Yağmurun suyunu içiyor gözlerim
Seni sevmek,sana yanmak,sana uyanmak...
Hepsi bir takvim.
Her sabahın bu ölgün vakti
Sana çıkıyor yokuşlarım,
Ne garip tüm benliğim
Yürü be yolcu bu han da eskidi,
Bir bir sönüyor eski bahçenin kandili!
Kaç mevsim geçirdi şu ulu çınar?
Dolaştı sefil sefil kaç diyar?
Cam kırıkları kanatmadan yüreğimizi
En güzel temmuzları yaşamıştık,
Çam kokularının,çam ağaçlarının dibinde
Tüm zamanların en güzel esintileriydi,
Kristal gecelerin gamsız yüzlerimizde sabahladığı zamanlar.
Bir usulca yaşamın
Bre hey dağların deli dumanı!
Üstünden aşmayan yol ağlasin..
Yiğidin gönlüne gam ne ede?
Ayirirsa yardan felek ağlasin..
Eski bir çile! Şimdi aşktan dem vurmakta,
Heyhat! Aşk ki akla gem vurmakta!
---------------
Serpiliver hülyama başaklar boy atsın
Sazım çalar kırık telden
Sinelerim dağlar bugün
Haber aldım esen yelden
Suna yarim ağlar bugün..
Yol vermedi gurbet eller
Gurbet elde hallarımı
Bağrı yanık anam bilir
Ak düşmüş saçlarımı
Gözü yaşlı sunam bilir..
Haktan gelir fermanı
Düşen hasretime öteler ötesi
İşte hakikat,işte ruh maskesi!
Açıl şimdi açıl bize,
Ey bilinmez sır perdesi!
Bir nefesim var; bir öfke,bir kinlik
Yıkık şehirler görüyor aynada
Kırılmış,sönmüş fenerler
Çizgi çizgi yılları görüyor
Nasıl geçiyor amansız..
Yaşlar iniyor yerlere
Keybedilenler bir keskin şerit gibi
Hafif bir tüy gibi
Ömrümü eline al
İncinirim sıkarsan,
Açma avcunu
Kapılırım rüzgara.
Aşkımın kıyısı yoktur




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!