Haklıyım desem de dilim varmıyor,
Gönlümdeki yara huzur vermiyor.
Kimse bu halimi hayra yormuyor,
Suçluya borçluyum, kalbim utanır.
Yüzüme vurulur en saf niyetim,
Eskiden dedemin bir "sözü" vardı, senede bedel,
Şimdi her ağızda bin yalan, her köşe başında bir zelil.
Ar, edep dedikleri rafa kalkmış, toz tutmuş;
Cibiliyeti bozuk bir nesil gelmiş, aslından kopmuş.
Kökünü kurutmuşlar o koca çınarın, gölgesine tükürerek,
Adamlık dediğin artık pazarda mezat, boyun bükerek.
Kapım sana her daim açık
Şimdi kovuyorum seni yâr
Ama yarın mutlaka geri gel
Bugün varız yarın muamma
Ne zormuş seni sevebilmek
Doğrul ey yetimlerin ahı, doğrul ey toprağın teri!
Göklerden gelen o ses, uykuları dağıtan bir ihtilaldir.
Hira’da yankılanan nida, sadece bir tesbih değil,
Ebu Cehillerin saltanatını yıkan o büyük zelzeledir!
Cahiliye dediğin, sadece putlara tapmak mı sandın?
Gözlerin bir mısra başıdır,
Gülüşün sığmaz bu kağıda.
Aşkın ömrün sabır taşıdır,
Adın yankılanır dağda.
Gönlümde bir nisan telâşı,
Seni düşünmek;
Karanlık bir dehlizde paslı bir çiviyi sökmek gibi,
Hani o kör kuyularda birbirini bulan iki sağır dilsizdik,
Senin karamsarlığın benim efkârıma değdi de
Yaralarımızdan güneş sağdık, çiçeğe durdu bu bozkır.
Gel seninle Nurhak’a çıkalım,
Gel seninle türküler çığıralım,
Savrulsun saçlarımız rüzgarda,
Yürüyelim şu güneşli kulvarda.
Karlı başı göğe değer heybetle,
Cesurdun giderken, arkana bakma,
Yıktın şu gönlümü, bir daha yakma.
Mühürle kapını, açık da bırakma,
Gittiğin o yollar, dar gelir elbet.
Bir katil misali, döndün mü geri?
Orkide
Kalbimde bir sırdır adın ey yâr
Gönlümde hicrânın sessiz bahâr
Bir nazarın yeter ömrüm karar
Orkide, sana meylim inkâr değil
Yüzümde boyalar, sahte bir bahar,
Sadece düşünce çalarsın kapı.
Eğlencen bitince dünya bana dar,
Sende hiç değişmez bu bencil yapı.
Bir palyaço gibi güldürdüm seni,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!