Adem Çavuşoğlu Şiirleri - Şair Adem Çavu ...

Adem Çavuşoğlu

Yürü be yolcu bu han da eskidi,
Bir bir sönüyor eski bahçenin kandili!

Kaç mevsim geçirdi şu ulu çınar?
Dolaştı sefil sefil kaç diyar?

Devamını Oku
Adem Çavuşoğlu

Cam kırıkları kanatmadan yüreğimizi
En güzel temmuzları yaşamıştık,
Çam kokularının,çam ağaçlarının dibinde
Tüm zamanların en güzel esintileriydi,
Kristal gecelerin gamsız yüzlerimizde sabahladığı zamanlar.
Bir usulca yaşamın

Devamını Oku
Adem Çavuşoğlu

Yağmurun suyunu içiyor gözlerim
Seni sevmek,sana yanmak,sana uyanmak...
Hepsi bir takvim.
Her sabahın bu ölgün vakti
Sana çıkıyor yokuşlarım,
Ne garip tüm benliğim

Devamını Oku
Adem Çavuşoğlu

Bir suçlu gibi duvar dibinde
‎En önce sana gözlerim vurulmuş
‎Ne bir ah duyulmuş ne bir veda
‎Yüreğim, ellerimden önce yorulmuş.

‎Denizler aşıp giden izlerin var senin

Devamını Oku
Adem Çavuşoğlu

Her akşam beni kapıda gündüzleri harp meydanında cenk etmiş bir süvari gibi karşılar yalnızlığım. Evvela miğferimi alır yüzümden ki bu -gün boyu yüzüme alelade oturttuğum sahte gülüşlerimdir-. Sonra mızrağımı, zırhımı ve kalkanımı ki bunlarda -basit taarruzlarım ve çürük müdafaalarımdır. Ve son olarak vurur dilime sükuttan gemini. Muzaffer bir komutanda olsam bu kapıdan girdigim anda başlar tüm esaretim. Her şey bıraktığım en acı vehmiyle dolusuverir her zerreme. Evvela bir hasret dolanir odada hirsli hirsli ayaklariyla. Ben adim atar atmaz iste oraya duvarda asılı çerçevenin içine siner. İlk onunla göz göze geliriz. -Yıllar yılı aynı duvarda, aynı çerçevede ve aynı yüz hatlarıyla siz bir resim dersiniz. babamdır o-. Tanır. Hemen koşar gelir, bilir zihnimde yerini, oturur. Ve başımı pencereye çevirir yalnızlığım. Yılların saniye saniye eskittiği bir saksı değer gözüme. Siz ona çiçek dersiniz. Ben hergün gözyaşlarımla acılar büyütürüm içinde. Annemdir o. -O da bilir yerini, koşar gelir, oturur zihnime-. Ve yine yeniden çeker başımı yalnızlığım. Direnirim. Faydasız. İrademin zayıflığını bilir. Üç beş adım ve mutfak. Her şey canlanır birden. O kadar hızlı canlanırlar ki hep mi canlılardı diye şüpheye düşerim, hergün. Tabak, kaşık, tencere, tavadır sizin gözünüzde. -Benim gözümde O'dur-. Bazen kaşık çatal sesi olur kulağımdan girer, bazen mutfak dolabının ahşap kokusu, bazen bulaşık önlüğü, bir terlik, çoğu zaman yatağın boş tarafı, yastığın hep soğuk kalan yanı... işte bu boşlukla hınca hınç dolarım. Merhaba her yanım.
Merhaba, benim sadık limanım! Merhaba, kısacık ömrümün asırlık keder bahçesi! Merhaba, dört mevsim hazanım! Merhaba ey hicran! Merhaba.

Devamını Oku
Adem Çavuşoğlu

Hiçbir kelime yakışmadı gidisine,
Bu lugati yetim bıraktın,
Nicedir suskunluğu öğrendim,
Sana cümleler kuramadım,
Ey gozyaslarimda yitirdigim,
Sabahların bu ölgunlugu usuttu ruhumu,

Devamını Oku
Adem Çavuşoğlu

Pencereden çıkan başı annemin
Yarısı merhamet çocukluğum
Mezarında ağlarken demin
Yarısı hasret çocukluğum
Koştuğum yollarda, düştüğüm yerlerde
Hep bir şefkat arar çocukluğum

Devamını Oku
Adem Çavuşoğlu

Konuşmaz söyler hâl ile sözünü
Ötenin ötesine bağlar gözünü
Elde durmayan o aşk közünü
Sineye sarıp gezmektir delilik...

Aşk ile doldurup dipsiz güğümü

Devamını Oku
Adem Çavuşoğlu

Dara düştü gönül, boyu aştı zillet
Hal hatır sormayan dostlar utansın
Eylemem derdim kimseye minnet
Namerde el açtıran dostlar utansın!

El pençe durup kapıda bekletir

Devamını Oku
Adem Çavuşoğlu

Geceye fısıldamak
Yağmura bağırmak
Göğe bakmak istiyorum.
Nefesinin sıcağında harlanmak
Göğsünün terinde ıslanmak
Kokunla süngülenmek istiyorum.

Devamını Oku