Yılkı Atları Şiiri - Kaan Kılıç

Kaan Kılıç
46

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Yılkı Atları

Karanlık meyhanelerden gelendi babam
Kendine katlanan demirden bin kapı gibi
Kitlenirdi geçmişinin çilingirsiz eşiğine
uçtan uca akan kadavra bir ırmak gibi
dökülürdü sokakların dölyatağı tenine

çağıldayıp geçerdi kaltak kentin üstünden
alkolik bir agaçken sökerek köklerini
azgın bir iştahla tırpanlanan topraktan
alkollere ekilirdi sakilerce yeniden

zifiri meyhanelerden gelendi babam
safkan bir arap atı belleyerek rüzgarı
mahmuzlayıp dörtnala süvarice binendi
çünkü gayri bir maharet gelmezdi
mecalsiz çürümüş burkulan ellerinden
alkolik bir çınar gibi fışkırırdı sonunda
ekilen kökleriyle sarhoş meyhanelerden

hipodrom ıssızlıgıyla bakardı çevresine
despot süvariler kadar mahmuzlayıp rüzgarı
hayaletten atlarıyla dönendi hep evine
dizginlenmez vahşi bir kasırganın üstünde

oysa yılkı atlarıyla inerdi kentin ortasına
altılı bir ihtimale kurban gittiği söylenir
kumarbaz hevesler devşirirdi günlerden
küflenmiş bültenlere ricacıyken yazgısı
azap ve merhamet dilenmezdi kaderden

dagılan hayaletten bir dumandı babam
kırbaçlanan sağrısıyla şehrin tam ortasında
yaşlanmış atlar kadar mağlupdu her koşuda!

bense kristal kadehleri okşardım ki boyuna
anason bugusundan bir baba damıtmanın
esriyen ürpertisiyle dolardım odalarda
okşadıkça şişeleri kadehleri bana orda
yetimliği okşamanın korkunç cüreti kaldı
devleşen cindi babam kırılgan şişelerden
okşandıkça dağılgan bir hatırayla sızardı

sözleri rutubet,nem ve küften ibaret
nikotin birikirdi durmadan kelamına
tavaflayıp tur atardı alkolik devriyeler
engebenden yorulmuş yüzünün yokuşunda
mızrapsız kitap gibi eskiyen şu ömrünün
önsözü pazarlanan hüznündür artık baba

kusmuk ırmaklarıyla akarken caddelere
akarken köklerinden topragın damarına
alkolik bir çınardın sürülmüş topragından
yazgın kovmuşken seni o uzak ormanlardan
anasondan meyveler düşürürken dibine
ağlayıp ben toplardım cesedini asfalttan!

fışkırıp budandın ya soykırım sokaklarda
ekemezdim geri ah bayındır topraklara
ekemezdim seni baba eksemde dirilmezdin
yazık ki alkolik bir agaç cesedi kalmıştın
unutulmuş sokakların gamlı hafızasında!

bir kez direkten döndün huzura varacakken
racon kestin azraile harlandıkça ateşin
esvabını yılanların derisiyle değiştin
kan kustun,balgam kustun çürüyen cigerinden
tüberküloz,verem falan filan mı niye?
deme baba yalvarırım sürülüp cehenneme
savruk küllerle döndün azametle geriye!

zar tutardı çünkü şeytan çalkalandın elinde
ah yenildin mağlup düştün lanetin kudretine
sıkışırken sakilerin kırılgan koltuguna
melekler belki zar atmazdı baba ama
düşeş diye gele geldin iblislerin avcunda!

gele gelen zardın kehribar bir tavlaydın
kapandın işte baba yok rövanşı hayatın
ey yenilginin en soylu yaşlanan yılkı atı!
her koşuda geçsin ama şimdi erken firarın!

Karanlık meyhanelerin gittin ki geçmişine
Çürük bir iskelet çıkardı kısmetine
Bense hatıranla harman edip kendimi
Küflü bir fotografa sıgdırdım seni benle
Sevinelim mi baba sıgmadık ki hayata
yırtık bir fotografta eskiyorken birlikte!

Vasiyetti senden kalan beylik hüzünler
Bir düzine kravat birkaç takım elbise
Çıkmaz sokakların ölüme çıkan kalbi
Bu korkunç kararan sokaklar kaldı bana
bir yetimin sarsılarak ağladığı kaldı bağışla!
Üzgünüm acizinim Bagışla beni baba!
silinen bir vasiyet oldum sana sonunda!

Gerilen köprüydün belki annemle aramızda
Ne vakit ki ağırlaştım azap oldum sırtına
Tasımaz ki artık agırlıgımı gövden baba
Zikredip hatmettikçe unuttugun kitapları
Nedametle aheyleyip çöküyorsun ardımda!

o derin gayyaların fısıldanırken sırrı
çekerken ciğerine katranlı kılıçları
bir sonbahar arifesi besmelesiz bezminden
muştulanmış azabına çekip gidersin baba

ki inkarına ikram olsun diyedir
remillerden salılar çekeriz bizhayata
velev ki piyangodan ikindi çıkmazında
tırpanıyla Azrail düşer senin bahtına!

bagısla baba yetişemedim namına
uzatmadım boynumu inkarın bıçagına
adanmadım öğütledigin bıçaklara bagışla
çünkü ne sen İbrahim olabildin bana
ne de ben ismailim tükendiğimiz oyunda!

ah elbet aglarım ağlamam mı ardından
sen ey yenik yanım ey en büyük yanılgım!
ah elbet aglarım ağlamam mıı ardından
serkeş bir yaz sabahı abanozdan cenazen
besmelesiz kalkarken yetim kalan koynumdan!

ah elbet aglamazmıyım canhıraş baba
sıtmalı bir yetimin titreyerek agladıgı
duyulacak dehşetengiz sur sesinin ardında
yüregin kurşun gibi mıhlanmışken göğsüme
günahında sevabın kadar uzakken bana
bağışla baba varlıgım bir ızdırap yokluguna
indirilmiş hatim bile yok artık aramızda!

Kaan Kılıç
Kayıt Tarihi : 11.8.2008 19:21:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Kaan Kılıç