Adnan Deniz Şiirleri - Şair Adnan Deniz

Adnan Deniz

Güzel, güzel olmalı…
Saçları bellerinde.
Birde kına olmalı,
Güzelin ellerinde.


Devamını Oku
Adnan Deniz

Bu gün uykularım nöbete kaldı
Seni sende düşünürken unuttum.
Cemalin aklımı başımdan aldı
Senden bana taşınırken unuttum.

Unuttum sendeki o kara kaşı

Devamını Oku
Adnan Deniz

Yılkı atları gezer bayırlarda düzlerde,
Özgürlük güzellemesidir adımları
Pıt pıt atan bir kuşun yüreğindedir sevgi
Zamansız kış mevsimidir üşütür sevda

Devamını Oku
Adnan Deniz

İçimizden sessiz bir şekilde ayrılıp gidenlerin ardından bakakalırız. Büyük bir yokluk hissini henüz içimizde yaşarken, insanoğlunun bitmek bilmez ihtirasının şahidi oluruz. İnsanoğlu sanki yok oluşa meydan okurcasına bir anda ne yaşayabilirsem o kardan anlayışının esiri oluverir. Sanki bugün uğurlanan faninin yerinde hiç olmayacakmış gibi bir ruh ortamında kendisini bulur. Aslında bu kaçış bile insanoğlunun ne kadar çaresiz olduğunun delilidir.
Yaşamak! Aslında adı konulmamış korku cehennemini cennete çevirebilme uğraşıdır. Yalnız bir farkla… Bir kısım insanlar bu cennet olayını dünyada ararken, bir kısım insanlarda cennetin ancak yaratanın emir ve yasaklarının sonucu oluşacağı kanaati ağır basar. Acaba dünyada oluşturulan cennetlerin sonu ne olmuştur? Yâda cennetlerde yaşayanlar daim olmuşlar mıdır? Bu sorularla boğuşup dururken tarihi bir zaman içerisinde hiçbir zenginin yâda kendisini dünya cennetinde sananların hiç birinin dünyada direk olarak kalmadıkları görülür.
Dünyaya insanların geliş amaçları nedir? Gerçektende kendi zevki sefalarını sürdürmek için mi gelmişlerdir? Ama insan denilen canlının çok farklı özellikleri olduğu görülür. Mesela çok akıllıdır ve doğruyu yanlışı ayırt edebilir. Kendini dünyaya direk edecek çareyi bir bulsa herhalde hiç kimseye eyvallah etmez. Ama çok çaresizdir. Sonuçta aklını kullandığı anda görür kü dünyaya gelen her canlının bir gayesi vardır. Bu dünyada kendine düşen görevleri yerine getirmekle mükelleftir. Bu dünya bir imtihan dünyasıdır ve bu imtihan davranışlar üzerinden ve Allahın belirlediği kurallar çerçevesinde devam etmektedir. Eğer bu kurallar çerçevesinde insanlar yaşarsa hem dünyada mutluluğu yakalarlar hem de ahirette gerçek huzur ve mutluluğu yaşarlar. Dünyada aslında kötü olmak çok kolaydır. Fitne, fesat, insanlara gaz vererek birbirine düşürmek, yalan söylemek… ve birden uzaklardan bakarak sadist duygularla kendinizi tatmin etmek mümkündür. Ama birbirine düşürdüğünüz insanların acıları, bedduaları acaba sizi rahat bırakacak mıdır? Hemi böyle bir hastalıklı ruh hali ile dünyada bile bu kişilerin cenneti elde etmeleri mümkün değildir.
Bu gün dünyamızda bu tür insanlar gittikçe çoğalmaktadır. Çünkü bu kişiler başkalarının mutluluk ve başarılarını çekemeyen onların mutsuzluklarından zevk alan hastalıklı bir bünyeye sahiptirler.
Paylaşmak, bu dünyadan göçüp giden faninin başına gelenin bir gün mutlaka bizimde başımıza geleceğini bilmek bu dünyada bizim pek çok problemlerimizi çözdüğü gibi bizim gelecek yaşamda daha mutlu bir hayat yaşamamıza da sebep olur.
İnanın hiçbir yere kaçamayız! İnanın bizim yapabileceğimiz kötülükler ve fitnelikler bizlere hiçbir şey kazandırmaz. Başkasını çekememek, onlara buğuz etmek veya onların ayağını kaydırmaya çalışmak devamlı bir suretle bizim psikolojimizi devamlı bozacaktır.

Devamını Oku
Adnan Deniz

Var olmanın en belirgin özelliği, hareket kabiliyeti ve etki-tepki dialoğudur. Okullar yapılır, ama içerisinde öğrenciler olmasa o binaların hiçbir özelliği yoktur. Çok güzel oyun sahaları vardır ama bireylerin o sahalarda devinimi olmasa, oyun sahalarının her hangi bir anlamı olmaz.
Onun İçin asıl olan insandır. İnsana verilen değer insanı yücelttiği gibi insanı yaratan yaratıcıya bir adım daha ulaşmamızda bize yardımcı olur.
Biz insanlar aslında bazı değerleri değer verdiğimiz kişiler, eşyalar ya da canlılar var iken pek fark etmeyiz. Ne zaman ki ufacık bir değerimiz elimizden kaybolup gittiğinde dövünmeye başlarız.
Hayatta mutlu olmanın en önemli sırrı aslında insanları dinlemek ve onlara değer vermektir. Bu davranış verildiği takdirde bizlere dönüt olarak geri gelir. Ama biz tam tersi insanları ufacık yanlışlarından dolayı toplum içinde bozuyorsak, insanın tabiatı dolayısı ile bu ufacık hatalar daha sonra karşıdaki kişilerde bize karşı bir intikam olarak geri döner.
Biz insanların yapacağı şey, kimsenin ayıbını yüzüne vurmak değil onların “ayıbını kapatan gece gibi ‘’olmaktır. Bu davranış sonunda herhangi bir zararımız olmadığı gibi karşıdaki kişilerin takdirlerini de kazanmamız mümkündür. O zaman kötü olmak niye? Neden bizlerin var olma nedeni olan değerlerimizin yok olmasına seyirci kalalım.
İnsanların aynı kişiye olan tepkileri çok farklı olabilir. Benim iyi olarak algıladığım bir kişiye siz iyi demeyebilirsiniz. Çünkü iyilik ve kötülükler insanların davranışlarına göre değerlendirilmektedir. Yapılan çok küçük olumsuz bir davranış karşıdaki için belkide sizin hakkınızda hiç ummayacağınız kırgınlıklara neden olabilir. O zaman yapmamız gereken şey, davranışlarımızı belli bir düzen kalıbına girdirmek ve söylediğimiz sözlerin arkasında durarak hareket etmemizdir.

Devamını Oku
Adnan Deniz

Ve...zaman denilen şey,
Yollarımı kesti...
Ve meçhul gelecek,
Beni terk etti.

Devamını Oku
Adnan Deniz



Yalnız kaldığında,
Kılınçlar bilenmiş
Uykular törpülenmiş
Bütün duyguların

Devamını Oku
Adnan Deniz



En kalabalık saatlerde
Buluyorum yalnızlığı
İnsan çığlıklarıyla
Sessizliğinde kayboluyor.

Devamını Oku
Adnan Deniz

Her gece vakti,
Bir küçük radyoya kilitledim zamanı
Uykuya izin verdim
Hayli geç oldu şimdi.


Devamını Oku
Adnan Deniz

Yazmak bazı zamanlar çok zor. Çırpındıkça batmaya benziyor. Bazı kelimeler nazlı birer gelincik gibi sallandıkça sallanıyor. Beynimin içerisinde kelimelerin dansı başladığı anda bütün uzuvlarım sanki kendisini kaybedercesine darmadağın oluveriyorlar.

Yazamadığım günlerde isyan bayrağı açmış bir nefer gibi solumaya başlıyorum. Nerede kaldın ey ilham perisi! Bazen şiirsel kelimeler dökülüyor dudaklarımdan. Bazen yazdıklarıma kızıyorum. Bazende bu kelimeler benimmi diye şaşırıyorum. Ama asıl olanı bulunca yani ana konuyu, dudaklarımda tebessümüm hiç eksik olmuyor.

Yazmak, bütün ozanlarla, yazarlarla ve insanlarla paylaştıklarımı yeniden insanlara sunmanın en pratik yolu değilmi? Yıllarca öğrendiklerini saklayarak bir köşede birikimlerimiz yalnız bırakılır mı? Yazmak, bir dostla güzel bir sohbet edercesine, bir fincan kahve'yi birlikte paylaşırcasına yazmak.

Devamını Oku