Ey Saburhane,
Zamanın sessiz yastığında.
Bir çocuk uykusu gibi duruyorsun.
Kirecin beyaz duvarlarında
Soylu bir sabrı var.
Her çatlağında bir öykü,
26 Ağustos 1922
Anadolu’nun Şafak Destanı
Şafak sökmeden önceydi,
gece daha geceydi,
Kocatepe susuyordu;
ama toprağın altında
Sen yoksun, her şey seninle dolu ama…
Suların senfonisi, sabahın ince ışığında
Adını fısıldıyor rüzgâr, çiçekler arasında.
Güneş ufukta, yavaşça açarken kollarını,
Bırakıyor suyun üstüne o güzelim oklarını.
Şiir dosttur, omuz verir insana,
Karanlık gecelerde yol bulur yarınlara.
Bir çocuğun gülüşünde, annenin duasında,
Şiir susmaz; nefes olur, yaşar halkın başucunda.
Şiir bayraktır, solmayan bir çiçek,
Sonbahar geldi sevgilim.
Ağaçların dallarına
sarı bir akşam asıldı.
Yollar sustu.
Gökyüzü biraz daha eğildi toprağa.
SÖZÜN KISASI
Ben de isterdim
Romantik, romantik şiirler dizeyim
Sevgiden yana yoksul yüreğim
Kesesi boş, kursağı boş
Biçareyim.
Sesimiz kabarır bugün, yankı düşer her yana,
Alın teri iner toprağa, çoğalır her damla,
Karanlığı yaran eller, sehere yürür inatla,
Bir umut boy verir en çorak topraklarda.
Susmaz artık bu yürekler, susamaz!
Bir ev düşün;
taş duvarlarına sabrı harç etmiş zaman,
kiremitlerinde güneşten kalma eski bir türkünün dumanı,
pencerelerinde akşam çayının ince, titrek buğusu.
Göğe pembe bir sevinç gibi savrulan
Engel değil yıllar, yürek çarpıntısına,
Aldırma yiten günlere, gençliğini yaşa.
Eski demirlerde coşkulu bir volkan gizli,
Ruhundaki ateş hâlâ kavuruyor içini.
Yıllar geçe belirse de çizgiler,
Yeniden Dünya’ya gelseydim,
köy yollarında koşardım çocukluğumda,
çimen kokusu sarardı dizlerimi,
toprak ellerimi kirletirdi,
pırıl pırıl olurdu kalbim ama.
Taş sektirirdim bir dere kenarında,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!