ve kıllığın günü derlermiş.
İşte o Gün, öyle günlerden bir günüymüş, Hasan çavuşun. Tek tek kouşları geziyormuş. Öylesine titizmiş ki sormayın. Bütün askerler uykudaymış. Ama bir kouşun ışığı yanıyor, içeride kâğıt oynuyorlarmış. İçeri girmiş Hasan çavuş; Tok bir sesle "Kaldırın kâğıtlar burası peygamber ocağı “diye gürlemiş. Ama kimse aldırmamış. Çok kızmış Hasan çavuş. Bir hışımla çıkmış gitmiş kouştan. Sanki ben size biliyorum der gibi hali varmış. Doğruca nöbetçi amire arz etmiş bu durumu. Doldurmuşlar askerleri çipe, olay yerine varmışlar. Komutan içeriye girince, üçü ayağa kalkmış askerin, bir kenara çekilmişler. Ani bir durum yapmış Asker’in bir tanesi, Cebinden bir jilet çıkarmış, doğrayıvermiş, kolunu kanadının her yanını. Her taraf kan, revana dönmüş. Komutan sakin bir halde Çemremiş kollarını ve yermisin, yemez misin diye jiletçiyi iyice dövmüş. Üstü başı kan içindeymiş jiletçi Er’in. Komutana da bulaşmış onun kırmızı kanları, komutanın üstü başı betermiş. Alıp götürmüşler jiletçi Er’i kodese ve bir daha görünmemiş.
Bir zaman sonra ranzada yatarken Hasan çavuş, sağına bir dönmüş ki, yanındaki ranzada jiletçi yatıyormuş. Çok şaşırmış Hasan çavuş. Jiletçi elinde bir jilet tutuyor, Hasan çavuşa ters ters bakıyormuş. Çok korkmuş Hasan çavuş, iyice başına kadar çekmiş battaniyeyi Amacı, Jilet atarsa jiletçi, hiç olmasa yüzüne gelmesini önlemekmiş. Tehdit etmeye başlamış jiletçi, Hasan çavuşu. Uykusu tamamen kaçmış Hasan çavuşun. Hafifçe değdirmiş, jiletini battaniyeye jiletçi. Hasan Çavuş çaresizce, yalnızca bekliyormuş.

Devamını Oku
Adnan Deniz



Çaresiz kalışların bir sonucu değil midir? Kabulleniş. Yıkılmanın, yenilemenin, bükemediğin bileği öpmenin bir sonucu değil midir?
Sözün bittiği , sözcüklerin kişilerin boğazına düğümlendiği, gözyaşlarının donarak akamadığı son ümit kırıntılarının tükendiği çaresiz bir yerdir kabulleniş.
Mağrur duruşların, uysallığa evriştiği, bitmez denilen herşeyin bir anda bittiği, kişilerin, psikolojik
İçsel savaşını alenen yitirdiği bir şeydir kabulleniş.

Devamını Oku