Ağır Roman Şiiri - Kaan Kılıç

Kaan Kılıç
46

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Ağır Roman

Kusmuklu postalların zeminin altında
Göğsünde yontulan uçurumdan derinlik
Ey bin yıllık fırtınanın kurşunlanmış argosu
Dön ey açılan her cepheden yenik

Çatallı yüreginde çıngıraklı yılanlar
Delikanlı engerekler küfürbazca çiftleşsin
bin sustalı aç da yürü fiyakalı bagrında
ey artık geçmişiyle eskiyen çocuk değilsin!

Bileylenen intikamın bıçaklı jargonuyla
Platin bir piton gibi kıvrılırken sokagı
Talazlanan sırtına hançerlenmiş bıraktın
Dön ey façan bozuk kanlı jiletli çocuk
dön ey cephelerden yenik ve darmadağın!

Yaya kalır yanında kurşunların sürati
Geldin ki afilli bir raconun sonuna
Esrarlı cigaranın ağırlaşan dumanıyla
Aglayarak sarsıldın bir sübyanın boynuna!

Esrardı marihuana ağır dumanlı afyonla
Semazen bir endamla Harman edilir tenin
Vahşi barbarlara talan esriyen tarih gibi
Hunharca yagmalanır o kevaşe sevgilin!

Afili akrep akar yüzünün yokuşunda
Ters akıntı çiyanlar kaynasın avucunda
Aralarken demirden dumanlı bin kapıyı
İblisin kevaşesi bir şimşegin koynunda!

Mitralyözden gözlerle tara korkunç saçları
Hallaç olmuş dudaklar ki bakraç ve bakır
Perilerin çürümüş perçeminden sarkarken
Tepetaklak vücutlara bakmak seni acıtır!

ey argonun savrulan en harbi haramisi!
intikamın kıblesini tavafla şimdi yeri
bıçkın kasırgalar savururken kalbini
saklama yaralısın ey kırılgan serseri!

Yürü be delifişek yürü bıçkın sustalı
Açılsın fırtınanın pejmürde pelerini
O külhan kadavralar kükrese de arsızca
Dolduramaz kestigin raconların yerini!

ey yazgının sürülmüş kibirli şövalyesi
yürü bre tutuşan yangınlara dogru
dalga dalga çarptıgın dalgakıran dünyada
yürü de boz itlerin külhani raconunu!

Ve artık uçurumlu yazgına bakmaktasın
Sendeleyip yalpalarken esrarlı ekseninde
Kından henüz çekilmiş münzevi kılıç kadar
Ağlayarak bileylenip öyle şavkımaktasın!

Sürgünsün ey aglatma yüzünün kavşagını
Kovuldun talanından yagmasından dünyanın
Ey savrulup bıçakların usturanın sonunda
Açılsın ey katranlı kuzguni kanatların

Toplasan kahkalarla çınlamış gökkubbeyi
Yüregine sıgmayacak gazelhan agıt eder
Parça parça yürürken kuytusuna şafagın
tanyerinin yangınına sadece hüznün yeter!

vurdugunda sustalıyı kamçılanan damara
ardında magmalanmış fışkıran kan saklıdır
bilmezsin ey açılmış fiyakalı sustalı
her sustalı en çok kapanırken yalnızdır!

atmosferi esrar gibi ciğerine çekerken
hangi esrar tutabilir sevişmenin yerini
bozulmuş bakirligin izbesiyle sokakta
esrimiş bir sustalıyla keserken bileğini!

Ey açılmış falçatalar,sustalılar adına
Ey ağdalı akışkan ırmakların adına
Ey götür delifişek hüznünü de giderken
Kükürtlü leş kanlarla karanlık mazgallara!

Nasipsiz ellerine zülum zincirlenirken
Kırlangıç saganagıyla kaltak kente düştün sen
Ve kafası dumanlı kırlangıc meşrebiyle
Süprülecek mazgallara delikanlı cenazen!

ey argonun savrulan en harbi haramisi!
intikamın kıblesini tavafla şimdi yeri
bıçkın kasırgalar savururken kalbini
saklama yaralısın ey kırılgan serseri!

Kaan Kılıç
Kayıt Tarihi : 2.6.2008 16:50:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Kaan Kılıç